Botticelli Yeniden

06 Ekim 2015 | kolektomani | özel dosya

Victoria and Albert Müzesi, ilk defa, Rafael öncesi  sanatçı ve tasarımcılar dahil, Sandro Boticelli (1445-1510)’den etkilenen sanatçıların tüm dünyadan 150 eserini bir araya getiren  büyük bir sergi düzenliyor. Botticelli bugün tüm zamanların en büyük sanatçılarından biri kabul ediliyor. Herkesin hafızasında yer etmiş birçok eseri, sanat, tasarım, moda ve film dünyasına ilham verdi. Bununla birlikte, Boticelli yaşamı boyunca övgüyle izlenen bir sanatçı olsa da işleri 19. yüzyılda yeniden keşfedilinceye dek 300 yıl boyunca unutulmuştu.

500 yıllık bir öyküyü dile getiren, BotticelliReimagined sergisi 1930 yılından beri Britanya’da düzenlenmiş en büyük sergi konumunda. Resim, moda, film, çizim, fotoğraflar, goblenler, heykel ve baskılardan oluşan sergi, sanatçıların ve tasarımcıların birbirinden farklı çok sayıda Botticelli yorumunu gözler önüne seriyor. Sergi Botticelli’nin 50 orijinal işinin yanı sıra Dante Gabriel Rossetti, Edward Burne-Jones, William Morris, René Magritte, Elsa Schiaparelli, Andy Warhol ve Cindy Sherman sanatçıların da yorumlarını buluşturuyor.

Victoria and Albert Müzesi’nin direktörü Martin Roth sergiye dair şunları söylüyor:  “Sandro Botticelli Rönesans döneminin en büyük sanatçılarından biri ve ölümünden 500 yıl sonra onun ünlü imgeleri modern ideal güzelliği her yönüyle anlatmak için bir araya geliyor.  Bu tutku dolu sergi onun mirasına odaklanarak,  kollektif görsel hafızamıza nasıl işlendiğini bize gösteriyor. V&A’ın bilinen koleksiyonları ve uzmanlığı Botticelli’nin tasarım fenomeni olarak daha geniş bir perspektifte ele alınmasını sağladı.”

Botticelli Reimagined sergisi üç ana bölüme ayrılmış: Global, Modern, Contemporary (Küresel, Modern, Çağdaş);  Rediscovery and Boticelli in his Own Time (Yeniden Keşif ve Kendi Döneminde Boticelli)… 

Global, Modern, Contemporary Boticelli’nin geniş kitlelerin iltifatına nail olmuş imgelerine ayrılmış. Bu bölüm Floransa’daki Uffizi Gallery’de sergilenen The Birth of Venus tablosunda, deniz kıyısında bir deniz kabuğundan çıkan çıplak Venüs imgesi etrafında kurgulanmış. Andy Warhol’un Details of Renaissance Paintings / Rönesans Resimlerinin Detayları (Sandro Botticelli, Birth of Venus, 1482) (1984) eseri Botticelli’nin imzası olan düz stil ve yalın cesur paletiyle yaratılan yüz ve dalgalanarak dökülen saçlar ikonundan ilham alırken, Yin Xin’s Venus After Botticelli (2008) eseri Venüs’ü Asyalı görünümüyle yeniden yorumluyor. Boticelli figürünün bu bilinen pozu, David LaChapelle’in Rebirth of Venus (2009)’ünde dolgun ve yapay görünümüyle arz-ı endam ederken, Reineke Dikjstra’nın Beach Portraits (1992) fotoğraflarında deniz kıyısında ergenler Venüs’e öykünen anıtsal figürler gibi poz veriyor. Dolce& Gabbana’nın 1993 İlkbahar/Yaz koleksiyonundan patchwork parçalardan oluşan The Birth of Venus pantolonu, yine bu bölümde Elsa Schiaparelli’nin Pallas and the Centaur’den esin alan yapraklarla işli gece kıyafetleri (1938) ile birlikte sergileniyor. Botticelli’nin ilham verdiği filmler arasında Ursula Andress’in denizden elinde deniz kabukları ve efsanevi bikinisiyle çıktığı James Bond serisinin ilk filmlerinden Dr No (1962) ve Uma Thurman’ın The Birth of Venus sahnesini yeniden canlandırdığı The Adventures of Baron Munchausen (1988) filmi bulunuyor. İtalya’daki stüdyosunda büyük boyutlu freskleri anımsatan işler üreten Bill Viola’nın Going forth by Day işi de Botticelli’nin yenilikçi bakış açısından ilham alır.  Bu bölümde ayrıca Botticelli’yi sanatının odak noktasına yerleştiren Robert Rauschenberg, René Magritte ve Maurice Denis gibi  Lempicka’nın da Painting with a Botticelli (1946) trompe-l’oeil çalışması da yer alıyor.

Rediscovery bölümü ise Botticelli’nin sanatının 19. yüzyılın ortasında Pre-Raphaelite akımını nasıl etkilediğinin izlerini sürüyor. Dante Gabriel Rossetti, John Ruskin ve Edward Burne-Jones, onun estetik anlayışı Rossetti’nin La Ghirlandata (1873) ve Burne-Jones’un The Mill: Girls Dancing to Music by a River (1870-82) eserlerinden görünüyor. Bu bölümde Floransalı ustanın Primavera eseri üzerine kurgulanıyor. William Morris’in Ortaçağdan kadın figürlerini cömert bir manzarada betimlediği The Orchard (1890) gobleni, Evelyn De Morgan’ın çiçek perilerini resimlediği Flora (1894) ve Isadora Duncan bugüne kalan tek filmi (c.1900) gibi..  Edgar Degas ve Gustave  Moreau  (1859)’nun The Birth of Venus resimleri ve Etienne Azambre’nin Two Women copying Botticelli’s fresco of Venus and the Graces (1894) eserleri, kopyalayarak yeniden yorumluyor. Botticelli’nin Avrupalı sanatçılar üzerindeki etkisi özellikle Jean-Auguste-Dominique Ingres, Arnold Böcklin ve Giulio Aristide Sartorio işlerinde açıkça izlenebiliyor.

Serginin Botticelli in his Own Time başlığıyla sunulan son bölümü ise  bir tasarım dehası ve ustalar ustası olarak kendi zamanında son derece başarlı bir atölye yürütmüş olan Botticelli’nin kendi işlerine ayrılmış. Onun tek imzalı ve tarihlenmiş resmi The Mystic Nativity (1500), efsanevi güzelliğiyle Simonetta Vespucci’nin üç portresi ve inanılmaz detaylı bir çalışma olan  Pallas and the Centaur (1482), Londra’ya ilk kez getirilmiş. Virgin and Child temasının farklı varyasyonları Botticelli’nin bir tasarımcı olarak da yaratıcılığını  ortaya koyarken, Dante’nin İlahi Komedya’sında yer alan 5 adet çizimi ise  onun zanaatkar becerilerini de ortaya koyuyor.

Sandro Botticelli’ye saygı duruşu niteliğinde olan bu devasa sergi Victoria and Albert Müzesi’nde 5 Mart-3 Temmuz 2016 tarihleri arasında ziyaretçilere açık olacak.

 

 

The following two tabs change content below.

kolektomani

Son Yazıları kolektomani (Tüm Yazıları)

Bu yazıyı beğendiniz mi? Lütfen Paylaşın!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir