Fotoğraflarda Kartpostal Etkisi: Fotokartlar

26 Ekim 2015 | Gülderen Bölük | foto bellek, gündelik yaşam

Fotokartlar kartpostalların bir uzantısı olarak hayatımıza girmiştir. Aradaki fark, kartpostalların matbaada, fotokartların ise karanlık odada vücuda getirilmesidir. Aslında fotoğraftırlar. Ancak onları kartpostallara yaklaştıran bazı özelliklerinden dolayı bu isimle anılırlar. Her şeyden evvel almaya ve saklamaya değer bir cazibede olmaları beklenmektedir. Yine kartpostallarda olduğu gibi fotokartın üzerinde de görüntüye dair bilgiler verilir ki bu bilgiler arasında çoğunlukla fotoğrafçının ismi de yer alır.

Stüdyoların ilk dönem ürettikleri albümin baskılarda da bu açıklamaları görürüz. Ancak yine de onları fotokart kabul edemeyiz. Çünkü bu tarz görüntüler; genellikle 18×24 cm ebadında  ince kâğıtlara basılan fotoğraflardı. Dolayısıyla kartpostal gibi eşe dosta gönderilmesi pratik olmayacağı gibi üzerine ya da arkasına yazı yazmak da söz konusu değildi.  Kartpostallar insan hayatına girip yaygınlaştıktan ve arşivdeki fotoğraflar kartpostal olarak tekrar basıldıktan sonra fotoğraflara böyle bir anlam yüklenecektir.

Fotokartları genel olarak gruplayabiliriz. Birincisi manzara fotoğraflarıdır ki bunlarda genellikle görüntünün nereye ait olduğu ve fotoğrafçısının ismi yazılıdır. Fotoğraflarına sıra numarası vererek belli bir sayıda ve daha sistemli üretim yapan stüdyolar da vardır. Bu tarz fotoğraflarda genelde o şehri temsil eden belirleyici unsurlar, tabiat güzellikleri ve tarihi kalıntılar tercih edilir.

Bir diğer manzara çekimleri ise bulunduğu yöreye dair ipucu taşımayanlardır ki bunlardaki estetik kaygı daha yüksektir.  İzmit’in önemli stüdyolarından Fahri Seyrek ve Foto A. Faik tarafından hazırlanan alttaki örneklerde olduğu gibi, görüntüde yer alan deniz ve yelkenliler, denize kıyısı olan herhangi bir yerde çekilmiş olabilir. Burada yol gösterici olarak, eğer var ise fotoğraf üzerindeki yazılar kalmaktadır.

İkinci grupta ise; fotoğrafta yer alan mekânlar ya da görüntülerin içine portrelerin yerleştirilmesiyle elde edilirler. Bunlar; ya fotoğrafın en çok hizmet ettiği  ‘ben oradaydım,  gittim, gördüm, orada bulundum’ söylemine hizmet ederler ya da sadece estetik amaçla üretilmişlerdir. Bu tarz fotokartlar da bol miktarda bulunmaktadır.

Üçüncü grup ise sadece portrelerin yer aldığı fotoğraflardır. Bunları diğer portre fotoğraflarından ayıran ve fotokartlara yaklaştıran husus, portrelerin fotoğraf kâğıtlarının kenarına ya da köşesine yakın yerlere basılarak, yazı yazmak için bir alanın boş bırakılıyor olmasıdır. Kartpostallarda da görülen bu mantık, fotokartlara örnek olmuştur. Yakın tarihimizde var olan, misafirlere aile albümlerinin çıkarılıp gösterilmesi, fotoğraf alınıp verilmesi, sadece aile fertlerine değil, eşe dosta, konu komşuya da rahatça gönderilmesi, fotokartlardaki bu tarzı daha rahat anlaşılır kılmaktadır.

Ancak yine de fotokartlardaki portreleri kartpostallardakinden ayırmak gerekir. Her şeyden evvel kartpostallarda politikacı, sanatçı gibi tanınmış kişilerin fotoğrafları vardır. Bu kartları alan kişiler o şahsı tanıdıkları, kendileri için bir anlam ifade ettiği için alırlar. Eğer tanınmış kişi değillerse o zaman başka kriterler beklenir. Ya güzel bir bebek gibi kimin çocuğu olduğunu bilmeseniz bile alma hissi uyandıracak sevimli bir çocuk portresi olmalıdır ya da aşk, sevgi, arkadaşlık gibi metaforları barındıran insan portreleri olmalıdır. Oysa fotokartlardaki portrelerden böyle bir beklenti yoktur.

Kartpostallara kıyasla sınırlı sayıda basılan fotokartlar, genellikle 9X14 cm kartpostal boyutunda ve daha küçük ebatlarda üretilmişlerdir.

Dördündü grupta ise fotoğrafçının estetik bulduğu nesnelere ait still-life çekimleri sayabiliriz.

Hangi grupta yer alırsa alsın şimdilerde fotokartlar; hatır saymanın, gönül almanın nostaljik andaçları olarak yaşamaktalar.

 

Kaynak

Fotoğrafın Serüveni, Gülderen  Bölük, Kapı Yayınları, 2014

The following two tabs change content below.

Gülderen Bölük

1987 yılında İstanbul Bulvar Tiyatrosu'nda çocuk oyunları ekibinde tiyatro çalışmalarına başladı. 1995 yılına kadar bu tiyatroda birçok eserde ve çocuk oyununda rol aldı. 1998 yılında Bahçelievler Belediye Tiyatrosunda biz sezon sahne aldı. 2002 senesinde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Gösteri Sanatları Merkezi, Tiyatro Yazarlığı ve Yönetmenliği’nden mezun oldu. Aynı yıl Mimar Sinan Üniversitesi, Fotoğraf Ana Sanat Dalı’nı bitirdi.2002 yılında İğne Deliği Sanat Atölyesi’ni kurdu ve atölyede verdiği fotoğraf derslerinin yanı sıra birçok etkinlik düzenledi. Bu etkinliklerde birçok sanatçıya ev sahipliği yaptı. Aynı zamanda dia gösterileri ve sergilerde yer aldı, konferanslar verdi. Uzun yıllardır Osmanlı Dönemi ve Cumhuriyetin ilk yıllarına ait fotoğraf koleksiyonu yapan Bölük, bu konudaki araştırmalarını makaleler şeklinde kaleme aldı. Yazıları Newsweek, Aktüel, Collection, Popüler Tarih, Toplumsal Tarih, On Air, Jet Life, Fotoğraf Dergisi gibi birçok dergide yayımlandı. 2003 yılında Collection Kulübü'ne üye olan Bölük, kulüp üyeleriyle beraber; pek çok koleksiyon sergisinde yer aldı 2006 yılında Devlet Fotoğraf Yarışmasında “Başarı” ödülü aldı. Birçok eseri sergilenmeye değer bulundu.2009 yılında Kültür A.Ş. tarafından "İstanbul'un 100 Fotoğrafçısı" adlı kitabı yayımlandı. Fotoğraf Tarihi alanında birçok konferans verdi. 2010 yılında Marmara Üniversitesi, Fotoğraf Bölümü’nde yüksek lisansını tamamladı. Üç yıla yakın bir süredir Fotoğraf Dergisi'nde Foto Bellek adlı köşesinde fotoğrafa dair Osmanlı Dönemi'nden kalan belgelerin çevirisini yapmaktadır. 2014 Yılında ikinci kitabı Fotoğrafın Serüveni, Kapı Yayınları tarafından yayımlandı. 1993 yılından bu yana anaokullarında yaratıcı drama ve tiyatro eğitimi vermektedir.

Bu yazıyı beğendiniz mi? Lütfen Paylaşın!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir