Ayakkabılar: Zevk ve Acı

13 Nisan 2015 | kolektomani | özel dosya, tasarım

Victoria & Albert Müzesi, bu yıl moda sergisi kapsamında, 13 Haziran 2015 – 31 Ocak 2016 tarihleri arasında,  bizi ve dünyayı “dönüştüren” ayakkabıları ele alan  “Shoes: Pleasure and Pain /Ayakkabılar: Zevk ve Acı”  sergisine yer verecek.

Ayakkabının öyküsü çok gerilere, insanlığın başlangıcına dek uzanıyor. Binlerce yıl süren bu öyküde, ustaların ve tasarımcıların yaratıcı gücü insanların fantezileriyle buluştu ve  giyimin en önemli parçalarından birini yarattı. Dünyanın farklı köşelerinden 200’den fazla tarihi ve çağdaş ayakkabının büyük bölümü ilk kez gün ışığına çıkıyor; ayakkabının hem “ızdırap veren”  hem de “tutku ve zevki ateşleyen” ilham verici yönlerine  odaklanıyor.

Victoria & Albert Müzesi, son 2000 yıla ait tüm dünyadan örneklerin olduğu rakipsiz bir ayakkabı koleksiyonuna sahip. Küratör Helen Persson Shoes: Pleasure and Pain  sergisi için -Eski Mısır’a ait saf altın yapraklarla süslü sandaletlerden fütüristik görünümlü 3D yazıcı yöntemiyle üretilmiş ayakkabılara dek- diğer uluslararası koleksiyonlar ve kişisel gardıroplardan da derinlemesine tarayarak bir seçki oluşturmuş.

Marilyn Monroe, Kraliçe Viktorya, Sarah Jessica Parker ve  Hon Daphne Guinness  gibi ünlülerin giydiği ayakkabıların yanı sıra, Moira Shearer’ın Kırmızı Ayakkabılar (1948)  filminde giydiği bale pabucu gibi ünlü ayakkabılar; Manolo Blahnik, Christian Louboutin, Jimmy Choo ve Prada dahil 70 ünlü tasarımcının imzasını taşıyan kadın ve erkek ayakkabıları  da sergilenenler arasında. Çin’in ayak bağlama geleneğine özgü “lotus” ayakkabılar ve çamurlu sokaklarda eteklerin kirlenmemesi için tasarlanan, aşırı yüksek platformlarıyla 16. yüzyıl chopine’leri gibi birçok “ekstrem” ayakkabı da tarihten kesitler sunuyor.

Serginin küratörü Helen Persson, “Ayakkabılar giyimin hikaye yönünden en zengin olan parçası.  Güzel, heykelsi objeler; öte yandan toplumsal cinsiyetin, statünün, kimliğin, tarzın ve hatta cinsel tercihin en güçlü göstergelerinden biri. Tercihimizi yaparken, olmak istediğimiz kişiyi yansıtmaya yardımcı olacak ayakkabılar seçiyoruz.”

İki kata yayılan sergi üç tema üzerine kurulu: Transformation (Dönüşüm), Status (Statü) ve Seduction (Baştan Çıkarma) “Transformation” bölümü Cinderella masalının farklı kültürlerdeki yorumlarından başlayarak, mitlere ve efsanelere konu olmuş ayakkabılara ayrılmış. Hop-o My Thumb (Parmak Çocuk) masalında her adımda 1 saatlik yol giden devin botları (Seven Leauge Boots) dahil, “onu giyen kişinin hayatını büyülü bir şekilde değiştiren”  ayakkabıların, halk kültüründe doğup bugünün “masalcıları” olan ayakkabı tasarımcıları yoluyla tekrar bizi nasıl “dönüştürdüğünü” anlatıyor.

“Status” temasına ayrılan alanda ise tasarımları, biçimleri ve malzemeleriyle aslında yürümek için yapılmamış, hiç de kullanışlı olmayan sadece görünümüyle ya da bazen çıkardığı sesle, onu giyen kişinin ayrıcalıklı yaşam tarzın “gösteren”, hatta hareketini yönlendiren ayakkabılar sergilenecek. Abartılı uzun burunlu Kızılderili ayakkabısı ya da Avrupa’da 17. yüzyılda giyilen ve yürürken şaklama sesi çıkaran asilzade ayakkabılarından 1993’de Vivienne Westwood defilesinde Naomi Campbell’in giydiği mavi platformlu ayakkabılara dek geniş bir skalayı kapsıyor.

‘Status” bölümü tarihsel olarak bir zamanlar Avrupa saraylarından takip edilen ayakkabı modasının, bugün ünlü ayakkabı tasarımcıları tarafından nasıl yönlendirildiğini de anlatıyor. 18. Yüzyıl Fransa’sında trend öncüsü asil hanımlarının giydiği “Pompadour” ile Alexander McQueen ve Sophia Webster gibi moda dâhilerinin tutku nesneleri yan yana boy gösteriyor.

“Seduction” alanı ise cinsel güç ya da haz nesnesi olan ayakkabıları ayrılmış. Yüksek platformlu Japon getalarından,  erotik tanımına giren aşırı yüksek topuklu ve  sımsıkı bacağı saran deri çizmelere birçok örnek, sadece ayakların değil,  ayakkabıların da cinsel fetiş nesnesi olabileceğini anlatıyor.

Laboratuvar gibi düzenlenen diğer kat ise konsept oluşumundan son ürüne, ayakkabı tasarım ve üretim sürecinin, her bir aşaması dekore edilen birinci katta ise ayakkabı tasarlama ve üretim sürecinin tüm hikayesi izlenebilir. Bu bölümde filmler ve animasyonlar eşliğinde ayakkabı, geleneksel zanaat teknikleri ile teknolojik inovasyonları,  işlev ile sanatı ustaca bir araya getiren ustaların gözünden tüm katmanlarına ayrılıyor.

Tasarımcı eskizleri, malzemeler, motifler, bezemeler, H.& M. Rayne’in Prenses Diana için tasarladığı örneğin de arasında olduğu ayakkabı kalıpları, Roger Vivier’nin Christian Dior için  yaptığı tasarımlarla bir arada. Yaratıcı isimlerin inovatif stiller yaratmadaki ustalıkları, daha yüksek topuklar ve daha dramatik biçimler yaratmak için strüktürel problemlerini nasıl çözdüklerine dair röportajlar da izlenebilir.

Zaha Hadid tasarımı Nova ayakkabılar ve Andrea Chaves’in 16 cm’lik  topuğu olan Invisible Naked tasarımları dahil, optik illüzyon yaratan, 3D yazıcı ile ya da ileri deri üretim yönemleriyle yapılmış ayakkabıların olduğu bölüm de ise malzeme ve biçim, kalıplama ve plastik deneyleriyle ayakkabının geleceği de tartışılıyor. Son bölüm ise ayakkabının koleksiyon değerine odaklanarak, spor ayakkabılardan lüks ayakkabıları 6 ayrı özel koleksiyona ayrılmış.

Serginin son bolümü ise ayakkabının koleksiyon değerine odaklarınyor ve spor ayakkabıların lüks ayakkabılara .6 ayrı kişinin koleksiyonu na yer verilmiş

The following two tabs change content below.

kolektomani

Son Yazıları kolektomani (Tüm Yazıları)

Bu yazıyı beğendiniz mi? Lütfen Paylaşın!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir