BİZ KİMİZ

GÜLDEREN BÖLÜK

Koleksiyon yapmanın, kontrolü olmayan bir tutku olduğunu söyleyen Sigmund Freud’a göre bu tutkunun altında yasaklanmış olan pek çok şeyin etkisi, ölüm ve yaşam gibi bastırılmış içgüdülerin izleri vardır. Rahatlatıcı olan şudur ki; Freud da bir koleksiyonerdi. Nazi işgali sırasında Avusturya’dan İngiltere’ye kaçarken yanına heykelcik koleksiyonunu almayı unutmadı. Demek ki bunca kuramın sahibi ünlü doktor bile bu iç karartıcı tanımlara rağmen koleksiyon yapıyorsa, şu sonuçlara varabiliriz: Bir, terzi kendi söküğünü dikemez sözü doğruymuş. İki, sökük elbiseyle gezmek, sanıldığı kadar çok kötü değilmiş.

Bunları neden mi söylüyorum? Çünkü ben iflah olmaz bir koleksiyoner, geçmişle problemi olan bir kişiyim. Bunun altında uzmanların deyişiyle narsisizm mi gizlidir, yoksa bastırılmış ve yönlendirilmiş libido mu vardır bilemem. Bilmek de istemem. Rahmetli Freud Amca bile yaptıysa benim için sorun yoktur. Ben hocanın dediklerine değil, yaptıklarına bakarım. Üstelik insanın problemli olması güzeldir. Kendisiyle, dünyayla derdi olan insan ilerleme şansı bulur.  Goethe’nin dediği gibi “Onu (dertleri) yine överim; bana hakikati öğretir.”

Üstelik eskiye meraklı olmanın en güzel yanı, insanda yeşerttiği tarih sevgisidir. Ortaokul ve lise yıllarında tarih dersiyle başı hoş olmayan bir kişi olarak, şu an kendimi bir fotoğraf tarihçisi olarak tanımlamak içimi bir hoş ediyor.  Sırf bunun için bile eskiye olan takıntımı seviyorum. Ayrıca yeni bir şey aldığımızda sergilemek ve övünmek ayıp bir şey iken, eskiyi davul çalarak gösterebilirsiniz. Görgüsüzlük kabul edilmeyeceği gibi, ilgiyle de karşılanacağını garanti edebilirim. Bundan dolayı mıdır nedir, benim gibi toplayıcılar her fırsatta cicilerini gösterirler.

Bende bu blog sayesinde eskilerimi, onun hakkında edindiğim yeni bilgiler eşliğinde sizlere aktarmayı düşünüyorum. Bir yandan paylaşmanın zevkini yaşarken; diğer yandan, katkılarınız ve sorularınızla farklı derinliklere ulaşmayı güzel bir yolculuk addediyorum.

BENAN KAPUCU

Biriktirmenin güzel olduğuna inanırım. Dost biriktirmenin, cepte mutlu anılar biriktirmenin, bilgi biriktirmenin, öyküler biriktirmenin, kültür biriktirmenin ama… Değersizi ayıklayarak, değerli olana sımsıkı sarılmak gerektiğini düşünürüm. Bizi biz yapan bunlardır çünkü. Nedir biriktirdiklerimizi değerli yapan peki? Topladığımız objeler, fotoğraflar, belgeler, antikalar “koleksiyon piyasasında iş yaptığı” için mi önemli, yoksa temsil ettiği duygular, insan öyküleri ya da düşünceler açısından mı? Tasarım ve mimarlık yayıncılığı alanında yıllardır emek veren bir editör olarak “anlamlı” işlerin izini sürdüm hep; samimiyetle değer üreten insanları öne çıkardım. Şimdi bloğun editörlerinden biri olarak, bu kez tamamen amatör bir ruhla, yazdıklarımla ve seçtiklerimle “güzellikleri biriktirme” konusuna başka bir yönden katkıda bulunmaya çalışacağım. Bize ait olanları araştırıp bulurken, dünyaya da bakacağız elbette. Okuyuculara, dostlarımıza ilham verir de çevresindeki objelere başka bir gözle bakmaya, araştırmaya, merak duymaya, öğrenmeye, ailesinin hikayesine ve geçmişine sahip çıkmaya bir nebze de olsa özendirebilirsek, bundan güzel bir mutluluk olabilir mi?

Comments are closed.