Biyonik Mimarlığın Öncüsü Jan Kaplicky

10 Aralık 2013 | Benan Kapucu | mimari

Zamanın en yenilikçi mimarlık ofislerinden biri sayılan Future Systems’in kurucusu Jan Kaplicky’nin ölümünün üzerinden neredeyse dört yıl geçti.İstanbul’da, Yapı Endüstri Merkezi’nde verdiği son konferansında biyonik mimarlığın öncülleri olan işlerini ve yeni projelerini Türk mimarlık çevresiyle de paylaşmıştı. Düşünsel arkaplanını anlattığı, organik görünümlü bir kabukla kaplı fütüristik Selfridge Binası, uzay üssü izlenimini veren Lord’s Cricket Ground Natwest Medya Merkezi belki de bugün en çok bilinen işleri arasında.

Kaplicky, 1937 yılında Prag’ın Ořechovka denen banliyösünde heykeltıraş bir baba ve botanik kitaplarına çiçek ve bitki ilüstrasyonları çizen bir annenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş. Çocukken vaftiz babasının Amerika’dan gönderdiği Life dergilerinin sonra işlerinin üzerinde büyük bir etkisi olduğunu dile getirmiştir. Life dergisinde gördüğü uçakların ve modern mimarlığın teknolojisi mimarlığının en önemli esin kaynağıdır. 1956 ve 1962 yılları arasında Prag’da College of Applied Arts and Architecture’dan mimarlık diplomasını alan mimar, 1968 yılına dek ofisinde mimarlık yapar. Prag Baharı’nda Sovyetlerin Çekoslovakya’yı işgal etmesiyle birlikte, o da Londra’ya kaçar. Cebinde sadece 100 Amerikan doları ve birkaç çift çorap vardır. “O yıllarda mimarlık adına çok da yeni bir şey yoktu Londra’da. Archigram akımı da son günlerindeydi, hemen arkasında İngiltere mimari süper güç olmaya başladı. Norman Foster, Richard Rogers gibi isimler çok daha sonra ortaya çıktı. Ama bugün işlerin düzeyi biraz aşağıya inmeye başladı, modern mimari yok olmaya başladı. Zaha Hadid’den başka bir isim pek yok, bu yılın Venedik Mimarlık Bienali’nde ortalama işler vardı” diye anlatır o dönemi.

Kaplicky önce Denys Lasdun and Partners (1969–1971) için çalıştıktan sonra, Renzo Piano ve Richard Rogers (1971–1973) ofisinde iş bulur. Ofis Paris’e taşınınca, İngiliz pasaportu da henüz olmadığı için Londra’da kalır ve Spencer and Webster, Associates kısa bir süre çalıştıktan sonra bugün Foster and Partners diye anılan Foster Associates’e katılır.

1979’da Kaplicky, ilk ortağı David Nixon ile birlikte Future Systems mimarlık ofisini kurar. Amanda Levete ortak olarak 1989’da katılır. 1991’de Prince Philip Prize Yılın Tasarımcısı ödülünü alsa da ilk 15 yıl Future Systems 1994 yılında Lord’s Cricket Ground Medya Merkezi verilinceye kadar pek iş almaz. 1999’da Royal Institute of British Architects (RIBA) Stirling Ödülü alan yapı 2001’de World Architecture Awards ödülü alır.

Özgün ve Organik Tasarımlar

Kuruluş ilkelerinin çoğunda İngiliz hi-tech mimarlar Norman Foster, Renzo Piano ve Richard Rogers’dan ilham alır ama Future Systems daha radikal, daha az “makine estetiği” binalar yapar, en az onlar kadar hi-tech olsa da… Kaplicky, hem mimarlık hem tasarım alanında çalışan 12 kişilik bir tasarım ekibiyle konser salonundan kütüphaneye, masaüstü aksesuarlarından aydınlatma tasarımına birçok farklı alanda projeler gerçekleştirdi. Tasarımlarının çoğu son derece özgün ve organik, bugün biyonik mimarlık diye bilinen akımın öncüllerini oluşturuyor. Doğal strüktürleri tekrar ediyor, sinek kanadı, ağaç dalları ya da kayalardaki mağara gibi… Tasarımlar özgürce, diğer mesleklerin yapım tekniklerine uyarlanıyor, çoğunlukla uçak tasarımı, araba tasarımı ya da motor yapımında kullanılan kıvrımlı, monokok kabuk strüktürlere benziyor. Bazı tasarımlar da evden ziyade dev böcekler gibi görünüyor ya da dış kısmında karmaşık nervürlü bir dokuya sahip.

1990’larda belli bir bilinirliğe ulaşan firma Londra’daki Lord’s Cricket Ground Medya Merkezi (1999) ve Bull Ring içinde yer alan Selfridges Binası (2003) gibi projelere imza atar. Selfridge mağazası için yapılan bina, kent merkezinin yakınında yer alan Bullring alışveriş merkezinin bir bölümü olarak tasarlanmış. Bölgenin kentsel planlamasından sorumlu Benoy Ltd’in tasarlamadığı tek alan ve Birmingham’in kentsel siluetine çarpıcı bir katkıda bulunuyor. 21. yüzyılın ilk yıllarında amorf, organik biçimlere olan yönelimi tarifleyen “blobitecture” Avusturya Graz’daki Peter Cook imzalı Kunsthaus ile karşılaştırılabilir.

Doğa da biz de kutulardan ibaret değiliz o yüzden ben kutulardan oluşan bir mimarinin neden var olduğunu anlayamıyorum.

Bu yüzyılın en yenilikçi yapılarından biri Natwest Medya Merkezi tasarımın çıkış noktası, Lords’un kendine has doğasına saygı göstermek ve onu korumak, aynı zamanda da ona yeni çağın habercisi olacak, dünyanın en çağdaş ve göz kamaştırıcı medya merkezini sağlamak… Bina, dünyanın ilk alüminyumdan imal edilmiş kabuk tasarımı. Bu yüzden de yalnızca yeni bir üç boyutlu estetiğin ortaya çıkarılması değil, inşaat yöntemleri açısında da çığır niteliği taşıyor. Yapı, inşaat endüstrisi tarafından değil, bir tersane de üretilmiş. Yeni teknoloji ve malzemeler kullanmadığını söylüyordu. “Biz yeni teknoloji kullanmıyoruz önemli olan mevcut teknolojiyi nasıl kullandığınız.” Sterling ödülü alan bu yapı da motor yat teknolojisiyle tersanede üretilmiş.

Tartışmalı Bina Çek Ulusal Kütüphanesi

2007 yılında Kaplicky, yeni Çek Ulusal Kütüphanesi binası için açılan yarışmayı kazanır. Bu ülkesindeki olacak bu projenin hayatının en önemli olayı olduğunu söyler. Bununla birlikte binanın tasarımı yeşil ve mor renkte bir blob’dur ve yöre sakinlerince “Ahtapot” adıyla anılan bina ağır bir şekilde eleştirilir. Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Václav Klaus binanın önünde durarak binayı canla başla korumaya hazır olduğu kulağa gelir; sonra sözcüsü sonrasında onun bunu düşünerek söylemediğini, ciddiye alınmaması gerektiğini söyler. Pavel Bém, Prag’nın Demokrat Belediye Başkanı, seçildiğinde tasarımı desteklediğini ama giderek düşmanca hisler beslemeye başladığını söyler.

Kaplicky, çıkan tüm politik tartışmalara rağmen, Çek Cumhuriyeti’nin komünist dönem sonrasına ait en dudak uçuklatıcı tasarımının planlandığı gibi inşa edileceğini söylüyordu. Ulusal Kütüphane projesi, başta Çek Cumhuriyeti Başkanı ve Prag Belediye Başkanı’ndan olmak üzere, kamuoyunun tepkisine neden olmuştu. 50 bin metrekarelik alan üzerine inşa edilecek olan, “Ahtapot” lakaplı bina, 10 milyon kitap barındıracak. Binaya destek olmak amacıyla 3000 kişinin katıldığı bir imza kampanyası düzenlendi, ayrıca başta mimar Eva Jiricna olmak üzere yarışma jürisi de projeye tam destek verdiğini açıkladı.

Çek Cumhuriyeti’nin yeni ulusal kütüphanesi, Prag’daki büyük çaplı yeşil Letna platosunda konumlanıyor. 40 bin metrekarelik yapı, cilalanmamış beyaz mermerden bir platform üzerine oturuyor. Yapı, geometrik anlamda parlak paslanmaz çelik bir yüzeyin köşelerinden çekiştirilmesi şeklinde biçimlenmiş. Taban sınırlarından da teğetlerin yükseltilmesi ile oluşturulan geometri, yapının çok sayıda açıdan gözlemlenebilmesine olanak tanıyor.

Cannonbury’de yer alan Hauer King Evi’nde Georgian sıra evlerin sonu ile yine tescillenmiş 19. yüzyıla ait bir lokalin arasında hem iki tarihi yapı arasındaki bir pivot noktası işlevi görüyor. Evin iç mekanında tüm yer döşemeleri boydan boya beyaz seramik ile kaplıyken bu yüzey de dış terasa kadar uzanıyor ve ‘iç-dış’ ayrımının keskinliğini ortadan kaldırıyor. Evin arka tarafındaki bahçe, boyutta küçük olmasına rağmen organik geometrili teras ve peyzajla birlikte engebeli topoğrafyası ile dikkatin bahçe duvarlarında odaklanmasını engelliyor.

Galler’deki konut projesindeki hedef, yapının görsel etkisini azaltabilmek ve binayı, peyzajın doğal bir bileşeniymişçesine araziye oturtabilmek olmuş. Yumuşak, organik formu ile yapı, engebeli arazinin içinde eriyecek şekilde tasarlanmak istenmiş; Çatı ve yan cepheleri araziye ait bitkilerle sarılmış ve örtülmüş. Bu yüzden evin içindeki tüm manzara, bitki örtüsü ve zaman zaman denizi gören, ince paslanmaz çelik doğramalı şeffaf bir cam cepheden ibaret. Yapının hava geçirir şekilde imal edilmiş çatısı, çim ile kaplı. Bu eğrisel kontrplağın aşağıya doğru yaptığı ‘çöküntü’ iç mekanda belli yumuşak bir geçiş efekti yaratıyor; strüktürün organik formu ile bütünleşiyor.

Uygulama pratiğinin yanı sıra Kaplicky, mimarlık eğitimine de katkıda bulundu. 1982’den 1988’e dek İngiltere’nin en eski bağımsız mimarlık okulu Architectural Association Mimarlık bölümünde ders verdi. 1992 yılında Bordeaux’da School of Architecture, Technische Universität Berlin’de Design Workshop bölümlerini yürüttü. 2000 yılında RIBA Onur Ödülü’nün de sahibi oldu.

The following two tabs change content below.

Benan Kapucu

1988’de ODTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü’nden mezun oldu. 1994’te MSÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümünden yüksek lisans derecesini aldı. 1994–2003 tarihleri arasında Doğan Burda Yayın Grubu bünyesinde Brava Casa, Elle ve AD dergilerinde editör, yazı işleri müdürü ve yayın yönetmeni olarak çalıştı. 2003-2007 yılları arasında multimedya proje danışmanlığı, kitap ve dergi editörlüğü işlerini sürdürdü, birçok sektörel derginin yaratım sürecinde rol aldı; XXI, Skylife, Turkish Time, Natura dergilerinde tasarım konulu araştırma ve söyleşileri yayımlandı. 2007-2009 yılları arasında Ommedya bünyesinde, icon dergisinin yayın yönetmenliğini ve Natura dergisinin yayın danışmanlığını yaptı. Design Turkey dahil, birçok ulusal tasarım yarışmasında jüri üyeliği yaptı. İTÜ Tasarım Kongreleri kapsamında tasarım yayıncılığı üzerine iki akademik bildirisi yayımlandı. İTÜ ve Anadolu Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarımı bölümlerinde Medya ve Tasarım dersiyle yarı-zamanlı olarak tasarım eğitimine katkıda bulunuyor. Son olarak İKSV 1. Tasarım Bienali’nin katalog editörlüğünü ve bienal kapsamında yayımlanmakta olan New City Reader mimarlık, kamusal alan ve kent gazetesinin yayın yönetmenliğini üstlendi. 2009- 2014 yılları arasında Häfele’de proje koordinatörlüğü kapsamında, Gateway dergisinin editörlüğünü yürüttü. Halen üniversitede misafir öğretim üyeliği, editörlük ve metin yazarlığı işlerini sürdürüyor.

Son Yazıları Benan Kapucu (Tüm Yazıları)

Bu yazıyı beğendiniz mi? Lütfen Paylaşın!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir