rembetiko - rebetiko

Karşı Yakanın Müziği Rebetiko

08 Mart 2013 | Aslıhan Işın | müzikomani

Rebetiko, İzmir’de, Rum Mahallesi’nde filizlenen bir alt-kültürün ürünü. 19.yy başlarında; İzmirli Rumlar yaptıkları müziğe Rebetiko (Yunanca Rembetiko), bu müziği yapanlara Rebet adı verdiler. Zamanla İzmir’deki Rum mahallesinin sokaklarında öyle bir ortak payda oluştu ki, Avrupa’dan şehre gelen seyyahlar bu kültürü izlemek ve aktarmak için özellikle buraya geliyorlardı. Rebetiko, bağlamasıyla, dansıyla, müziğiyle, giysisiyle, yaşam biçimiyle, dünyayı algılayışı ve yorumlayışıyla artık bu topraklara özgü bir müzik haline gelmişti.

Bu şehrin koşullarının belirlediği müzik, zamanla suyun iki yakasındaki farklı kültürel gelişimi de ortaya çıkarmaya başladı. Örneğin Yunanlılar günlük yaşamda kadın ve erkek, kahvehaneyi veya tavernayı birlikte kullanamazken; bu gibi eğlence yerleri İzmir’de ailece, çoluk-çocuk, kadın-erkek gidilen yerler haline gelmişti. Bugün bile İzmir’in kızlarının rahatlıklarıyla ünlü olması, aslında o günlerde İzmir’de yaşayan Rum kadınların günlük yaşamda etkin rol alması temeline dayanıyor.

19.yy başlarında İzmir’de filizlenen Rebetiko ve onun üreticisi Rebetler, İzmir’in Yunan işgalinden kurtulmasından, yani 1922’den sonra suyun karşı kıyısına geçmek zorunda kaldılar. Ve fakat iki tarafta da aynı kalmayan şeyler oldu; İzmir’de yüz yıla yakın zaman süren bu kültürün izleri kalırken, Rebetler müzikal kültürlerine, o güne kadar kullandıkları bağlamanın yanı sıra, buzukiyi de eklediler.

Böylece Rebetiko yeni bir dönüşüme uğrama sürecine girdi. Ki bu döneme daha sonra “klasik dönem” adı verilecekti. Örneğin, Rebet’in bağlama virtüözü olmasına gerek yokken ve bağlama sadece duyguları anlatmaya yarayan bir enstrümanken,  yeni dönemle birlikte virtüözlük önem kazandı. Vasilis Tsitsanis ve Siros adalı Markos Vamvakaris birer virtüöz olarak ünlendiler. Klasik dönemde “Pire Rebetikosu” gelişti. Yani Rebetiko için en iyi tanım olan; “Rebetler tarafından Rebetler için yapılan müzik”,  70’lerle birlikte değişime uğradı ve Rebetiko dünyaya açılmaya başladı. Rebetiko’yu artık Yunan orta sınıfı da benimseyecekti.

Rebetiko ve Rebet

Rebetiko araştırılmış, üzerine çalışmalar yapılmış bir kültür. Felsefesi bakımından Rebetiko müziği, Blues, Fado ve Tango ile eş tutuluyor. Rebetlik ise sadece müzikle sınırlı bir kültür değil; giysisinden yürüyüşüne, dansından sözlerine kadar tüm yaşam felsefesini tanımlayan bir bütündü. Rebetler, haşhaş düşkünlükleri, bıçak ve tabanca tutkuları ve polise duydukları nefretle ünlü, kavgaya ve hapis yatmaya meyilliydiler. Giysileri özgün; siyah parlak kumaştan pantolon, menekşe rengi ve tonlarında gömlek, ayakkabıları arkasına basılmış yumurta topuk, aksesuarları tütün, bıçak, tabanca taşımak için belde ipek kuşak, omuza atılmış ceket ile öne eğik kullanılan şapkalarıydı.

Ritimleri Anadolu ve Yunan danslarından geliyordu. Zeybekikos (Zeybek) adı verilen bireysel dansı Rebet’in yaşama direnci ve enerji kazandığı bir tören olarak kabul edilirken, Hassapikos (Kasap havası) adı verilen ve topluca yapılan dansla Rebetler topladıkları enerjiyi boşaltıyorlardı. Tsifteteli (Çiftetelli) ve Karsilamas (Karşılama), yine iki yakanın ortak danslarıydı. Rebetler eğlence mekanlarına “Tekke” adını veriyorlardı. Çalgıları, buzuki, bağlama, gitar, ud, lut, santur, keman, armonika, tef, dümbelek, zil; temaları aşk, ayrılık, haşhaş, hapishane, yoksulluk, hastalık, ölüm, anne ve göçtü.

Achilles Polonos, Rita Abatzi, Yiorgos Batis, Soteria Belou, Loukas Daralas, Roza Eskenazi, Mikhalis Genitsaris, Babis Goles, Candan Erçetin, Dimitris Gogos, Agathonas Iakovides, Antonios Katinaris, Apostolos Khatzikhristos, Manolis Khiotis, Manolis Khisafakis, Anna Khrisafi, Marika Ninou, Marika Papagika, Melihat Gülses, Yiannis Papaioannou, Vangelis Papazoglou, Stratos Payoumbtzis, Stelios Peptiniadis, Kostas Roukounas, Kostas Skarvelis, Iovan Tsaous, Prodromos Tsaoutsakis, Vassilis Tsitsanis, Markos Vamvakaris, Haris Alexiou, Yorgos Dalaras, Maria Katinari, Glykeria en iyi bilinen rebetiko şarkıcılarıdır.

 Rebetiko Ege’nin iki yakasının ortak hikayesi, hatta hatırasıdır. Yaşayanların unutamadığı ve neredeyse dört nesildir dilden dile acısı katlanarak büyüyen mübadele yıllarının mirasıdır. Bu yüzden hüzün ana konusudur.

The following two tabs change content below.

Aslıhan Işın

1995 yılında Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü’nden mezun oldu. Dergicilik kariyerine Hürriyet Dergi Grubu’nda, Art+Decor Dergisi’nde muhabirlik yaparak başladı. Dekorasyon, seyahat, kadın, yaşam, yemek dergilerinde editör, yazı işleri müdürü ve yayın yönetmeni olarak çalıştı. Dergicilik kariyeri boyunca seyahat, havayolu, yemek – içki kültürü, moda ve mücevher dergilerine bağımsız yazarlık yaptı. Halen kişisel bloğu için yazıyor, halkla ilişkiler yöneticisi ve editör olarak çalışıyor. Gezip gördüğü ülkelerden aldığı kitap ayracı, gazete ve kartlarla başlangıcını oluşturduğu koleksiyonlarına, 45’lik plaklar ve dergilerden oluşan küçük çaplı yeni koleksiyonlar ekliyor.

Son Yazıları Aslıhan Işın (Tüm Yazıları)

Bu yazıyı beğendiniz mi? Lütfen Paylaşın!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir