Geçmiş Düğünlerin Sembolik Unsuru: Nahıllar

01 Kasım 2016 | Gülderen Bölük | gündelik yaşam

Osmanlı Döneminde bazen günlerce bazen de haftalarca süren şenliklerle kutlanan evlilik ve sünnet törenlerinin en önemli unsurlarından biri nahıllardır. Yine bu şenliklerin vazgeçilmezi olan ‘geçiş törenlerinin’ en önünde yer alan nahıllar, balmumundan meyveler, yaldızlı kâğıtlar, aynalar, kumaş parçaları, çiçekler ve değerli taşlarla süslenerek; sokaklarda bu şenlikleri izleyen halkın önünden büyük bir ihtişamla geçirilirdi. Ağaç şeklinde olan nahıllar düğün sahibinin mali gücüne ve toplumdaki statüsüne uygun olarak süslenirdi. Nahılların büyüklüğünü ve sayısını belirleyen de yine düğün sahibinin maddi gücüydü.

Yakın zamana kadar Anadolu’da bazı yerlerde nahıl geleneği devam edip korunmuştur. Aslı ‘nahl’ dir ve nakil, nakıl, nahil, nahıl şeklinde de söylenir. Bazı yörelerde ise düğün bayrağı, gelbere, toğlak, yom (yum), şah olarak da adlandırılır. Örneğin Kars yöresinde ‘Şah bezeme ve kaldırma’ diye tabir edilir ki araştırmacılar ‘şah’ kelimesinin dal, budak, ağaç manasına gelmesini, nahılla olan bağının bir ispatı olarak gösterirler.

Bazen bir çam dalına benzeyen, bazen de bir serviyi andıran bu nahılların büyüklükleri konusu, eski tarihçilerin kaydına geçmiştir. Örneğin 1582 yılında 3. Murad’ın oğlu Şehzade Mehmed’in sünneti için yapılan ve 52 gün süren düğünde nahıllar yollardan geçirilirken, büyüklüğü sebebiyle zorluklar çıkmış,  bu yüzden bazı yerlerde balkon ve saçakları yıkmışlar, bazı yerlerde de evler bütünüyle ortadan kaldırılmıştır.  Tabii yeniden yapılması veya onarılması için gerekli ücret ödenerek.

Aynı şekilde 1675 yılında 4. Mehmet döneminde ve 1720 yılında 3. Ahmet dönemindeki şenliklerde de aynı durum söz konusudur. Ebatları dolayısıyla adeta bir minareyi andıran büyük nahılları, ağırlığından dolayı 100 yeniçerinin taşıdığı düşünülürse bu nahılların cesameti daha iyi anlaşılabilir. Yine kayıtlar, 1675 şenliğindeki büyük nahılları 160 forsanın taşıdığını yazar ki,  bunun gibi iki büyük, 40 küçük nahıl düğün alayının önünde hazır bulunmuştur. Küçük denilenleri bile 3 kişi taşımaktadır. Bin bir gece masalları gibi olan Şehzade Mehmed’in sünnetindeki küçük nahılların sayısı ise 150’yi bulmaktadır.

Bu nahılları, alanında usta kişiler yapar ki, 17.yüzyılda Evliya Çelebi ‘esnaf-ı nahılcıyan-ı sûr-i hümayun’ adını verdiği bu kişilerin sayısını 55 olarak gösterir ve dükkânlarının Aksaray ve Tahtakale’de olduğunu belirtir. Nahılların süsleri ve detayları konusunda tarihçiler oldukça açıklayıcı yazılar yazmışlardır.  Örneğin Kanuni döneminde 1524 şenliklerinde hazırlanan nahıllardan birinin üzerinde 60 bin, diğerinin üzerindeyse 46 bin parça bulunduğu kayıt altındadır.

Genel olarak nahılların üzerinde yer alan ve mumdan yapılmış çiçekler arasında gül, papatya, sümbül, çiğdem, menekşe, karanfil, süsen ve şakayık gibi çeşitleri sayabiliriz. Bunun yanı sıra turunç, nar, fıstık, elma, armut, ayva ve türlü yemişlerin tasvirlerini de yer alır. İlave olarak top, gülle, havuz, kale, kele içinde tüfekler, korsanlar, beden duvarları, servi gibi süsleri; tavus kuşu, deve, hüma kuşu (talih kuşu), Arap atı, düldül, anka, kartal, maymun, aslan, atmaca, çakır (yırtıcı bir kuş) gibi hayvan betimlerini sayabiliriz ki bunların bir kısmı değerli taşlarla süslenmiştir.

1576 Yılındaki düğünün nahıları için Siyavuş Paşa 1000 duka altın harcamıştır. 1586 şenliğindeki gümüşten yapılmış altı küçük nahıl ile dışı yaldızlı gümüşten, içi firuze taşlarla süslü büyük nahılların değerinin, 20 bin fındık altınından fazla olduğu da, tarihin sayfalarında bulunmaktadır. Bu şenlikleri izleyen yabancı tarihçiler ve gezginlerin anılarında da, nahılların ihtişamı ve değeri büyük bir şaşkınlıkla aktarılmıştır.  Örneğin Haunolt, 1586 şenliğindeki nahılların üzerinde, cam gibi saydam bir şekilde inceltilmiş mumların üzerinde altın, firuze, inci gibi değerli taşların yer aldığını ve her birinin 40 ya da 50 bin duka değerinde olduklarını yazar.

Peki, nahıl geleneğinin kökenleri nedir? Ünlü Osmanlı tarihçi Von Hammer, nahılların büyüklüğünün erkek gücünü ve üzerindeki yemişlerin kadının döl bolluğunu simgelediğini belirtir. Hammer, Yunan ve Roma törenleriyle de benzerlik kurar. Nahılların phallaphores’i simgelediğini, düğün tahtırevanının üzerindeki gelini örten kırmızı tülün flammeum’u (latince alev); düğün alayında taşınan üç büyük meşalenin Cupidon ile Hymen’in meşalelerini (aşk tanrısı ve evlenme tanrısı); Mısırlıların davul ve ziller eşliğinde söyledikleri şehvetli şarkıları, Fescennia ve Corybantes danslarının yerini aldığını yazar. Metin And, Eski Yunan, Frigya, Anadolu ve Roma’daki nahıl geleneğinin bağlantılarına dikkat çekerek nahılın aynı zamanda ‘düğün mumu’ olduğunu belirtir ve mumun pek çok kültürde düğünle ilgili sembolik anlam taşıdığını vurgular.

Görüldüğü üzere, kültürler arasında büyük bir etkilenme ve geçiş vardır. Bu da farklı görülen toplumların aslında ne kadar ortak bağı olduğunun bir göstergesidir ve bu akılda tutulması, unutulmaması gereken belki de en önemli konulardan biridir.

Kaynaklar

*Surnameler, Mehmet Arslan, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları, Ankara, 1999

*Özdemir Nutku, IV. Mehmed’in Edirne Şenliği, Türk Tarih Kurumu, Ankara, 1972

*Metin And, Osmanlı Şenliklerinde Türk Sanatları, Kültür Turizm Bakanlığı, 1982

The following two tabs change content below.

Gülderen Bölük

1987 yılında İstanbul Bulvar Tiyatrosu'nda çocuk oyunları ekibinde tiyatro çalışmalarına başladı. 1995 yılına kadar bu tiyatroda birçok eserde ve çocuk oyununda rol aldı. 1998 yılında Bahçelievler Belediye Tiyatrosunda biz sezon sahne aldı. 2002 senesinde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Gösteri Sanatları Merkezi, Tiyatro Yazarlığı ve Yönetmenliği’nden mezun oldu. Aynı yıl Mimar Sinan Üniversitesi, Fotoğraf Ana Sanat Dalı’nı bitirdi.2002 yılında İğne Deliği Sanat Atölyesi’ni kurdu ve atölyede verdiği fotoğraf derslerinin yanı sıra birçok etkinlik düzenledi. Bu etkinliklerde birçok sanatçıya ev sahipliği yaptı. Aynı zamanda dia gösterileri ve sergilerde yer aldı, konferanslar verdi. Uzun yıllardır Osmanlı Dönemi ve Cumhuriyetin ilk yıllarına ait fotoğraf koleksiyonu yapan Bölük, bu konudaki araştırmalarını makaleler şeklinde kaleme aldı. Yazıları Newsweek, Aktüel, Collection, Popüler Tarih, Toplumsal Tarih, On Air, Jet Life, Fotoğraf Dergisi gibi birçok dergide yayımlandı. 2003 yılında Collection Kulübü'ne üye olan Bölük, kulüp üyeleriyle beraber; pek çok koleksiyon sergisinde yer aldı 2006 yılında Devlet Fotoğraf Yarışmasında “Başarı” ödülü aldı. Birçok eseri sergilenmeye değer bulundu.2009 yılında Kültür A.Ş. tarafından "İstanbul'un 100 Fotoğrafçısı" adlı kitabı yayımlandı. Fotoğraf Tarihi alanında birçok konferans verdi. 2010 yılında Marmara Üniversitesi, Fotoğraf Bölümü’nde yüksek lisansını tamamladı. Üç yıla yakın bir süredir Fotoğraf Dergisi'nde Foto Bellek adlı köşesinde fotoğrafa dair Osmanlı Dönemi'nden kalan belgelerin çevirisini yapmaktadır. 2014 Yılında ikinci kitabı Fotoğrafın Serüveni, Kapı Yayınları tarafından yayımlandı. 1993 yılından bu yana anaokullarında yaratıcı drama ve tiyatro eğitimi vermektedir.

Bu yazıyı beğendiniz mi? Lütfen Paylaşın!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir