Düşlerin Tasarımcısı Piero Fornasetti

11 Temmuz 2015 | Benan Kapucu | tasarım

Anti-modernist. kaotik ve sıra dışı… 20. yüzyılın önemli yaratıcılarından biri olan İtalyan Piero Fornasetti bu üç kavramla özdeşleşti. Günlük objelere uyguladığı, gerçeklik ve fantezi arasında gidip gelen desenlerle düşlerini mekanlara taşıdı. Yüzeysel güzelleştirmeyi hedef alan “bezeme” kavramının dönüşü, son yüzyılın en göze çarpan tasarım olaylarından biri kabul edilir. Tarihsel ve doğal referanslardan destekli “bezemeciliği” canlandıran bu eğilim, anti-modernist bir yaklaşımı temsil ediyor.

İtalyan Piero Fornasetti (1913-1988) savaş sonrası İtalyan tasarımında özellikle Gio Ponti ile birlikte gerçekleştirdiği mobilyalarıyla önemli bir başarıya ulaşır.O dönemde İtalyan tasarımının köşe taşlarından biri olan süsleme geleneğinin ruhunu en iyi ortaya koyan Fornasetti olmuştur. 1988 yılında ölümüne dek Milano’da yaşayan tasarımcı, illüzyonlar, mimari perspektifler, güneş, oyun kartları, balık ve çiçekler gibi motiflerin bitmek tükenmek bilmeyen varyasyonlarını grafikten porselene farklı alanlara uygular. Gio Ponti mobilyaları, Richard Ginori ve Eschenbach porselenleri gibi diğer tasarımcılara ait objelere desen uygulayan Fornasetti’yi sadece sanatçı ya da “tasarımcı” olarak tanımlamak da yetersiz kalır. Bir illüstratör, baskı ustası, grafik tasarımcı ve zanaatkar olarak farklı alanlarda binlerce iş üretir.

Fornasetti’nin kendi içinde bir düzeni olan kaotik eserleri, yaşamından da izler taşıyor. Brera’daki sanat okulunda aldığı geleneksel eğitimin katı didaktik kurallarının dışına çıkmıştır. Milano’da ailesi ile birlikte yaşarken yaptığı ilk resimlerinde dekoratif freskler, balonlar, uçaklar, korkuluğa konmuş bir papağan gibi figürlerin anlatımında Rönesans izleri vardır.  Genç tasarımcı ilk resimlerini 1933 yılında Milano Üniversitesi’nde sergiler. Giotto’yu çağrıştıran arkaik manzaralar sonraki çalışmalarının ipuçlarını verecektir.

1940 yılında Fornasetti 27 yaşındadır. İkinci Dünya Savaşı patlak vermiştir. 7. Milano Trienali ile birlikte tasarım dünyasına hızlı bir giriş yapar. Gio Ponti’nin tasarladığı bir gardırobu Fornasetti’nin renklendirmesiyle birlikte, verimli ortaklığın da  ilk adımı atılmış olur. Fornasetti’den 20 yaş büyük olan Gio Ponti, genç tasarımcının yeteneğinden çok etkilenmiştir. Gio Ponti’nin tasarladığı mobilyaları Fornasetti, La Scala posterleri, Toscanini’nin imzası ya da harflerle dekore eder. O dönemde tasarımcının en çok kullandığı motifler, müzik enstrümanları, silahlar, vazolar ve çiçekler olur. İlk bakışta farklıymış gibi görünmese de resimleri sonra yaşamının temel ilkeleri olan üretkenliğini ve avangart akımlardan uzak duruşunu birer yansımasıdır.

Meslek yaşamının ilk yıllarında Fornasetti Milano’daki Europea otelinin iç mekan tasarımını üstlenir. Otelin duvar resimlerinde eski çizim ve gravürlerden kopya ettiği, Milano tarihinden kesitler kullanır. Bunlardan biri henüz katedralin fasadının bile tamamlanmamış olduğu Duomo alanının 19. yüzyılın ilk yarısına ait görüntüsüdür.

20. yüzyılda İtalya, geçmişten gelen özelliğiyle teknik ustalıkta ileridedir ancak modern tasarımlar tam anlamıyla uygulanamaz. Murano cam işçiliği bu geleneksel tekniklerden biri. Fornasetti, Murano camlara yenilikçi ve modern desenler uygular. Desen repertuarında 17. yüzyıla ait mimari çizimler veya dantel eldivenler gibi günlük yaşamdan objeler de vardır.

Fornasetti’nin dekoratif stilinin kökeninde illüzyon ve gerçeklik oyunları yatar. Şapkalar, yağmurluklar, pipolar, küllükler, sandalyeler, dolaplar, tabaklar, piyanolar; tüm bu objeler tasarımcının sıra dışı imgelerini uygulamasıyla dönüşüm yaşıyordu. Korint tarzı bir sütun başı, bir sandalyenin arka fontuna dönüşürken, La Scala Operası’nın program listesi bir eşarbı, boyunbağını süslüyordu.

Fornasetti’nin eklektik dünyası hayranı olduğu metafizik ve sürrealist sanatçıların eserlerini de çağrıştırıyor. Fornasetti de Sürrealizm’de olduğu gibi biçimsel sınırları zorlayarak objenin sembolik ve mistik yönünü ortaya çıkarıyordu. İtalyan sanat ve mimarisinin klasik geleneği, Avrupa’nın süsleme ve dekorasyon anlayışı, Rönesans, Rokoko veya Neoklasik gibi tarihsel akımlar -İtalyan modernizmi ve ticaretinin merkezi Milano doğumlu biri olmasına karşın- Fornasetti’nin kaotik dünyasının bir parçası olur.

“Figürler, gelişigüzel anılar, illüzyonlar, flaş görüntüler ve bilinmeyenlerle dünyayı yeniden yaratıyor. Hiçbir şeyle bağdaşmayan, hiçbir yere ait olmayan yeni ve güzel bir dünya bu… Fornasetti’nin seçtiği metaforlar, asla var olmamış bir ütopyanın görüntüleridir. Yarı keçi yarı insan figürler, çıplak denizkızları, sevimli köylü kızları, henüz keşfedilmemiş antik şatoların kalıntılarıyla dolu Fornasetti’nin dünyası akıllıca tasarlanmış, hayal ürünü bir dünyadır. Piazza (meydan) lar güzel yapılar, iç içe geçen sütunlar, anıtlar, son derece doğru bir perspektifle tatlandırılmıştır. Uzakta ağaçlar, yeşil sarmaşıkların arasında gizli obeliskler ve piramitler, şarap tanrısı Baküs’ün sıra halinde huşu içinde dans eden perileri vesaire vesaire….”

İtalyan modernizminin öncüslerinden Ettore Sottsass Fornasetti’nin dünyasını böyle tanımlıyordu. Üstü kapalı bir ironi içeren işlerinde etkileyici olan bazen motiflerinden çok, alçı, porselen, maden tozları, metal, muşamba, fresk, kurşun, plastik, kumaş, çelik plakalar gibi yüzlerce farklı teknik ve malzeme kullanmış olmasıdır.1930’larda  Savinio ve De Chirico ile gelişme gösteren  “gerçekötesi” ya da “gerçeküstücü” İtalyan resmi Picasso ve Erken Rönesans’ın fresklerinin izleri Fornasetti mekanlarının dramatik kurgusu, sınırlı renk skalası ve görsel anlatımların yalınlığında da izlenebiliyor.

1940’larda Fornasetti artık dekoratif sanatların üstadı olarak kabul ediliyordu. 1948 yılında kendisi için tasarladığı yağmurlukta çatısı ve pencereleriyle Pompei görüntüleri Roma dönemine ait bazı bina resimlerinden fragmanlar vardır. 1951 yılında tasarladığı Palladiana çekmeceli dolap, “Theme and Variations” serisinin bitmez tükenmez örneklerinden biridir. Klasik uygarlıklardan fragmanların sonsuz kompozisyonlarda iç içe geçmesi, farklı dönemlerin bir araya getirilmesi gibi.. Farklı elemanlardan kompozit bir bütünlük yaratmak “Ben dönemlere ve tarihlere inanmıyorum” diyen ve bir objenin değerini ait olduğu döneme göre belirlemeyi reddeden Fornasetti’nin tasarımlarında en etkin olan ilkedir.

Eski Roma Fornasetti’nin en önemli esin kaynaklarından biridir. Bir arkeolog gözüyle değil, 18. yüzyılın Romantik bir sanatçısı olarak görmektedir Roma’yı.  Piranesi’nin gravürlerine olan ilgisi 1953’ta tasarladığı Rosenthal porselenlerine de yansır.

Mimari ve mobilya arasında organik bağ kurar; ikisinin de fasadları açılan kapıları ve “iç”leri vardır. Gio Ponti ile birlikte ürettiği büro mobilyalarında 17. ve 18. yüzyıl baskılarından esinlenir. 1951’de tasarlanan “Architettura” dolabı mimari perspektiflerle renklenmiştir. Mimari yapılar şaşırtıcı biçimlerde karşımıza çıkar. Örneğin bir eşarpta Barok tarzı bir saray yükselirken, Rönesans gökdelenleri gibi fantastik çizimler de posterleri süsleyebiliyordu.

1959 yılında Salvatore Ferragamo, Roberta di Camerino, Christian Dior, Valentino ile modanın Oscar’ı “Neiman Marcus Award” ödülünün sahibi olan Piero Fornasetti’nin eserleri bugün birçok özel koleksiyonlarda, Victoria&Allbert Müzesi (Londra), Mitchell Wolfson Müzesi (Miami) gibi müzelerde sergileniyor.

Post-modernist tasarım anlayışı Fornasetti’nin işlerini her zaman olduğundan daha modern ve popüler kılıyor. 100.yaşında, Milano’da düzenlenen uluslararası kültür-sanat etkinliği Triennale’de, oğlu Barnaba Fornasetti küratörlüğünde düzenlenen Piero Fornasetti – 100 Anni di Follia Pratica (100 Years of Practical Madness),onun “çılgın dünyasını” yansıtan birçok eser ilk kez gün yüzüne çıktı. Bugün de oğlu Barnaba Fornasetti ve ailesi, Milano merkezli firmada onun mirasını mekanlarda ve objelerde yaşatmaya devam ediyor.

Kaynakça

Patrick Mauries, Fornasetti: Designer of Dreams, Thames and Hudson, Londra, 1991.

Mariuccia Casadio, Barnaba Fornasetti (ed.), Andrea Branzi (intr.) : The Complete Universe, Rizzoli, 2010

http://www.fornasetti.com/history

The following two tabs change content below.

Benan Kapucu

1988’de ODTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü’nden mezun oldu. 1994’te MSÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümünden yüksek lisans derecesini aldı. 1994–2003 tarihleri arasında Doğan Burda Yayın Grubu bünyesinde Brava Casa, Elle ve AD dergilerinde editör, yazı işleri müdürü ve yayın yönetmeni olarak çalıştı. 2003-2007 yılları arasında multimedya proje danışmanlığı, kitap ve dergi editörlüğü işlerini sürdürdü, birçok sektörel derginin yaratım sürecinde rol aldı; XXI, Skylife, Turkish Time, Natura dergilerinde tasarım konulu araştırma ve söyleşileri yayımlandı. 2007-2009 yılları arasında Ommedya bünyesinde, icon dergisinin yayın yönetmenliğini ve Natura dergisinin yayın danışmanlığını yaptı. Design Turkey dahil, birçok ulusal tasarım yarışmasında jüri üyeliği yaptı. İTÜ Tasarım Kongreleri kapsamında tasarım yayıncılığı üzerine iki akademik bildirisi yayımlandı. İTÜ ve Anadolu Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarımı bölümlerinde Medya ve Tasarım dersiyle yarı-zamanlı olarak tasarım eğitimine katkıda bulunuyor. Son olarak İKSV 1. Tasarım Bienali’nin katalog editörlüğünü ve bienal kapsamında yayımlanmakta olan New City Reader mimarlık, kamusal alan ve kent gazetesinin yayın yönetmenliğini üstlendi. 2009- 2014 yılları arasında Häfele’de proje koordinatörlüğü kapsamında, Gateway dergisinin editörlüğünü yürüttü. Halen üniversitede misafir öğretim üyeliği, editörlük ve metin yazarlığı işlerini sürdürüyor.

Son Yazıları Benan Kapucu (Tüm Yazıları)

Bu yazıyı beğendiniz mi? Lütfen Paylaşın!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir