Müslüm Gürses

Hayatımızdan Bir Müslüm Gürses Geçti

28 Şubat 2013 | Aslıhan Işın | müzikomani

Müslüm Gürses, müziğe başladığı, gençlik yıllarında 45’liklerin dünyasına yetişmişti. 1968 yılında ilk 45’lik plağı Emmioğlu/Ovada Taşa Basma piyasaya çıkmıştı. Ömür Plak’tan çıkan 45’lik, aynı şirketin Adana’da arka arkaya basacağı dört plağın ilki olacaktı. Her şey çok hızlı ilerliyordu; 1969’dan itibaren Müslüm Gürses’in plakları İstanbul’da basılmaya başladı. Bunların içinde Sevda Yüklü Kervanlar/Vurma Güzel Vurma 45’liği 300.000 satarak rekor kırdı. Artık İstanbul’da yaşıyor, hayranlar kazanıyordu.

Müslüm Gürses’in dinleyici kitlesi birçok araştırmaya konu oldu; hakkında doktora tezleri yazıldı. Bugün onu kaybeden dinleyicilerinin, sanki ailelerinden birini kaybetmişçesine kedere boğulmalarının altında, şarkılarını sevmekten çok daha derin anlamlar yatıyor olmalıydı. Bu anlam, yaşadıklarını düşündükleri talihsizlik, acı ve kayıplar Müslüm Gürses’in hayatının da konusuydu. Her şeyden, şarkılarından bile önce, kendilerini ona yakın hissettiler, söylediği şarkılarla yaşamı arasındaki örtüşme ve benzerlik, Müslüm Gürses’in samimiyetinin göstergesi olarak kabul edildi. Kısaca yaşadıklarının şarkılarını söylüyordu.

Hayranlarının ona bağlılığının sırrını, sosyologlar, psikologlar, müzik araştırmacıları gibi, o da çözememişti. Konserlerinde kendini paralayan, kesen insanlar onu çok üzdü; buna alet edildiği için çok üzüldü. Müslüm Gürses ile onu dinleyenler arasında paylaşılan şey keder, kader, hüzün ve göçün getirdiği aidiyetsizlik duygusuydu. Göçün zaten dünyanın her yerinde müziğe hüzün katarak aynı hikayeyi paylaşan insanları birbirine yaklaştırdığı ve aynı duygulara sürüklediği bir gerçekti.

İlk bakışta görünen, Müslüm Gürses’in bir kitleyi arabesk müziği vasıtasıyla peşinden sürüklediğiydi. Oysa zamanın TRT’sinde radyo sanatçı olmak öyle kolay bir iş değildi; gerçekten yetenekli olmayan hiç kimse kadroya alınmazdı. Oysa kariyeri, Adana’da bir çay bahçesindeki ses yarışmasını kazanarak başlamıştı, daha 14 yaşındaydı.  1967 yılından itibaren TRT Adana Çukurova radyosunda her Cumartesi türküler söyleyecekti; programlar canlıydı.

Şarkılarını “temiz” söyledi

Coğrafyamızda 70’lerden bu yana hakkında en çok konuşulan ve en çok dinlenen müzik tarzı olmasına rağmen, otoriteler uzun yıllar arabeskin bir müzik tarzı olduğunu bile kabul etmedi. Onun tarzını ölesiye olumsuz eleştiren müzik otoritelerinin dahi kabul ettiği tek gerçek, bu müzik tarzını döneme ismiyle kazıyan Müslüm Gürses’in, her şarkıyı doğru yerinden ve hiç detone olmadan okumasıydı. Bir zamanlar geçirdiği ağır trafik kazasında yarı yarıya kaybettiği duyma yetisine rağmen…

Hem yaşça hem de mesleki olarak olgunluk çağında hiç tutucu davranmadı, orijinal projelere beklenmedik imzalar attı. Bunlardan biri, 2006 tarihli, yazar Murathan Mungan’la ortak projesi Aşk Tesadüfleri Sever oldu. Murathan Mungan proje için söz yazdı, David Bowie, Garbage, Leonard Cohen, Jane Birkin’in bestelediği şarkıları bu sözlerle Müslüm Gürses seslendirdi. Kısa bir süre sonra pop ve rock tarzında şarkıları yeniden yorumlayarak hayranlarını bir kez daha şaşırttı. Ama bu arada yeni hayranlar kazanmıştı. Onu sadece büyük kentlere göç etmiş, yoksulluk, acı ve çaresizlik içindekiler, ezilenler değil,  entelektüel kesim de dinledi. Çünkü Teoman’ın Paramparça şarkısını söylerken herkesi paramparça etmiş, Tarkan’ın İkimizin yerine şarkısını sanki aşık olan herkesin yerine söylemişti. Kadın vokallerin şarkılarını da büyük bir başarıyla yorumladı; Nilüfer’in Olmadı yar şarkısını hayranları onun sesinden bir kez daha sevdi. Reklam filmlerinin yıldızı oldu; oyunculuğa yetenekliydi. Zira ilk kez 1979 yılında İsyankar filmiyle kameraların karşısına geçmişti; toplam 38 filmde rol aldı.

Az konuşurdu. Hayatta en çok eşi Muhterem Nur’a güvendi, en çok onu sevdi. İnsanların ona “baba” lakabını takmasına ve gördüğü ilgiye “kader” diyecek kadar alçakgönüllü bir insandı. Ardında bıraktığı sayısız şarkı ve albümün ötesinde, cenaze törenine yüzlerce hayranını sürüklemesi bu erdemleri yüzündendi. Artık rahat uyusun.

The following two tabs change content below.

Aslıhan Işın

1995 yılında Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü’nden mezun oldu. Dergicilik kariyerine Hürriyet Dergi Grubu’nda, Art+Decor Dergisi’nde muhabirlik yaparak başladı. Dekorasyon, seyahat, kadın, yaşam, yemek dergilerinde editör, yazı işleri müdürü ve yayın yönetmeni olarak çalıştı. Dergicilik kariyeri boyunca seyahat, havayolu, yemek – içki kültürü, moda ve mücevher dergilerine bağımsız yazarlık yaptı. Halen kişisel bloğu için yazıyor, halkla ilişkiler yöneticisi ve editör olarak çalışıyor. Gezip gördüğü ülkelerden aldığı kitap ayracı, gazete ve kartlarla başlangıcını oluşturduğu koleksiyonlarına, 45’lik plaklar ve dergilerden oluşan küçük çaplı yeni koleksiyonlar ekliyor.

Son Yazıları Aslıhan Işın (Tüm Yazıları)

Bu yazıyı beğendiniz mi? Lütfen Paylaşın!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir