Dişilik Sembolü ve Protesto Aracı Olarak Sutyen

26 Ağustos 2014 | Gülderen Bölük | gündelik yaşam

Sutyenlerini yakarak kadın özgürlüğünü savunanlar 1960’lara damgasını vursa da, günümüz kadınları için bu iç çamaşırın ayrı bir kıymeti vardır. Zamanın modasına göre göğsü büyütmeyi ya da küçültmeyi mümkün kılan sutyenler aynı zamanda göğüs dekoltesini de şekillendirmektedir. Her ne kadar binlerce yıl evveline ait çömlek ve fresklerde Minos’lu kadınlar göğüslerini tamamen ortada bırakacak giysilerle betimlenmişlerse de, çoğu toplum memeleri doğurganlığın ötesinde, cinselliğin bir sembolü olarak saklamayı uygun görür. Dönemin olaylarına ve modalarına bağlı olarak büyüyüp küçülen göğüsler,  kadınların alış veriş tercihini de şekillendirmektedir.

Sutyen kelimesi, Fransızca destek, dayanak manasına gelen soutien’den gelse de, bizde yanış kullanımla sütyen olarak yerleşmiştir. Süt veren bu organ için seçilen sutyen sözcüğü, bilinçaltının yönlendirmesiyle sütyen olarak kullanılan bir galat-ı meşru olmuştur.

Tarih boyunca sutyenlerin aldığı şekil,  göğüslere yüklenen anlamlara bağlı olarak değişmiştir.  1960’larda özgürlüğün önündeki engel olarak yakılsa da kadınlar için özgürleşmenin ilk adımları birinci Dünya Savaşının zorluklarından doğmuştur.  Kadınlar bu yıllarda tüm sorumluluklarına ilave olarak, cephede savaşan erkeklerin işlerini de üstlenmek durumundaydılar. Belki de savaşın tek kazanımı sayabileceğimiz bu mecburiyetin ardından kadınlar, erkekler karşısında eşitlik elde ettiler ve yakaladığı bu eşitliği, onlar gibi giyinerek sürdürdüler.  1920’lerin ‘flapper’ kadınları saçlarını kestirip göğüslerini düz gösteren kıyafetleri tercih etti.

Oysa günümüz kadını erkeklerle eşit olmak için, şekilsel olarak onlara benzemesi gerekmediğini çok iyi biliyor ve kadınlığının bir göstergesi olarak göğüslerini sayısız çeşitte sutyenle vurguluyor.  “Like a Prayer “klibinde zenci İsa ile öpüştüğü için Papa II. Jean-Paul tarafından aforoz edilen sahnelerin çılgın kadını Madonna, yine kendi gibi sıra dışı bir karaktere sahip modacı Jean Paul Gaultier’nin tasarladığı ve koni şeklinde sutyeni olan elbisesiyle her zaman ki gibi hayranlarını etkilemeyi başarmıştır.  Aynı tasarımcıya ait olan ve tüm göğsünü ortada bırakan kıyafetiyle podyuma çıktığında ise hem tabuları yıkarak Minos’lu kadınlardan daha fazla cesaret göstermiş hem de yardım amaçlı düzenlenen bu defileye gereken ilgi ve dikkati sağlamıştır.

Şimdiki sutyenler gibi olmasa da göğüsleri örtme ve şekillendirme çabaları çok eskilere dayanır. Yunanlı ve Romalı kadınların,  göğüslerini küçük gösteren uzun bantlarla sardığı antik heykellerde ve fresklerde görülmektedir.  Ortaçağ boyunca da göğüsler gazlı bezlerle ve yeleklerle sarılıp, bastırılır.

Sutyenle ilgili ilginç bir keşif, 2008 yılında Avusturya ‘da yapılan Langsberg Kalesi kazılarında elde edildi. Bulunan 2700 parça tekstil eşyası içinde dört adet sutyen ilgi çekicidir. Yapılan araştırmalar sonucu 14. yüzyıl sonuyla 15. yüzyıl ortalarına tarihlenen bu sutyenlerden iki tanesi meme kısımları torba gibi olan bluzlar şeklindedir. Diğer ikisi ise günümüz sutyenlerine benzemektedir. Bunlardan birinin omuz askıları vardır ve bunların üzerinde de dantel süslemeler bulunmaktadır. Dördüncüsü ise 1950’lerde moda olan Longline Bra denen sutyenler gibi göğüs kafesine doğru inmektedir.

Yine de çok sonra modern sutyenin patentini alan kişi ise Amerikan yüksek sosyetesinden Mary Phelps Jacobs olur.  Jacobs’ın 1914 yılında yarattığı bu sutyen sayesinde, o zamanda giyilen ve çelik desteklerden oluşan korselerle hareket etmenin zorluğunu da ortadan kaldırmış olur. Ancak onun böyle bir tasarım yapmasını zorlayan şey rahat hareket etmek değil, yeni aldığı pahalı şeffaf gece elbisesinden korsenin belli olmamasıdır. Hemen hizmetçilerinin yardımıyla iki mendil bir şerit kurdele ve bir ip parçasını kullanarak basit bir sutyen yaparak geceye katılır. Arkadaşlarının dikkatini çeken şey ise jacobs’ın rahat bir şekilde dans edişidir. O da yeni tasarımını arkadaşlarına gösterir. Tabii onlar da bu yeni sutyene sahip olmak isterler.

Aslında Jacobs’dan yıllarca önce kullanıldığını Langsberg Kalesi kazıları sayesinde öğrendiğimiz o rahat sutyenler nasıl olmuş da unutulmuş bilinmez jacobs sayesinde tekrar keşfedilerek kadınların kullanımına sunulur ancak ticari bir başarı elde edemeyerek patentini 1500 dolar karşılığında Warner Brothers Corset Co. firmasına satar. Başarısızlığın arkasında yatan neden, buluşun kendisi değil, ürün tanıtımının yeterince yapılamayışıdır.

Bundan sonra sutyen işlevinin çok daha ötesinde anlamlar yüklenerek kâh kadınlık ve dişiliğin sembollerinden biri haline gelir, kâh özgürlüğün önündeki engel olarak protesto malzemesi olur.

1920’lerin ‘flapper’ kadınları memelerini öne çıkarmaktan özellikle kaçar. Zaten günün olaylarından etkilenen her obje gibi sutyen de etkilenmiştir. Birinci Dünya savaşında, kadınların dişiliklerini sergileyecekleri erkekler cephededir ve her iki taraf da hayatta kalma mücadelesi vermektedir. Ayrıca kadınlar erkeklerin yaptığı işleri de üstlenmek zorunda kalırlar. Ancak bu mecburiyetin kazandırdığı eşitlikten kolay vaz geçmezler ve bir müddet daha erkeksi bir tarzla giyinmeye devam ederler.

Yine de sutyen gelişimine  devam eder. 1930’lara gelindiğinde William Rosenthal sayesinde sutyen standart ölçülerine kavuşur. 1947 yılında ise Frederic Mellinger, The Rising Star adını verdiği sutyenlerle kadınların göğsünü yukarı doğru kaldıran bir tasarıma imza atar.

1960’larda ise Kanadalı Louise Poirier, destekli sutyenleri (Wonderbra ) bularak küçük memeli kadınlar için bir teselli olsa da bazı özgürlük yanlısı kadınlar tarafından bir simge olarak seçilip yakılmaktan kurtulamaz.

Modada doğallığın ön plana çıktığı 70’li yılların etkisiyse sutyen firmalarına kadar uzanır. Bu yıllarda piyasaya, sanki sutyen takmamış da meme uçları belirginleşmiş gibi bir etki yaratan yeni tasarımlar sürülür. Kadınlar böylece sutyen takmamış gibi doğal bir görünüme kavuşurlar. Üstelik son derece dik memelere sahip olarak…

Günümüzde üretilen kendinden silikon kuplar sayesindeyse (NuBra )sırtı açık elbiselerini rahatça giyebilen kadınlar artık sutyenlerin britleriyle, askılarıyla mücadele etmek zorunda değildir.

Son zamanlarda #FreeTheNipple (Meme Uçlarına Özgürlük) hareketi ve TaTa Top bikini tasarımları, kadın memesinin biraz daha özgürleşmesi konusunda çağrılar yapsa da, 2000 yılında üzerinde pırlanta ve zümrütler bulunan 15 milyon dolar değerindeki bir sutyene (Red Hot Fantasy Bra) modellik yapan Gisele Bundchen’e baktığımızda,  korsenin sonunu getiren sutyenlerin sonu hiç gelmeyecekmiş gibi görünüyor.

 

The following two tabs change content below.

Gülderen Bölük

1987 yılında İstanbul Bulvar Tiyatrosu'nda çocuk oyunları ekibinde tiyatro çalışmalarına başladı. 1995 yılına kadar bu tiyatroda birçok eserde ve çocuk oyununda rol aldı. 1998 yılında Bahçelievler Belediye Tiyatrosunda biz sezon sahne aldı. 2002 senesinde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Gösteri Sanatları Merkezi, Tiyatro Yazarlığı ve Yönetmenliği’nden mezun oldu. Aynı yıl Mimar Sinan Üniversitesi, Fotoğraf Ana Sanat Dalı’nı bitirdi.2002 yılında İğne Deliği Sanat Atölyesi’ni kurdu ve atölyede verdiği fotoğraf derslerinin yanı sıra birçok etkinlik düzenledi. Bu etkinliklerde birçok sanatçıya ev sahipliği yaptı. Aynı zamanda dia gösterileri ve sergilerde yer aldı, konferanslar verdi. Uzun yıllardır Osmanlı Dönemi ve Cumhuriyetin ilk yıllarına ait fotoğraf koleksiyonu yapan Bölük, bu konudaki araştırmalarını makaleler şeklinde kaleme aldı. Yazıları Newsweek, Aktüel, Collection, Popüler Tarih, Toplumsal Tarih, On Air, Jet Life, Fotoğraf Dergisi gibi birçok dergide yayımlandı. 2003 yılında Collection Kulübü'ne üye olan Bölük, kulüp üyeleriyle beraber; pek çok koleksiyon sergisinde yer aldı 2006 yılında Devlet Fotoğraf Yarışmasında “Başarı” ödülü aldı. Birçok eseri sergilenmeye değer bulundu.2009 yılında Kültür A.Ş. tarafından "İstanbul'un 100 Fotoğrafçısı" adlı kitabı yayımlandı. Fotoğraf Tarihi alanında birçok konferans verdi. 2010 yılında Marmara Üniversitesi, Fotoğraf Bölümü’nde yüksek lisansını tamamladı. Üç yıla yakın bir süredir Fotoğraf Dergisi'nde Foto Bellek adlı köşesinde fotoğrafa dair Osmanlı Dönemi'nden kalan belgelerin çevirisini yapmaktadır. 2014 Yılında ikinci kitabı Fotoğrafın Serüveni, Kapı Yayınları tarafından yayımlandı. 1993 yılından bu yana anaokullarında yaratıcı drama ve tiyatro eğitimi vermektedir.

Bu yazıyı beğendiniz mi? Lütfen Paylaşın!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir