Judaica Artwork_Mitaskim

Klezmer: Şarkının Enstrümanı

05 Kasım 2013 | Aslıhan Işın | müzikomani

Tarihi boyunca Klezmer’i, kimileri Çigan müziğine benzetti, kimileri “Yahudilerin cazı” olarak adlandırdı. Bazen çok eğlenceli, bazen çok hüzünlüydü; öyle ki, eğlenceli tarafı dans ettirecek, hüzünlü tarafı ağlatacak kadar güçlüydü. Klezmer’i üzerinde yaşanan topraklar şekillendirmiş, kendine has tarzı Rus, Romen Türk, Grek ve Balkan ezgilerinden ve kültürlerinden etkilenmişti.

Müziğin zenginliği altyapısından geliyordu. Trompet, trombon gibi bakır üflemeliler bu zenginliğin başlıca kaynağıydı ancak, Klezmer müziği her zaman etkileyiciydi, sadece gitar ve kontrbasla yapıldığında bile… Orkestrada piyano, akordeon ve nadiren bir solist olurdu. Flüt bazen solo çalgı olarak seçilse de, herkes bilirdi ki, Klezmer’in yıldızı keman ya da klarnetti.

Ne yazık ki, çeşitli nedenlerle yakın tarih boyunca kaçmak ya da göç etmek zorunda kalan Yahudilerin, müzik aletleri arasında en kolay taşınan ve hafif olan keman ve klarneti seçmeleri tesadüf değildi. Zira keman ve klarneti taşımak kolaydı ve nereye gitseler yanlarında götürebiliyorlardı. Öte yandan, keman ve klarnet, geniş oktav aralıkları ile sevinci ve üzüntüyü iyi anlatırdı. Zaten her ikisi de insan sesine en yakın müzik aletleri olarak bilinirlerdi.

Klezmer, Alman İbranicesinde müzisyen anlamına gelirdi. Kle ve zemer kelimelerinden oluşan İbranice bir kelime olan Klezmer, önceleri çalınan enstrümanlar için kullanıldı. Sonradan müziğin kendisine Klezmer, bu müziğin çalgıcılarına Klezmorim denilecekti, ki bu da aslında, aynı zamanda Yahudi Çingenelerine verilen isimdi.

Klezmer, nota okumaya dayalı değildi, salon müziği hiç değildi. Gelenekseldi; bayram, tören ve düğünler Klezmer müziği olmadan düşünülemezdi. Temelde, birkaç solo enstrümanın da yer aldığı bir orkestra düzeninde yapılırdı.

Yidiş Tiyatrosu ile yayılan müzik

15.yüzyılda dini temalar içermeyen ilk Yahudi müziği olarak ortaya çıkan Klezmer, 19.yüzyılda Doğu Avrupa’da yerel halkların ezgileriyle yoğrulacak, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yeniden doğacaktı.

Abraham Goldfaden’ın 1800’lü yıllarda Romanya’da başlattığı tiyatro çalışmaları ve müzikallerle Yidiş tiyatrosu ile Klezmer müziğinin temellerini atıyordu. Goldfaden’den sonra Amerika’da Yidiş tiyatrosu büyük ilgi gördü ve yüzlercesi ortaya çıktı. Böylece bu tiyatro ile müziğin yayılışı hızlanmış olacaktı.

Doğu Avrupa’dan göç eden klezmorim’ler sayesinde Klezmer müziği ve Yidiş tiyatrosu tüm Amerika’ya yayılmıştı. Zamanla taş plaklara kaydedilen bu müzik, bütün Amerika’yı saracak ve caz müziğine bile etkisi olacaktı.

Taş plak kaydı da o yıllarda tesadüfen yine bir Yahudi olan Emile Berliner tarafından geliştirilmişti. Böylece artık taş plaklara kaydedilen Klezmer’in yayılması kolaylaşmış, Berliner’in kurduğu şirket sayesinde pek çok yerel kayıt yapılmıştı.

Cazın müzik dünyasını alt üst ettiği 1920’lerde Klezmer müziği cazdan etkilenmişti. Bu dönemden sonra 1940’lara kadar Klezmer altın yıllarını yaşamış, en çok plak kaydı da bu yıllarda yapılmıştı. Malum, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra bu müzikten uzaklaşılacaktı.

Klezmer’in yeniden doğuşu İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraya rastlayacaktı. Doğu Avrupalı, hayatta kalan Yahudiler müziklerini yeniden keşfedecekler ve yaygınlaşmasına vesile olacaklardı.

Özellikle 80’lerden sonra, üçüncü kuşak Yahudi müzisyenler Klezmer’e sahip çıktı. Amerika ve Avrupa’da Klezmer Band’lar kuruldu. Klezmer müziği kulüplerde çalınır, dinlenir oldu.

Klezmer bugünün dünyasında hemen her ülkede büyük bir ilgiyle dinleniyor. Klarnet ustası Giora Fiedman, keman sanatçısı İzhak Pearlman, Norveçli Bente Kahan gibi isimlerle turnelerde anılıyor, uluslar arası büyük müzik marketlerde World Music bölümlerinde kendine yer buluyor.

The following two tabs change content below.

Aslıhan Işın

1995 yılında Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü’nden mezun oldu. Dergicilik kariyerine Hürriyet Dergi Grubu’nda, Art+Decor Dergisi’nde muhabirlik yaparak başladı. Dekorasyon, seyahat, kadın, yaşam, yemek dergilerinde editör, yazı işleri müdürü ve yayın yönetmeni olarak çalıştı. Dergicilik kariyeri boyunca seyahat, havayolu, yemek – içki kültürü, moda ve mücevher dergilerine bağımsız yazarlık yaptı. Halen kişisel bloğu için yazıyor, halkla ilişkiler yöneticisi ve editör olarak çalışıyor. Gezip gördüğü ülkelerden aldığı kitap ayracı, gazete ve kartlarla başlangıcını oluşturduğu koleksiyonlarına, 45’lik plaklar ve dergilerden oluşan küçük çaplı yeni koleksiyonlar ekliyor.

Son Yazıları Aslıhan Işın (Tüm Yazıları)

Bu yazıyı beğendiniz mi? Lütfen Paylaşın!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir