Binyılın Büyük İcadı: Gözlük

05 Ağustos 2014 | Benan Kapucu | gündelik yaşam, tasarım

Görme bozukluğu, tarih boyunca insanların hayatının kaçınılmaz bir parçasıydı. Görme kusuru olanlar ya da belli bir yaşa gelip giderek daha az görmeye başlayanlar, kalan ömürlerini böyle geçirmek zorunda kalıyor, iş yapamıyor, hatta sonunda evde hapsolmaya mahkum oluyordu. En aktif, en üretken olmaları gereken yaşlarda çalışmayı, yazmayı, okumayı ve beceri gerektiren işleri bırakmak zorunda kalıyorlardı. Ta ki ilk gözlüklerin ortaya çıktığı 13. yüzyıla gelinceye dek… Birçok bilim adamı kendini özellikle cam, mücevher ve saat yapımı gibi incelikli işlerde çalışan zanaatkarların sorununu çözmeye adadı.

Aslında gözlüğün ana malzemesi olan camın tarihi 4 500 yıl öncesine kadar gidiyor. Antik Mısır ve Mezopotamya uygarlıklarının merceği geliştirmesiyle optiğin tarihinin de başladığını söyleyebiliriz. Bilinen ilk merceği, 700’lerde Asurluların kuartz taşından yontarak yapmıştı; Antik Romalılar ise su dolu cam küreleri mercek olarak kullanıyorlardı.

Gözlüğü ilk bulan kişinin kim olduğu, bütün araştırmalara rağmen hala gizemini koruyor.  13. yüzyılda,  Ortaçağ Avrupası’nda optik bilimiyle ilgilenen Roger Bacon, İbn-i Heysem, Aristo,  İbn-i Sina, İbn Rüşd, Öklid, Kindi, Batlamyus ve Tideus gibi bilim insanlarının yakın zamanda çevrilmiş optik ve felsefe konulu eserlerinden alıntılar da yaparak ışığın nesnelerden kaynaklanmadığını, nesnelerden yansıdığını söylüyordu.

İlk takılabilir gözlük ise 1286 yılında İtalya’da üretildi. Bu gelişme, mercekleri bileyerek ve cilalayarak gözlük yapılmasını sağlayan optik endüstrisinin başlangıcı olarak sayılıyor.  Gözlük yapımcıları görüşü düzeltmek için zamanın optik teorisinden değil (çünkü henüz merceklerin nasıl çalıştığını açıklayamıyordu) merceklerin etkilerini inceleyerek farklı mercek tipleri geliştirdiler. Popozo ailesinin bir üyesi tarafından 1289’da yazılan bir İtalyan el yazmasında yazar ilk kez gözlüğün icat edildiğini müjdeler:

“Yaşlandığım için yorgun düştüm. Gözlük (spectacles) denen bu camlar olmasaydı,  ne okuyabilir ne de yazabilirdim. Gözü iyi görmemeye başlamış zavallı yaşlı insanların yararlanabileceği yepyeni bir keşif. ”

1306 yılında Pisa’da yaşayan bir keşiş,  Giordano da Rivalto da bir vaazında gözlükten söz etmektedir:

“Gözlük sanatı icra edileli henüz 20 yıl bile olmadı. Dünyanın en yararlı sanatlarından biri olduğunu düşünüyorum. Ben onu ilk yapan kişiyle bizzat görüşme fırsatı da buldum.”

Ama kaşifin adından hiç söz edilmiyor. Rivalto vaazında  İtalyanca “occhiali” sözcüğünü kullanıyordu.

Gözlük ilk kez 15. yüzyılın başında İngiltere’de üretilmeye başladı, Almanya, Fransa ve Hollanda’da yaygınlık kazanması ise 16. yüzyılı buldu. 1462 ve 1466 yılları arasında Milano Dükü Francesco ve  Galeazzo Maria Sforza’nın mektuplarında da gözlükler hakkında detaylı bilgi veriliyor; Floransa’da içbükey ve dışbükey merceklerin çok sayıda üretildiklerinden söz ediliyordu. Bu döneme ait belgelerde 1413 ile 1562 yılları arasında kendi atölyelerinde üretim yapan 50 gözlük ustası olduğunu gösteriyor.

İlk gözlüklerin mercekleri dışbükeydi ve sadece yakını görme problemi olanların işlerine yarıyordu. Uzağı görme sorunu yani miyopluğu içbükey mercekler ancak yüz yıl sonra üretilebildi. O tarihlerde, -içbükey merceklerin üretimi daha zor ve pahalı da olduğu için- gözlüğün daha çok okuma amaçlı kullanılması önemseniyordu. Miyopluğu (uzağı görememe) düzeltmede kullanılan içbükey mercekli gözlükler ancak 16. yüzyılın başında ortaya çıktı.

Gözlüklü ilk resim

Gözlüklerin resmedildiği en eski örnek  ise Tommasso da Modena imzalı, Provans Kardinalı Hugh’un vidalı gözlüklerle resmedildiği 1352 tarihli freskdir. Domenico Ghirlandajo da 1480 yılında St. Jerome’u masasının başında gözlüklü olarak resmetmiştir. St. Jerome, ilk gözlüklerin yapımından bin yıl önce  ölmüş olsa da gözlükler burada bilgeliğin sembolü olarak resimdeki yerini almaktadır. İncil’i İbranice metinleri esas alarak Latince’ye çeviren ilk kişi olan St. Jerome, kütüphanecilerin., eğitimcilerin, çevirmenlerin ve yazarların azizi, Fransızlar tarafından ise gözlük ustalarının azizi olarak kabul ediliyordu.

Gutenberg’in 1450’lerde matbaayı icat etmesiyle birlikte , gözlükler zanaatkarlar, keşişler ve diğer din adamları tarafından kullanılmaya başladı.  Kitaplar herkesin ulaşabileceği kadar yaygınlaşınca, gözlük talebinde de hızlı bir artış olur. 15. yüzyılın sonunda , seyyar gözlük satıcıları Batı Avrupa sokaklarını doldurur. 1665 yılından sonra , ilk gazete London Gazzette’in basılmasıyla birlikte talep daha da yükselmeye devam eder.

Çift odaklı gözlüklerin mucidi ise Benjamin Franklin. Cam merceklerin üst kısımları uzak görüşü, alt kısımları ise yakın görüşü düzeltiyordu. Benjamin Franklin, 1785 Mayıs’ında Londralı hayırsever George Whatley’e yazdığı bir mektupta “Artık gözlüklerimi takıp çıkarmak zorunda değilim,  sadece gözlerimi aşağı yukarı hareket ettirmem yetiyor” demişti. Franklin bu gözlükleriyle zamanının yüz yıl ötesindeydi. 1700’lerde Franklin’in çift odaklı gözlüklerinin yanı sıra Benjamin Martin’ın icadı olan kemik çerçeveli Martin’s Margins gözlükler,  kulaklara takılan saplı gözlükler,  Amerikan Başkanı George Washington ve Napolyon Bonaparte gibi gözlüklerini sürekli takmak zorunda olmayanların tercihi makas açılımlı gözlükler üretilmeye başlamıştı.

İlk gözlükçü dükkanı 1783’de Philadelphia’da açıldı. Francis Mc Allister mağazasında gözlükleri bir sepetin içine yığıyor, müşteriler de bunları tek tek deneyerek gözlerine uygun geleni alıyorlardı. 1815’te artık kendi altın ve gümüş çerçevelerini üretmeye başlamıştı. 1820’ler ve 1830’larda  Mc Allister’in yanı sıra 300’ün üzerinde üretici ve ihracatçı iş yapıyordu.

Tek gözde, göz çevresi kaslarıyla sıkıştırılarak kullanılan “monokl” gözlükler 1720 yılında üretildi ama çok daha sonra 1880’lere ve 20. yüzyıl başında  yaygınlaştı.  Özellikle aristokratlar moda akımlarının da etkisiyle statü sembolü olarak monokl biçimini tercih ediyordu. 1727 yılında Londra’da Edward Scarlett’in gözlük sapını bulmasıyla gözlükler bugünkü şekline kavuştu. Saplar kafaya göre ayarlanabildiği için gözlük burun üzerine daha az ağırlık yapıyor, düşme tehlikesi de önlenmiş oluyordu.

Kelebek gözlükler

19. yüzyılda insanlar sadece okurken değil gündelik hayatlarının içinde de sürekli gözlük takar oldular. Daha az maliyetli , günlük gözlük olarak kullanılan “pince-nez” yani buruna sıkıştırılarak kullanılan “kelebek” gözlükler ilk kez 1840’larda Fransa’da ortaya çıktı ama 1800’lerin sonunda yaygınlaştı. Sıklıkla burundan düşüp kırılabildiği için kullanışsız sayılan “pince-nez” gözlükler, tarihin önemli politik figürlerinden biri olan ABD başkanlarından Teddy Roosevelt ile popüler olmuştur.

1800’lere gelince, seyyar tezgahlarda, kuyumcu dükkanlarında ya da genel mağazalarda satılan daha ucuz gözlükler üretilmeye başladı. 1800’lerde gözlük yaşlılığın ve sağlıksızlığın göstergesiydi o yüzden sadece ihtiyaç duyulduğunda kullanılıyordu. Bu durum özellikle kadınlar için geçerliydi. Yüzlerinde sürekli gözlük taşımak istemeyen kadınlar için 1780’de üretilen “lorgnette” 1800’lerin ortalarında hayli yaygınlaştı. 1830 yılında ise bir Fransız üretici  gözlüklerin katlanmasını sağlayacak bir menteşeli bir gözlük geliştirdi.

Gözlük endüstrisi

1900’lerde gözlük üretimi başlı başına bir endüstriye dönüştü, üretim ve dağıtım ağlarıyla birlikte. Hollywood yıldızları ve ünlüleri, değişen modalar ve geliştirilen yeni malzemeler sayesinde  yepyeni stiller ortaya çıkmaya başladı. Hollywood aktörlerinden Harold Lloyd bağadan yuvarlak çerçeveli gözlükleri fotoğrafları bir moda çılgınlığı yarattı.

1930’larda güneş gözlükleri moda oldu. Aslında ilk güneş gözlüklerinin 1430’lu yıllarda Çinliler, ateşte dumanın isi ile kararttıkları gözlükleri başta mahkemeler olmak üzere birçok yerde gözleri görünmesin, düşünceleri göz ifadelerinden belli olmasın diye bu koyu renkli gözlükleri takıyorlardı.  Renkli camlar üretiliyordu ama ilk kez 1913 yılında İngiltere’den Sir William Crookes ultraviyole ve kızıl ötesi ışınları absorbe eden bir cam üretti. Güneş gözlüğü özellikle İkinci Dünya Savaşı’nda pilotlar için hayati bir önem kazanmıştı.

1940’larda plastik üretiminde gelişmeyle birlikte gökkuşağının her renginde farklı çeşit gözlük çerçevesi üretilmeye başladı.  Kadınlar arasında yukarı çekik çerçeveli gözlükler modaydı, erkeklerse spor altın çerçeveli gözlükler kullanıyordu.

Ama 20. yüzyılın ikinci yarısında, gözlükler de kıyafetin bir parçası olarak sayıldı , gözlüklerin de sürekli olarak yenilenmesi gerekiyordu yoksa eski moda kalabilirdi. Ünlüler giderek daha çok gözlük modasını etkisini altına almaya başladı. Örneğin 1970’lerde Jacqueline Kennedy Onassis yüzü neredeyse kaplayan gözlükleri popülerleştirmişti.  1980’lerde teknik inovasyonlarla birlikte daha hafif ve güvenli gözlükler üretilmeye başladı.

Kaynakça

* Rosenthal, William, Spectacles and Other Vision Aids, s.489, 1996.

* Ilardi, Vincent, Renaissance Florence: The Optical Capital of the World, s.538, 1993.

* http://www.museumofvision.org/exhibitions/?key=44&subkey=4&relkey=35

* http://en.wikipedia.org/wiki/Glasses

 

The following two tabs change content below.

Benan Kapucu

1988’de ODTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü’nden mezun oldu. 1994’te MSÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümünden yüksek lisans derecesini aldı. 1994–2003 tarihleri arasında Doğan Burda Yayın Grubu bünyesinde Brava Casa, Elle ve AD dergilerinde editör, yazı işleri müdürü ve yayın yönetmeni olarak çalıştı. 2003-2007 yılları arasında multimedya proje danışmanlığı, kitap ve dergi editörlüğü işlerini sürdürdü, birçok sektörel derginin yaratım sürecinde rol aldı; XXI, Skylife, Turkish Time, Natura dergilerinde tasarım konulu araştırma ve söyleşileri yayımlandı. 2007-2009 yılları arasında Ommedya bünyesinde, icon dergisinin yayın yönetmenliğini ve Natura dergisinin yayın danışmanlığını yaptı. Design Turkey dahil, birçok ulusal tasarım yarışmasında jüri üyeliği yaptı. İTÜ Tasarım Kongreleri kapsamında tasarım yayıncılığı üzerine iki akademik bildirisi yayımlandı. İTÜ ve Anadolu Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarımı bölümlerinde Medya ve Tasarım dersiyle yarı-zamanlı olarak tasarım eğitimine katkıda bulunuyor. Son olarak İKSV 1. Tasarım Bienali’nin katalog editörlüğünü ve bienal kapsamında yayımlanmakta olan New City Reader mimarlık, kamusal alan ve kent gazetesinin yayın yönetmenliğini üstlendi. 2009- 2014 yılları arasında Häfele’de proje koordinatörlüğü kapsamında, Gateway dergisinin editörlüğünü yürüttü. Halen üniversitede misafir öğretim üyeliği, editörlük ve metin yazarlığı işlerini sürdürüyor.

Son Yazıları Benan Kapucu (Tüm Yazıları)

Bu yazıyı beğendiniz mi? Lütfen Paylaşın!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir