Doğan Güral ile Koleksiyon Serüvenine Dair…

10 Mart 2015 | Gülderen Bölük | röportaj

 

Kütahyalı başarılı iş adamı Doğan Güral, piyango koleksiyonu denilince de ilk akla gelen isimlerden. Kırk yılı aşan, uzun bir serüvenin ardından birikimlerini bir katalogla paylaşan Doğan Güral ile koleksiyonu ve daha pek çok şey hakkında konuşuyoruz.

GB-  Doğan Abi bir röportajınızda okudum, 28.500 adetlik bir koleksiyondan söz ediliyor, doğru mu bu ?

DG- Evet kardeşim okuduklarınız çok doğru lakin bu röportajlar sonrası geçen zaman içerisinde yeni eklentiler oluştu.  Şimdilerde ise bu rakamı 33.000 gibi telaffuz etmemiz daha uygun olacak.

GB- Dile kolay bir telaffuz gibi gelebilir ama bu sayıda bir koleksiyon oluşturmanın zorluğunu bir koleksiyoner olarak bilenlerdenim. Hele hele Türkiye gibi arşivcilik geleneğine sahip olmayan bir ülkede bu gerçekten büyük bir başarı. Zaten hazırladığınız kataloğun önsözünde “Uzun bir yolculuktu bu sevda, sabır gerektiriyordu, emek gerektiriyordu, vakit gerektiriyordu.”  diye yazmışsınız. Önemli bir şeyi unutmuşsunuz gibi: para. Bu koleksiyonun oluşması için büyük paralar verdiniz mi? Böylesi eski, kullanılmayacak, kimilerinin çöp olarak gördüğü bu kâğıtların bedelini kim nasıl tespit etti?

DG-İlk defa böyle bir soru ile karşılaştım. Gerçekten harika bir soru bu.  Hani bir söz vardır ya, köprünün altından çok sular aktı, İşte aynen öyle. Nasıl anlatsam neresinden başlasam, ben aslında bir nümismatım ve Türk Nümismatik Derneğinin en kıdemli üyelerinden biriyim. Bu ilginin yanında piyangolara ilgi duymaya başladığımda sene 1973 idi. Hele hele eski Türkçe Tayyare piyangolarını para sanarak, değerlendirmek üzere Türk Nümismatik Derneğine gelenlere, pek çoğu şimdilerde rahmetli olan üstatlar “Bunlar para değil piyango bileti, hiç bir maddi değeri yok, atın çöpe gitsin” dediklerinde “Atmayın bana verin” diyerek toplamaya başladım.

Ben bu piyango biletlerini toplamaya başladığımda hiç bir rakibim yoktu. Zamanla bir elin parmakları kadar sayılacak arkadaşlar bu koleksiyona ilgi duymaya başladılar.   O günlerde pek fazla maddi değer taşımayan bu piyangolar bu günlerde çığ gibi büyüyen piyango koleksiyonerleri ile  maddi değerleri müzayedelerde iyi bir borsa oluşturmaya başladı. Müzayedelerde belli bir fiyat politikası yoktur genelde. Bazen iki kişinin çekişmesi sonucunda ortaya astronomik rakamlar çıktığı gibi, elden satanlardan alınıyorsa alıcı ve satıcı arasındaki sıkı pazarlıkla ucuza da alınabiliyor. Yine de meraklılarına hararetle bu koleksiyonu yapmayı tavsiye ederim.  Başlamak için hiç bir vakit, asla geç değildir.  Hareket eden daima yol alır.

GB- Piyango koleksiyonunuzun kapsamında, milli piyangolar, tayyare piyangoları, eşya piyangoları, Ziraat Bankası Lotaryaları ve pek çok ikramiye içeren belgeden söz ediyoruz. Nereden geldi aklınıza piyango toplamak, çok mu piyango alırsınız?

DG– Bu sorularınıza cevaplarım klasik olacak. İlk önce son sorunuza cevap vererek başlayayım. Ben hiç piyango bileti almam.  Herkesin büyük umutlar bağlayıp aldıkları piyango biletlerine ikramiye çıkmayınca çöpe attıklarını toplayarak, bir tabirle ben çöpten bir eser oluşturdum diyebiliriz.

İkinci sorunuz ise bir hikaye; Ankara’da vatani görevimi yaptığım sırada sene 1969-1970 yılbaşı  piyangoları piyasada.  Hava Kuvvetleri Komutanı’nın şoförüyüm.  Emir subayı ile bir iş için Anafartalar Caddesi’ne gittiğimde bir baktım ki insanlar kuyrukta, hayırdır dedim sordum, meğerse yılbaşı piyangosu kuyruğu imiş. Birden esinlendim ve dedim ki ‘Buradan 30 civarı bilet alayım, bana asker harçlığı yollayan akrabalarıma teşekkür mahiyetinde, yeni yıl tebriği ile zarfa koyup yollayayım’  dedim. O yıllarda Kütahya’da pek piyango satıcısı yok gibiydi.  Genelde büyük şehirlerden yılbaşlarında seyyar satıcılar gelirlerdi veya şehir dışına gidenlere siparişler verilirdi. Ya İstanbul Nimet Abladan  ya Ankara Mavi Köşe’den bilet isterlerdi. Ben de bu düşünceyle hareket ettim, bu arada bir tane de kendime piyango bileti ayırmışım. Askerden dönüşümden 3 yıl sonra askerlik fotoğraflarıma bakarken, arasından kendime ayırdığım bilet yere düştü. Aldım elime baktım ‘aa ne güzel bu, ben bunların koleksiyonunu yapsam’ dedim. Başladım toplamaya, 42 yıl oldu. Böylece tarihi bir eser ve kültür birikimi oluştu.

GB-  Kurucu üyesi olduğunuz Koleksiyon Kulübün ilk günlerinden beri tanıyorum sizi.  Düşünüyorum da, hepimizi bir araya getiren koleksiyonlarımız değil de sanki çocuk tarafımız. Bakıyorum da birbirinden farklı şeyler toplayan bir sürü insan sevinç içinde, çocuksu bir doğallıkla her ay koşa koşa kulüp yemeğine katılıyorlar.   Mesela sizi her gördüğümde, daima yüzünde kocaman bir gülümseme ve gözlerinde meraklı bir hareketlilikle karşımda duran, neşeli kocaman bir çocuğa bakıyor  gibi hissederim. Oysa siz iş dünyasının çetin koşullarında yukarılarda yer almış bir kişisiniz. Orada da böyle neşeli misiniz?

DG–  Değerli kardeşim, gerçekten zor sorular yöneltiyorsunuz bana. İş dünyası iğne li bir fıçı. Genç yaşımda vergi mükellefi oldum. 24 aylık askerliğim süresi dâhil halen faal olarak çalışmaktayım.  Her zaman pek güler yüzlü olduğumu söyleyemem fakat mesai arkadaşlarımın bana olan sevgilerini daima hissetmişimdir.

GB– Koleksiyon yapanlar bilir ama yapmayanların aklına ilk şu soru gelebilir: “Bu eski piyangoları topladınız, o da yetmedi bir de kitap olarak bastınız, kime ne faydası var?” Oysa her şey, onu ortaya çıkaran zamanın koşullarını ve ipuçlarını taşır.   Başlangıç ve bitiş yılları bile o dönemin toplumsal hayatı ile ilgili birçok bilgi verir. Mesela Cumhuriyetin kuruluş yılları için önemli bir isim olan grafik sanatçısı İhap Hulusi Görey’in pek çok çizimini bulabiliriz bu piyangolarda. Başka ne gibi şeyler söylüyor biz bu kağıtlar?

DG- Tanımlama yaparken çok güzel konulara temas ettiniz, bu söyledikleriniz harfiyen doğru. Tayyare Piyangoları ve Ziraat Bankası Lotaryaları Kataloğu isimli kitabımı gelecek nesiller ve akademik araştırmalara rehber olması için hazırladım. Tabi bunlara  ilave edilebilecek pek çok söylemim olur ki, bunlar  burada saymakla bitmez. Bir kaç örnek vermek gerekirse; eski günlerin ramazan davulcularını, lise öğrencilerinin  kız ve erkek fark etmeksizin şapka giydiklerini, ilkokul öğrencilerinin ise siyah önlük giyip beyaz yaka taktıklarını, sütçülerin kova ile sütleri evlere getirip sattıklarını, yoğurtçuların ise omuzlardaki askı ile mahalle aralarında pazarlamalarını, kahvelerin mangalda kömür ateşinde pişirildiğini, milli bayramları, baharları, yazları, kışları gibi saymakla bitmeyecek binlerce görseli…   Bunları yaşamak için yapmak isteyenlere hararetle tavsiye edebileceğim    bir koleksiyon dalıdır piyango koleksiyonerliği.

GB- Yine koleksiyoncular arasında çok geçen bir muhabbet vardır. Eğer eşlerden sadece biri koleksiyon yapıyorsa -daha çok erkek tarafı için geçerli- eşler arasında boşanmalara kadar varan büyük sorunlar çıkıyor.  Özellikle toplanan ‘çer çöpün’ yarattığı dağınıklık ve eşe ayrılacak zaman ve ilginin koleksiyona yönelmesinden dolayı? Sizde durum nasıl?

DG-  Güzel bir soru daha. Şükür ki biz çok ağır bir vaka yaşamadık. Zaman zaman şikayetler oluştuysa da biz bunları aştık. Benim sıralı ilkelerim vardır, bu konuyu da kısaca şu şekilde ifade ederim:  1. Eşim  2. İşim  3. Koleksiyonlarım derim.

GB- Bu cevabınızla bir kez daha fethettiniz kalbimi. Aslında ortaya koyduğunuz ilkelerinizin diğer bir söylemi şu; aşk, iş ve hobi. Dengeli bir yaşam için harika bir üçlü.  Yüksel Hanım bunu ziyadesiyle hak ediyorsa da, eşini birinci sıraya koyabilen bir koca, her zaman ekstra bir alkışı hak eder.

Bu güzel sohbeti,  kataloğun önsözünde yer alan ve çok hoşuma giden sözlerinizle bağlamak istiyorum.  Diyorsunuz ki, “Koleksiyonerler uzun ömürlü olurlar, zira koleksiyonlarında mutlaka bir kaç eksik vardır. İşte o eksikleri arayıp bulma, tamamlama heyecanı, azim ve hırsı koleksiyonerleri dinç tutar.” Gerçekten ben de katılıyorum bu görüşünüze. Bir de Nasreddin Hocanın dediği gibi, ‘Bulmanın yabana atılmayacak keyfi’

Sizi tanımaktan da, aynı duygu ve heyecanları paylaşmaktan da çok mutluyum.  Ayrıca ne kadar yoğun bir çalışma hayatınız olduğunu biliyorum. Röportaj için ayırdığınız vakit için de size minnettarım.

DG-  Sevgili Gülderen kardeşim  asıl ben sana çok teşekkür ederim.  Koleksiyonerlik adına büyük hizmet ediyorsun. Seninle bu röportajı yapmak benim için de büyük bir keyif oldu. Senin çok yönlü ve başarılı çalışmalarını yakından takip ediyorum ve seninle gurur duyuyorum .

 

The following two tabs change content below.

Gülderen Bölük

1987 yılında İstanbul Bulvar Tiyatrosu'nda çocuk oyunları ekibinde tiyatro çalışmalarına başladı. 1995 yılına kadar bu tiyatroda birçok eserde ve çocuk oyununda rol aldı. 1998 yılında Bahçelievler Belediye Tiyatrosunda biz sezon sahne aldı. 2002 senesinde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Gösteri Sanatları Merkezi, Tiyatro Yazarlığı ve Yönetmenliği’nden mezun oldu. Aynı yıl Mimar Sinan Üniversitesi, Fotoğraf Ana Sanat Dalı’nı bitirdi.2002 yılında İğne Deliği Sanat Atölyesi’ni kurdu ve atölyede verdiği fotoğraf derslerinin yanı sıra birçok etkinlik düzenledi. Bu etkinliklerde birçok sanatçıya ev sahipliği yaptı. Aynı zamanda dia gösterileri ve sergilerde yer aldı, konferanslar verdi. Uzun yıllardır Osmanlı Dönemi ve Cumhuriyetin ilk yıllarına ait fotoğraf koleksiyonu yapan Bölük, bu konudaki araştırmalarını makaleler şeklinde kaleme aldı. Yazıları Newsweek, Aktüel, Collection, Popüler Tarih, Toplumsal Tarih, On Air, Jet Life, Fotoğraf Dergisi gibi birçok dergide yayımlandı. 2003 yılında Collection Kulübü'ne üye olan Bölük, kulüp üyeleriyle beraber; pek çok koleksiyon sergisinde yer aldı 2006 yılında Devlet Fotoğraf Yarışmasında “Başarı” ödülü aldı. Birçok eseri sergilenmeye değer bulundu.2009 yılında Kültür A.Ş. tarafından "İstanbul'un 100 Fotoğrafçısı" adlı kitabı yayımlandı. Fotoğraf Tarihi alanında birçok konferans verdi. 2010 yılında Marmara Üniversitesi, Fotoğraf Bölümü’nde yüksek lisansını tamamladı. Üç yıla yakın bir süredir Fotoğraf Dergisi'nde Foto Bellek adlı köşesinde fotoğrafa dair Osmanlı Dönemi'nden kalan belgelerin çevirisini yapmaktadır. 2014 Yılında ikinci kitabı Fotoğrafın Serüveni, Kapı Yayınları tarafından yayımlandı. 1993 yılından bu yana anaokullarında yaratıcı drama ve tiyatro eğitimi vermektedir.

Bu yazıyı beğendiniz mi? Lütfen Paylaşın!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir