Barbaros Hayreddin Paşa ve Preveze

16 Aralık 2014 | Turgay Tuna | genel

1538 yılının ilkbaharında tarihin gelmiş geçmiş en büyük donanması oluşturuluyordu; İspanya, Almanya, Venedik, Portekiz, Ceneviz, Vatikan, Floransa, Malta gibi Avrupa devletlerine ait 600 gemiden oluşan bu büyük Haçlı donanmasının başına Almanya İmparatoru Charles Quint tarafından Andrea Doria getirilmişti. Doria, 16. yüzyıl Avrupası’nın en büyük amirali olarak biliniyordu. Bu büyük donanmanın asıl amacı, Cezayir Beylerbeyi, Kaptanıderya Barbaros Hayreddin Paşa komutasındaki Osmanlı donanmasını ortadan kaldırmaktı. Zira Osmanlı donanması, Avrupa ülkeleri için Akdeniz sularında büyük bir tehdit oluşturuyordu.

1538 yılının Eylül ayı başlarında, Haçlı donanmasına ait gemiler büyük bir saldırı için İon Denizi’ nde toplanmaya başladılar. Kötü haber çok geçmeden İstanbul’da Divanı Hümayûn’a, oradan da Eğriboz’da bulunan Barbaros Hayreddin Paşa’ya ulaştı. Andrea Doria, Osmanlı donanmasının Akdeniz’ deki en önemli deniz üssü olarak bilinen Yunan sularındaki Preveze’yi topa tutmuş, limanda demirli gemilerden bir kısmı da sulara gömülmüştü. Bunun üzerine Barbaros Hayreddin Paşa, yirmi parçadan oluşan bir filoyu donanma komutanlarından Turgut Reis’in emrine vererek, keşif için İon Denizi’ne gönderdi. Turgut Reis, İon Adaları’nın güneyindeki Zanta Adası açıklarına ulaştığında, Haçlı donanmasına ait kırk parçadan oluşan filoyu görerek düşmanın konumunu Barbaros’a iletti, alınan haber üzerine Osmanlı donanması Eğriboz’dan çıkıp Mora kıyılarını takip ederek güneydeki Modon üssüne geldi.

Onun yaklaştığını öğrenen Andrea Doria da, Preveze kuşatmasına son vererek, donanmasını kuzeyde yer alan Korfu’ya doğru çekti. Bunun üzerine Osmanlı donanması, Arta Körfezi’nin kuzeybatı ucunda yer alan ve girişi dar bir boğazdan oluşan Preveze deniz üssüne girerek demir attı. Amiral Andrea Doria’nın da istediği buydu. Yapmış olduğu plana göre Türk donanması, güç bakımından daha üstün olan Haçlı donanmasına karşı açık denizde bir savaşa girmekten çekinerek, Preveze’ de hapis kalacaktı. Haçlı donanması, Türk donanmasından üç kat daha güçlü konumdaydı. Barbaros Hayreddin Paşa, 27 Eylül Cuma günü amirallerini etrafında topladıktan sonra yaptığı görüşmelerde karşılarındaki düşmanın stratejisini, silah üstünlüğünü göz önüne alarak, Preveze’den çıkıp bu güçlü armadaya hücum edilmesini önerdi. Ona göre, en büyük avantajları, büyük bir kısmı çektirilerden oluşan Türk gemilerinin üstün hareket kabiliyeti ve Türk toplarının menzil üstünlüğü idi!

O gece, tüm donanma hazırlanarak, 28 Eylül Cumartesi sabahı güneş doğmadan önce Preveze Boğazı’ndan çıkıp üssü terk etti ve güneş doğduktan birkaç saat sonra iki donanma karşı karşıya saf tuttu. Osmanlı donanması üç kanada bölünmüştü. Orta kanattaki gemilere Kaptanıderya Barbaros Hayreddin Paşa, sağ kanattaki gemilere Salih Reis, sol kanattaki gemilere ise Seydi Ali Reis komuta ediyordu. Turgut Reis ise arkada yer alan yedek kuvvetlerin başındaydı. Osmanlı donanması karşılarında toplanmış bulunan Haçlı gemilerini üç koldan top ateşine tutarak büyük bir taarruza geçti ve birkaç saat içinde de gemilerin yarısını Akdeniz’in sularına gömdü. Amiral Andrea Doria hiç beklemediği bu durum karşısında daha fazla kayıp vermemek için savaş alanını süratle terk ederek, geride kalan sağlam gemilerini toplayıp Arta Körfezi’nden uzaklaştı. Denizcilik tarihinin en büyük savaşlarından biri olarak kabul edilen Preveze Deniz Savaşı da böylece, Barbaros Hayreddin Paşa’nın zaferiyle son bulmuş oldu.

1473 yılında Midilli Adası’nda dünyaya gelen Barbaros Hayreddin Paşa, Osmanlı İmparatorluğu’nun gelmiş geçmiş en ünlü kaptanıderyası olarak bilinir. Önceleri, ağabeyi Oruç Reis ile birlikte kuzey Afrika kıyılarında korsanlık yaparak doğudan batıya tüm Akdeniz’de ünlendi. 1528 yılında Cezayir’de kurduğu devleti Osmanlı İmparatorluğu topraklarına kattıktan sonra imparatorluk donanmasının kaptanı-deryalığına getirildi. Zamanında Osmanlı donanması Akdeniz’deki en büyük deniz gücü haline dönüştü. Türk denizciliğindeki köklü yapılanmanın temelleri de onunla beraber atıldı.

Barbaros’un kazandığı en büyük zaferlerden biri de 70 yaşındayken, denizcilik yaşamındaki son seferi olan Fransa zaferidir. 5 Ağustos 1543 tarihinde müttefik Fransız gemileriyle beraber denize açılarak Nice önlerine gelen Barbaros Hayreddin, Almanya Kralı Charles Quint’in elinde bulunan kenti yaptığı başarılı bir kuşatmayla ele geçirerek 20 Ağustos’ta       Fransa Krallığı’na teslim etti. Bu olaydan birkaç yüzyıl sonra, Fransız Deniz Kuvvetleri’nin en önemli deniz üslerinden birinin yer aldığı Toulon’un belediye sarayına, üzerinde Toulon Limanı’na demirli Osmanlı donanmasını gösteren görkemli bir tablo asıldı. Barbaros’un anısını yaşatan bu resmin altındaki şiirin son dizesi şöyle dizilmişti:

“Bu gördüğünüz, hepimizin imdadına yetişen Barbaros ve ordusudur.”

Barbaros Hayreddin Paşa bu son seferden döndükten iki yıl sonra, İstanbul’ da öldü ve Beşiktaş’ ta, bugünkü Denizcilik Müzesi’nin karşısındaki türbesine gömüldü. Onun seferden dönüşünü, büyük şair Yahya Kemal Beyatlı şu dizelerle destanlaştırır:

Deniz ufkunda bu top sesleri nereden geliyor

Barbaros belki donanmayla seferden geliyor

Adalardan mı, Tunus’ tan mı, Cezayir’ den mi

Hür ufuklarda donanmış iki yüz pare gemi

Yeni doğmuş ayı gördükleri yerden geliyor

O mübarek gemiler hangi seherden geliyor ?

 

The following two tabs change content below.

Turgay Tuna

1951 yılında İstanbul’da doğdu. Galatasaray Lisesi’nde okuduktan sonra Hacettepe Üniversitesi’nde Turizm eğitimi gördü. 1973 yılından itibaren profesyonel terüman-rehberlik yapmaya başladı.1980-1986 yılları arasında bir Fransız seyahat acentesinin temsilcisi olarak Mısır’da görev yaptı ve bu zaman zarfında eski Mısır tarihine duyduğu ilgiyle Kahire Fransız Arkeoloji Enstitüsü’nün seminerlerine katıldı, ardından Mısır tarihini etüt etti. O günlerden bu günlere mesleği gereği kuzeyden güneye Mısır’ı defalarca kat etmiş olan Tuna, 1980 yılından bu yana 157 Mısır turu yaptı ve bu ülkede binlerce fotoğraf çekerek Mısır üzerine kapsamlı bir dia-bank hazırladı. Yıllardan beri Mısır tarihi seminerleri ve konferanslar veren, eşi Josie Tuna ile birlikte eski Mısır teması üzerine sergiler açan Turgay Tuna’nın Gelişim Yayınları’ndan “3000 Yıllık Gizem Tutankhamon” ve MB Yayınları’ndan “Ahlan Sahlan Kahire” adlı kitapları çıktı. Bugüne kadar birçok dergi ve gazetede Mısır üzerine 50’ den fazla makalesi yayımlanan Tuna, turizm yazarı Bülent Demirdurak’la beraber; 2012 yılında, Hollanda’da Mısır üzerine turistik bir rehber yayımladı. Halen, “Antik Mısır’dan Esintiler” adıyla yeni kitabını yayıma hazırlıyor. Bütün bunların dışında yıllardan beri toplamış olduğu toprakaltı antik Mısır objeleri Turgay Tuna’nın önemli koleksiyonlarından birini oluşturuyor. İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ne kayıtlı olan, içinde antik Mısır mezar bebekleri uşaptilerden sırlı keramik figürinlere dek değişik eserlerin yer aldığı bu koleksiyon Yapı&Kredi Kazım Taşkent Sanat Merkezi’nden Mecidiyeköy Metro Alışveriş Merkezi’ne, Bakırköy Town Center’dan Beylikdüzü Migros’a uzanan değişik sergilerde yer aldı

Bu yazıyı beğendiniz mi? Lütfen Paylaşın!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir