İkonik Portreleriyle Cecil Beaton

26 Mayıs 2015 | kolektomani | özel dosya

20. yüzyılın önemli ve çokyönlü fotoğrafçılarından Cecil Beaton (1904-1980) büyüleyici portreleriyle ilk kez Türkiye’de, Pera Müzesi’nde.

 Aynı zamanda Oscar ödüllü bir kostüm tasarımcısı olan Cecil Beaton’ın, Londra, National Portrait Gallery Fotoğraf Danışmanı Terence Pepper küratörlüğünde, “Sotheby’s Cecil Beaton Studio Archive” koleksiyonundan derlenen sergisi, sanatçının 1920’lerden 70’lere kadar fotoğrafladığı sanatçılar, film yıldızları, yazarlar, entelektüeller ve kraliyet portrelerinden oluşuyor.

Cecil Beaton, fotoğrafçı kimliğinin yanı sıra, yazar, ressam, illüstratör, karikatürist ve ödüllü bir dekor ve kostüm tasarımcısı olarak tanınan çok yönlü bir isim. Beaton, özellikle 1927 – 1956 tarihleri arasında Vogue dergisi için hazırladığı kapaklarıyla hatırlanıyor. Ne var ki, Beaton’ın unutulmaz kareleri yalnızca bunlarla sınırlı değil. Sanatçının II. Dünya Savaşı sırasında Winston Churchill’i ofisinde gösteren fotoğrafı ve yine aynı tarihlerde Life dergisine kapak olan, bombayla yaralanmış 3 yaşındaki Eileen Dunne portresi de en önemli eserleri arasında sayılıyor.

Cecil Beaton’un belli ilkelere sahipti. Fotoğrafını çektiği portrelere karşı acımasız denecek ölçüde açıksözlüydü. Beaton, karşısında oturan kişi ne kadar zarif ve sıra dışı bir güzelliğe sahip olsa da acımasızca eleştirel yaklaşırdı. “Eğer Grace Kelly’nin yüzünün sol tarafı da sağ tarafına benzeseydi, asla sahnede olamazdı” diye yazar anılarında. Eleştirel olmasının yanı sıra portrelerin en iyi yanlarını ve özelliklerini yakalamak için çalışır. “Önce kusurları keşfeder, sonra onları nasıl ortadan kaldıracağını düşünür ve rötuşlamaktan çekinmezdi.” diye yazar Portraits and Profiles kitabının editörü Hugo Vickers.

Beaton’un fotoğraf alanındaki başarısı, yılında Windsor Dükü ve Düşesi’nin düğün fotoğraflarını çekmesiyle birlikte İngiliz kraliyet ailesinin, 1937 yakın çevresine de girmesini sağlar. Beaton, iki yıl sonra Anne Kraliçe’yi, 1953 yılında da Kraliçe Elizabeth’i Westminister Abey’deki Henry VII kilisesinin arkafonda göründüğü taç giyme töreni kıyafetiyle portreler. Coco Chanel ve Diana Vreeland gibi moda ikonları, Jackie Kennedy gibi sosyetenin birçok ünlü kadınını da fotoğraflayarak mesleğinin de statüsünü yükselten bir isim olur. “Kapıda bekleyen fotoğrafçı rolünü ileri bir boyuta taşıdı.  Ön kapıdan giren ve çoğunlukla akşam yemeğine kalan biri o” diyor Vickers.

Beaton, çok iyi bir savaş fotoğrafçısıydı aynı zamanda. İkinci Dünya Savaşı döneminde İngiltere’nin Enformasyon Bakanlığı için, Yakın Doğu, Uzak Doğu ve Hindistan’ı gezerek savaşın etkilerini belgeledi Onun üç yaşındaki Blitz kurbanı, başı bandajlı bir şekilde bir hastane yatağında oturan Eileen Dunne, Life dergisinin 1940 tarihli bir kapağında yer alır ve çelişkiyi en iyi anlatan fotoğraflarından biri olarak belleğimizde yer eden karelerden biri olur.

Sadece bir fotoğrafçı olarak algılanmayı reddeden ve tiyatro tutkusuyla da bilinen Cecil Beaton, setleri ve kostümleriyle üç Oscar ödülü kazandı. Oyun yazarı olma hayalini gerçekleştiremese de son derece yetenekli bir set ve kostüm tasarımcısıydı. Tiyatro, bale ve operalarda çalışır, tasarımlarıyla 1958 yapımı Gigi filminin belle époque kostümleriyle dikkat çeker ve ilk Oscar ödülünü kazanır. Daha sonra 1964 tarihli My Fair Lady uyarlamasıyla kostüm ve set tasarımı dalında iki Oscar ödülünün daha sahibi olur.

Pera Müzesi’nde düzenlenen serginin küratörü Terence Pepper, Sotheby’s’in özel arşivinden yapılan seçki sonucu sergiye Beaton’ın şu ana kadar gösterilmemiş, özellikle renkli ve az bilinen çalışmalarını eklediklerini anlatıyor. Pepper, sergi hazırlık sürecini şöyle aktarıyor:

 “Cecil Beaton’ın tüm çalışmalarını derinlemesine inceleyip, kendi süzgecimizden geçirdikten sonra, bu dehayı seyircilerle buluşturmak bizim için önemli bir deneyimdi. Arşiv çalışmaları sırasında karşılaştığımız yepyeni, hazine niteliğindeki çalışmaları gördükten sonra, sergiye yalnızca Beaton’ın çok tanınan portrelerini dahil etmek haksızlık olurdu.”

Vogue dergisinin Cecil Beaton imzalı kapaklarına değinen Pepper, onun çektiği fotoğrafların başarısının Beaton’ın tüm kareleri bir sanat eseri olarak ele almasından kaynaklandığını belirtiyor:

“Beaton, modelinin olabildiğince güzel görünmesi için uğraşırken, diğer yandan geleneksel portre fotoğraflarının dışına çıkma arayışı hep devam ediyordu. Bu nedenle, modellerini alışılmadık pozlarda oturtup, muhteşem bir arka plan oluşturur ve böylece modelin kompozisyonun odağı değil, sadece bir parçası olarak görünmesini sağlardı.”

Cecil Beaton’ın  “Portreler” sergisi, 26 Temmuz 2015 tarihine dek Pera Müzesi’nde izlenebilir.

The following two tabs change content below.

kolektomani

Son Yazıları kolektomani (Tüm Yazıları)

Bu yazıyı beğendiniz mi? Lütfen Paylaşın!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir