orhan-gencebay

Bir Yılbaşı Klasiği: Orhan Gencebay

31 Aralık 2013 | Aslıhan Işın | müzikomani

Bir dönem TRT birçok şarkıya ve şarkıcıya ekranını kapatmıştı. Onlardan biri ve yılın 364 günü yasaklı olan Orhan Gencebay, tek kanallı televizyon yıllarında, sadece bir kez o da yılbaşı geceleri televizyonda görünürdü. Sahneye çıkmadığı için onu başka bir zaman, başka bir yerde izleme şansı olamayan herkes ekran başına kilitlenirdi.

Orhan Gencebay’ın başladığı 60’lı yıllarda daha yaptığı müziğin adı bile konulmamıştı; zira kendisi de bu türün arabesk olduğunu uzun süre kabul etmedi. Oysa arabesk, gazeteciler tarafından yeni bir terim olarak ilk kez onun 1970 yılında çıkardığı ilk solo albümü için kullanıldı: “Bir Teselli Ver”. Zamanla çoğu kimse Gencebay müziğini bu kategoride değerlendirecek, ancak ortaya koyduğu müzikalite kimselerinkine benzemeyecekti. Öyle ki, arabesk şarkıcıları bu tarzın çok dışında kalacak, halk ve sanat müziği müzisyenleri onun yaptığı işleri saygıyla karşılayacaktı.

Orhan Gencebay 1944 yılında Samsun’da doğdu. Çoğu arabesk yaklaşımın aksine, ailesinden, özellikle de babasından müzik konusunda destek gördü, sanat müziği dersleri aldı. Bağlama çalmayı babasından öğrendi. 1967 yılında yolu TRT’den geçti, ki dönemin bu saygın kurumunun adıyla anılan herkes için bütün kapılar açılıyordu.  TRT İstanbul Okulu macerası kısa sürdü, çünkü başladıktan on ay sonra askere çağırıldı. Tabii döndüğünde onu yapacağı işlerle birlikte büyük bir şöhretin karşılayacağını o günlerde bilmiyordu.

1968 yılında, askerliği bittikten sonra, besteler yapmaya ve piyasada çalışmaya başladı. Dönemin popüler isimlerinden Ahmet Sezgin ile gece kulüplerinde çalışıyor, bugünün anlayışıyla arabeske benzeyen ancak o günlerde daha bu isimle anılmayan bir müzik türü için bağlama çalıyordu. O sırada piyasada birbirine benzeyen o kadar çok şarkı vardı ki, Bir Teselli Ver bomba gibi patladı. Başarısında, kendi kategorisindeki farklılığın büyük etkisi olduğu kadar, şarkının alt yapısında o güne kadar kullanılmasına pek de alışık olunmayan batılı elektro-enstrümanların da büyük payı vardı.

Artık bir klasik olan şarkısı “Batsın Bu Dünya” ise, düzene isyan, karamsarlık içerdiği ve insanların ruh halini bozduğu için yasaklandı. Müzik hayatına başladığı yıllarda, ona pek çok kapıyı açan yer olan TRT, çeşitli nedenlerle kapadığı şarkıcılar gibi ona da kapılarını kapatmıştı. Yılbaşı gecesi hariç… O kadar çok istek vardı ki,  TRT Denetim Kurulu’nun “Bir Defaya Mahsus Yayınlanabilir” raporuyla Orhan Gencebay sadece bu istisna gecede hayranlarıyla buluşmaya başladı; hayranları için de Gencebay için de bu kavuşmanın tarifi yoktu.

 Orhan Baba müziği

Orhan Baba hayranlarının ona taktığı isimdi. Önce Orhan Abi vardı; yıllar geçince Orhan Baba’ya dönüşen bu imaj, aşka ve isyana dair acılarını içtenlikle paylaşan, gazinolarda şarkı söylemeyen ağır başlı tavrı ve haliyle Orhan Gencebay’a mal olacak,  1968-1979 yılları arasında onu bugünkü bakış açısıyla bir pop stardan daha popüler bir yere taşıyacaktı.  Zaten Orhan Gencebay’ın müziğindeki tüm öğeler aşk ile ilişkiliydi ve o günün yasaklarla dolu dünyasında aşk herkesin kalbinde bir yaraydı.

Orhan Gencebay müziğinin en belirgin özelliği melez bir yapısı olmasıydı. Onu daha önce bilinen Türk müziği türlerinden ayıran en önemli özelliği sanat ve halk müziğinin çeşitli öğelerinden oluşan bir sentezi olmasıydı. Bu müziğin bir başka özelliği ise, halk müziği ve sanat müziği ritim ve enstrümanları ile batı müziği ritim ve enstrümanlarını birlikte kullanan, kemanı önemli bir enstrüman olarak öne çıkaran, özel bir yapıydı.

Orhan Gencebay arabeski hakkında kitaplar, tezler yazıldı; müzikal yapısı hiçbir geleneksel yapıyla tek başına açıklanamıyordu. Temelde beş çeşit Orhan Gencebay şarkısı vardı; sanat müziği şarkıları, halk müziği şarkıları, oryantal ağırlıklı şarkılar, batı müziğinin armonik yapısını içeren şarkılar ve melez şarkılar. Orhan Gencebay’ın müziğinin tipik temsilcisi olanlar melez şarkılardı.

Özellikle 1968-1979 yılları arasında yaptığı şarkılarla, bazı araştırmacılar onu halk aşıklarına benzettiler. Kentli bir halk aşığı… Bu yakıştırmanın sebebi, Orhan Gencebay’ın şarkılarını kendisinin yazıyor, besteliyor, düzenliyor, yönetiyor ve çok iyi saz çalıyor olmasıydı. 1973 yılında kurduğu Kervan Plakçılık sayesinde plaklarını da kendisi yapmıştı.

Şimdi her yerde her zaman izleyebildiğimiz, yaptığı akıllıca mesleki yatırımlarla halen tek başına yeten ve müzik yaşamını sürdüren Orhan Gencebay’la birlikte, özgürce kutlanacak nice Yılbaşı gecelerine…

The following two tabs change content below.

Aslıhan Işın

1995 yılında Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü’nden mezun oldu. Dergicilik kariyerine Hürriyet Dergi Grubu’nda, Art+Decor Dergisi’nde muhabirlik yaparak başladı. Dekorasyon, seyahat, kadın, yaşam, yemek dergilerinde editör, yazı işleri müdürü ve yayın yönetmeni olarak çalıştı. Dergicilik kariyeri boyunca seyahat, havayolu, yemek – içki kültürü, moda ve mücevher dergilerine bağımsız yazarlık yaptı. Halen kişisel bloğu için yazıyor, halkla ilişkiler yöneticisi ve editör olarak çalışıyor. Gezip gördüğü ülkelerden aldığı kitap ayracı, gazete ve kartlarla başlangıcını oluşturduğu koleksiyonlarına, 45’lik plaklar ve dergilerden oluşan küçük çaplı yeni koleksiyonlar ekliyor.

Son Yazıları Aslıhan Işın (Tüm Yazıları)

Bu yazıyı beğendiniz mi? Lütfen Paylaşın!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir