Cüce Kadehlerle Dünya Seyahati

05 Eylül 2013 | Şerif Antepli | gündelik yaşam

İnsanların bir kısmı koleksiyoncu olmasalar da toplayıcıdırlar, biriktiricidirler. Çevremizde bu tür dostlarımız tanıdıklarımız var. İlgisini çeken aynı tür nesneler eline geçti mi alır, bir yerlerde saklarlar. Sonra bir bakarlar ki o biriktirdikleri benzer şeyler birer koleksiyona dönüşmüş. Eğer o kişinin içinde koleksiyonculuk, araştırmacılık ruhu varsa topladığı şeyleri kategorize etmeye, nasıl ve nice olduklarını araştırmaya başlar.

Burada göreceğiniz mini cam kadehler de benim böyle bir ilgimden dolayı küçük bir koleksiyona dönüştü. Özellikle yurt dışına gittiğim zamanlarda üzerinde o ülkenin adını, bayrağını taşıyan bazı objeler (kadehler, yüksükler, pinler, kaşıklar gibi) alıyorum. Bu merakımı bilen dostlarım da gittikleri yerlerden bana bu tür objeler getirirler. Bir süre sonra bir de baktım ki bu topladığım objeler birer minik koleksiyona dönüşmüş. Özellikle kadehlerin üzerindeki manzara motiflerine baktığım zaman adeta bir dünya seyahatine çıkmış gibi oluyorum. Bakarken de o kadehi aldığım anı veya yeri ya da bana onu hediye eden, getiren değerli dostumu hatırlıyorum.

Bu tür kadehlerin bizde tam bir kelime karşılığı yok. Boylarından dolayı likör kadehi dememiz mümkün. İngilizce karşılığı ise “shot glas”. Dilimize çevirecek olursak belki duble kadehi diyebiliriz. Dünyada hemen hemen her tür koleksiyonun bir veya pek çok derneği, kulübü var; tabii ki shot glas’cıların da… Shot Glas Club of Amerika, yani Amerika Dublelik Kulübü şöyle bir tanım yapıyor: Dublelikler damıtılmış alkollü içkilerin küçük ölçülerde içimi için tasarlanmış ufak boy viski bardaklarıdır. Ayakları, sapları ve kulpları yoktur. Dipleri sivri veya dışbükeydir. Hacimleri 5.65 cl’yi geçmez ve azami yükseklikleri 4-5 cm’dir.

Dublelik dediğimize göre dublenin ne olduğuna bakmamız gerekir. 1690 yılında İngiltere’deki William of Orange hükümeti ‘Brendi ve alkollü içeceklerin damıtılmasını teşvik’ yasasını yürürlüğe koyar. Damıtılmış alkollerdeki vergilerin kaldırılması ve bununla birlikte ortaya çıkan yeni tüketim alışkanlıkları, bardak sanayiinin de gelişmesine ön ayak olur. İsmini Cenevre kentinden alan ‘cin’ kısa zamanda İngiltere’de en çok tüketilen içki haline gelir. 1713 yılında İngiliz parlamentosu alkollü içeceklerin damıtılması ve satışındaki bütün yasakları kaldırınca cin içimi tam bir salgına dönüşür. Bu yıllarda İngiliz soyluları en kaliteli brendi ve pahalı şarapları yudumlarlarken, halk aşırı derecede cin ve bira içmektedir. Bu nedenle cin, orta sınıf ve fakirler arasında işlenen suçların, dilenciliğin, avarelik ve işsizliğin temel nedeni olarak görülür. Bu “cin salgını” ile baş edebilmek için 1760’da cine galon başına 20 Şilin vergi konur. Böylece damıtılmış alkollü içecekler daha sert yapılmaya başlanır ve bu da alkolüm daha küçük miktarlarda tüketilmesine sebep olur.

O zamanlarda mevcut, metal ölçekler ve uzun ayaklı minik cam kadehlerin hacimleri 4-5 cl’yi geçmemekteydi. Çok çabuk kırılan bu adi ölçekler barlarda art arda küçük ölçülerde rom, brendi, wiskey ve cin içmek için birebirdi. Bu alkol tüketim tarzı 1840’larda İngiltere’de yok olmaya başlarken Amerika kıtasına sıçrıyordu.

Sağlam camdan imal edilen bu yeni dublelikler masaya vurulduklarında devrin silahlarının ateşlenmesini andıran bir ses çıkarmaktaydı. Bu sağlam bardaklar daha ağırdı ve diplerindeki 2 cm kalınlığındaki cam sayesinde bir o kadar da dayanıklıydı.

Kitaplar bu kadehleri böyle anlatıyorlar. Benim cüce kadehler koleksiyonumdakilerin bir kısmı o tariflere uymuyorlar. Zaten ben de Amerikan Dublelikler Kulübü üyesi değilim!

En iyisi gelin benim cüce cam kadehlerimde sizlerle birlikte bir dünya seyahati yapalım.  Belki bir gün de kaşıklarımla geziye çıkarız.

Not: Bu yazı Collection dergisi, 17. sayıda yayımlanmıştır.

The following two tabs change content below.
Şerif Antepli 6 Haziran 1948’de İzmir’de doğdu. İzmir Gazetecilik Yüksek Okulu’nda okurken Ege Ekspres ve Yeni Asır Gazetelerinde çalıştı. 1983-1994 yıllarında ortağı olduğu Rönesans Şirketler Grubunda Çağdaş Büro, Karizma, Eğitimde Bilgisayar, Sezon, Trade With Turkey, Medica ve Bilgisayar Magazin dergilerini çıkardı. 1995 yılında ANT Yayıncılık’ı kurarak zaman içerisinde Bilgisayar Gazetesi, Fotoğraf Dergisi ve Photo Digital ve Riskonomi Dergilerini yayınlamaya başladı. Geçen yıllar boyunca filateliye ve koleksiyonculuğa ilgisi artarak gelişen Antepli, filatelik materyallerin yanı sıra yüksük, kadeh, kaşık ve minyatür içki şişesi gibi daha birçok konuda koleksiyon yapmaktadır. Türkiye’de koleksiyonla ilgili sürekli bir dergi çıkmamasını kendine görev kabul ederek üç aylık periyotla yayınlanan Collection Dergisi’ni 2000 yılında hayata geçirdi. İki yıl sonra da koleksiyoner dostlarıyla birlikte Collection Club’ü kurdu. 1995’de ilk ve 2010’da da ikinci kez Filateli’de Sinema ve Sinema’nın Büyüsü adlı kişisel koleksiyon sergileri açtı ve bu sergilerin kitaplarını yayınladı. İstanbul’un yüzleri dizisi içinde yer alan “İstanbul’un 100 Koleksiyoneri” adlı kitabı hazırladı. 2011 yılında Taksim’de “Filateli’de İletişim” adlı kişisel pul sergisini açtı, aynı adla kitabını yayımladı. TRT Belgesel Kanalı için Kadir İrfan Yalın ile birlikte Bitmeyen Tutku: Koleksiyon Programını hazırladı. Çalışmalarıyla ilgili olarak başta TRT olmak üzere 25 civarında TV ve Radyo programına konuk olan Antepli, halen Collection ve Fotoğraf Dergilerini yayımlıyor ve Collection Club Başkanı olarak koleksiyonla ilgili sergi ve kültürel çalışmalara devam ediyor. www.serifantepli.com

Son Yazıları Şerif Antepli (Tüm Yazıları)

Bu yazıyı beğendiniz mi? Lütfen Paylaşın!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir