Nederland, Amsterdam, 25-11-2015.
Kunstwerken Internal Objects van de kunstenaar Anish Kapoor in de  Eregallerij van het Rijksmuseum.
Foto: Olivier Middendorp

Kapoor ile Rembrandt’ın Görsel Düellosu Rijksmuseum’da

09 Şubat 2016 | kolektomani | özel dosya

Amsterdam’daki Rijksmuseum 6 Mart 2016 tarihine dek Gallery of Honour bölümünde, ünlü Hint kökenli İngiliz sanatçı Anish Kapoor’u ağırlıyor. Kapoor’un Internal Object in Three Parts başlığıyla sunulan rölyefleri, Rembrandt’ın son işleri ‘The Jewish Bride’, ‘The Syndics’, ‘Titus Dressed as a Monk’ ve Aziz Paul olarak göründüğü otoportresi ile yan yana gelerek görsel bir diyaloğa giriyor.

Yağıyla, siniriyle kanlı bir et parçası gibi görünen kırmızı-beyaz reçine ve silikon katmanlarından oluşan üç rölyefte Kapoor, sanatını belirleyen bedenin ve ruhun dokunulmamış alanlarına dair yaptığı araştırma ve sorgulamaları bu kez resim sanatıyla birleştiriyor. Şiddet, travma, sosyal ve politik huzursuzluklar gibi temaları gündeme getiren sanatçı, bu üçlü rölyefiyle Rembrandt, Soutine ve Bacon’ın resim geleneğine bir köprü de kuruyor. Sanatının ilk yıllarında, çini, akrilik ve yağlı boya, guaj, pigment ve toprakla hem kağıt hem kanvas üzerinde eserler yaratan sanatçının son sergisi My Red Homeland (2003), Svayambh (2009) ve Shooting into the Corner (2009) gibi mekanik enstalasyonlarının da birer uzantısı aslında.

Nederland, Amsterdam, 25-11-2015. Kunstwerken Internal Objects van de kunstenaar Anish Kapoor in de Eregallerij van het Rijksmuseum. Foto: Olivier Middendorp

Foto: Olivier Middendorp

1954 Mumbai doğumlu olan İngiliz sanatçı Anish Kapoor, kendi jenerasyonunun en etkili heykeltıraşlarından biri. Farklı malzemelerle yansıtıcı yüzeyler oluşturduğu en heybetli sanat eserleri dünyanın birçok farklı noktasında büyük ilgi uyandırıyor. Kapoor Hindistan, Mısır, Yunanistan ve Roma’dan antik dönemlerin mitleri olduğu kadar 20. yüzyıl temaları üzerine de çalışıyor. Geçtiğimiz yaz Versailles Sarayı’nda sergilediği en görkemli işlerinden biri olan ‘Dirty Corner’ işe sergilenmeye başladıktan birkaç gün sonra “Kraliçe’nin vajinası” göndermesine tepki duyan vandallar tarafından saldırıya uğramış, grafittilerle kaplanmıştı.

Rijksmuseum düzenli olarak mekanlarını Damien Hirst (2008), Anselm Kiefer (2011), Frank Auerbach (2013) ve Daan Roosegaarde (2014) çağdaş sanatçılara açıyor. Kalıcı koleksiyonlarında, Subodh Gupta, Ai Weiwei, Edmund de Waal ve Richard Wright’ın işleri de bulunabilir. Bu kez Anish Kapoor ve 17. yüzyıl Hollandalı büyük usta Rembrandt ile yan yana geliyor, ruh ve beden, figür ve soyutlama arasında ikilik yaratıyor; ikisi arasındaki o ince bağlantıları vurguluyor. Farklı yönlere odaklansalar da iki sanatçının insan bedeni ve onun tasvirine olan ilgilerinin ortak olduğunu da gözler önüne seriyor.
anish kapoor rembrandt

anish-kapoor-rembrandt-5

Anish Kapoor, Rembrandt’ın eserlerinden ilham alarak bu eserlerini üretmiş olsa da insan anatomisini derinden sorguladığı, tutkulu ve heybetli kendi işleri de ondan geride almıyor.  2013 yılında gerçekleştirdiği Disrobe, ya da 2008 yılında yaptığı reçine heykeli Blood Stick, hatta 2008/2009 tarihli Shooting into the Corner  (kan kırmızısı renginde balmumu güllelerini duvara atan bir topla kendi kendini oluşturan eseri, ağır silahla o köşede parçalanmış bir insan bedenini anımsatıyordu) bile bunu söylemek için yeterlidir.

Kapoor bu kez etin kas, sinir ve yağ yapısını simule eden Internal Object in Three Parts (2013-2015), ile bu çatışmayı bir adım daha öteye taşıyor. Bu sıra dışı işler Rembrandt’ın son işleri ‘The Jewish Bride’, ‘The Syndics’, ‘Titus Dressed as a Monk’ ve Aziz Paul olarak göründüğü otoportresi ile görsel bir diyaloğa giriyor, açıkça görülebilen estetik ve tematik bağlantılar kuruyor. Rembrandt’ın alegorik çarmıha germe sahnesi Slaughtered Ox (boğazlanmış öküz) ya da Carcass of Beff (sığır gövdesi) eserinden ilham alan Soutine, Figure with Meat’i resmeden Francis Bacon gibi Kapoor da “insan bedeninin içini dışarı” çıkarıyor. İzleyiciyi ölümsüzlük, histeri, tavma, kurban etme, ruhsallık ve şiddet temalarıyla yüzleştiren Kapoor, onların Rembrandt’ın portrelerine bugünün gözüyle olduğu kadar, geçmişte yüceltildiği gibi bakmalarını da istiyor. Sığır gövdesini resmederken etin canlı rengini korumak için üzerine sürekli kan boca eden Soutine gibi Kapoor da farklı boyut katmanları yaratmak ve rengin yoğunluğunu ortaya çıkarmak için silikon gibi yepyeni malzemeler kullanıyor.

Son tahlilde Internal Object in Three Parts, Kapoor’un  Yunan mitolojisinin kahramanı satyr Marsyas’a olan ilgisini ortaya koyuyor. Mitolojiye göre, müzik tanrısı Apollon’a bir müzikal düello ile baş kaldıran Marsyas, bu savaşı kaybeder. Apollo sonra Marsyas’ı bir zeytin ağacına bağlayarak, canlı canlı derisini yüzer ve çeşitli işkencelerle öldürür. Kapoor’un Gilles Deleuze’un Anlamın Mantığı’nda dile getirdiği “organsız beden” kavramına da gönderme yaparak, tenin derinliklerine indiği, ruh ve beden arasındaki ilişkiyi sorguladığı açıkça görülüyor. “Ben anın ifadesinden öte, bir şeyin varlığıyla ilgileniyorum” diyen Kapoor, işlerinin kalıcılığına dair düşüncelerini alçakgönüllülükle, “Rembrandt’in eserleri dört yüz yıldır varlığını sürdürüyor, benimkiler ise yeni var oldu. Kendilerini hala kanıtlamaları gerekiyor” diye açıklıyor.

Kapoor ve Rembrandt arasındaki görsel düello, Rijksmuseum’da 6 Mart tarihine dek izleyicilere açık kalacak

 

The following two tabs change content below.

kolektomani

Son Yazıları kolektomani (Tüm Yazıları)

Bu yazıyı beğendiniz mi? Lütfen Paylaşın!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir