hotel-paradiso-2

“Neşeli Şarkıcı” Dario Moreno

18 Şubat 2013 | Aslıhan Işın | müzikomani

Eşzamanlı yaşayan kuşak için Dario Moreno vazgeçilmez bir şarkıcı, sonradan keşfedilmiş bir aktördü.  Fakat Moreno bunlardan daha fazlasıydı, dünya çapında ünlüydü ve bunu 60’lı yıllarda başardı. Arjantin tangolarından Fransız şansonlarına, pek çok dilde şarkı söyleyebilen ender ve büyük bir şarkıcıydı. Dönemin adı dillerden düşmeyen Charles Aznavour, Gilbert Becaud, Luis Mariano’suyla birlikte anıldı. Jacques Brel’in partneri oldu. Yabana atılmayacak bir aktörlük kariyeri vardı. Fransızca La Marmite’yi, İspanyolca Perfidia’ yı, İngilizce Papa loves mamboyu, Türkçe Deniz ve mehtap’ı aynı lezzette söyleyen kaç şarkıcı daha vardır?

Onu başarıya götüren Fransızca ve gitar merakı olmuştu. Bir avukatın yanında çalışırken, akşamları Milli Kütüphane’ye gider, Fransızca çalışır, İzmir’in ara sokaklarında Ladino şarkılar söylerdi. İlk konserini Konak Vapur İskelesi üzerindeki gazinoda verdi. İzmir Palas’ta çalışmaya başlamasının onun için dönüm noktası olacağını bilmiyordu. Askerlik süresince Orduevi Caz Orkestrası’nda solistlik yaptı. İzmir Marmara Gazinosu, İstanbul Fenerbahçe Belvü Gazinosu, Ankara Bomonti Gazinosu sahnelerinde Fransa’dan önce Türkiye’deki ününü garantileyecekti.

Fransa’ya şansını denemek için gittiğinde hiçbir şey kolay olmadı; ama sebat edecek, Marouani Ajansı’nın şarkıcısı olmayı başaracaktı. Bu ajansa bağlanmak şöhret için ona yeşil ışığı yakacak, gerisi onun kendi ışığına kalacaktı. Fransa’ya orkestrasında birlikte sahne aldığı Fritz Kerten’i çağırarak yine birlikte çalışmaya başladı. O günler otel ve müzikhollerde şarkılar söylediği zor zamanlardı.

Çok değil, aradan geçen birkaç yılın sonunda Jezabel şarkısın seslendirdi. Bu şarkı ona ün kazandıracak, onu Fransa’nın en sevilen şarkıcılarından biri yapacaktı. Efsane şarkıcıları ağırlayan konser salonu Olympia Müzikholü’nü bir gün star olarak üç hafta boyunca tıklım tıklım dolduracağını kendisi de bilemezdi. Artık Fransa’da ünlü bir şarkıcıydı; gelsin dünya turnesi, Rio Karnavalı, plak kayıtları… Fransızca, Türkçe, İtalyanca, İspanyolca (Ladino) dillerinde şarkılar söyledi: Si tu vas à Rio, Tout l’amour que j’ai pour toi, Quand elle danse, Mambo Italiano, Mustapha, La Danza La Bella… Gilbert Becaud ve Charles Aznavur “me-que me-que” şarkısını onun için bestelemişlerdi. Meksika’dan Brezilya’ya Amerika kıtasının müziğini Fransızca sözlerle Avrupa’ya sevdirdi. Nat King Cole, Trini Lopez, Mario Lanza, Perry Como, Johnnie Ray ve daha birçok dünyaca ünlü şarkıcının melodilerini Fransızlar Dario’nun sesinden sevdiler, hatta “Feelings” şarkısını dünyada ilk söyleyen de Dario Moreno oldu.

Türkiye’de söylediği şarkılar hit oldu, dilden dile dolaştı: İstanbul´un Kızları, Canım İzmir, Deniz ve Mehtap, Yavaş yavaş, Hatıralar hayal oldu, Her akşam sarhoş… Yabancı dildeki şarkıları Türkçe sözlerle plağa okudu, dünyaca ünlü melodileri Türkçe dinletip sevdirmek istiyordu. Aynı zamanda kendi yurdunun şarkılarını da yabancı dillerde söyleyerek dünyaya sevdiriyordu. Bunu misyonu olarak görüyordu.

Ama entelektüel kesimin onu kabullenmesi o kadar kolay olmadı. “Neşeli Şarkıcı” yakıştırmasının yanına komple bir artist olduğunu kanıtlaması gerekecekti. Derken sinema yolu açıldı; Brigitte Bardot, Jacques Brel, Eddie Constantine ile çeşitli filmlerde sahneyi paylaştı. Clouzot’nun Le Salaire de la Pour ve Oeil pour Oeil filmlerinin başarısı Dario’ya güç verdi. Onlarca filmde oynayıp aktörlüğün hakkını verdi. Hatta, meslek hayatını Jacques Brel’le oynadığı Don Quichotte müzikaliyle zirvede noktalayacaktı.

Brükselli Jacques Brel ile İzmirli Dario Moreno bağlantısı çok ilginçti gerçekten. Çünkü Brel de Moreno gibi sadece müzikle uğraşmaz; aynı zamanda film, tiyatro ve müzikallerle de ilgilenirdi. Brel birlikte çalıştığı insanlar konusunda titizdi; öyle herkesle ortak iş yapmazdı. Bu titizliğine rağmen Don Quichotte müzikalinde başrolü oynarken, uşak rolünü Moreno’nun oynaması içine sinmişti.

Dario Moreno her zaman çok şık giyindi; Jean Marais’den sonra dönemin en iyi giyinen sanatçısı olarak ün yaptı. Frambuaz renkli Cadillac arabası adıyla birlikte efsane oldu. Kendine has, alafranga, hep farklı ve İzmir’e aşık olan Dario Moreno, Türk olmakla ömrü boyunca gurur duydu. Paris´te düzenlenen Latin Amerika Şarkıları Festival´inde, Fransa adına yarışıp birinci olduğunda, göndere Fransız bayrağı çekilirken, müdahale edip göğsünden Türk bayrağı çıkarak Ben Türk´üm ve İzmirliyim demişti. İzmir’i öyle sevdi ki, yazdığı şiiriyle İzmir’e gömülmeyi vasiyet etti. Ancak 1968 yılında bu dünyadan gittiğinde, annesi Madam Roza’nın isteği üzerine Telaviv, Holon mezarlığına defnedilecekti.

İzmir, tatlı ve sevgili şehrim/ Bir gün şayet senden uzakta ölürsem/ Beni sana getirsinler

Fakat mezarıma götürülürken / “Öldü” demesinler, “uyuyor” desinler koynunda / Tatlı İzmir’im…

Dario Moreno

 


The following two tabs change content below.

Aslıhan Işın

1995 yılında Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü’nden mezun oldu. Dergicilik kariyerine Hürriyet Dergi Grubu’nda, Art+Decor Dergisi’nde muhabirlik yaparak başladı. Dekorasyon, seyahat, kadın, yaşam, yemek dergilerinde editör, yazı işleri müdürü ve yayın yönetmeni olarak çalıştı. Dergicilik kariyeri boyunca seyahat, havayolu, yemek – içki kültürü, moda ve mücevher dergilerine bağımsız yazarlık yaptı. Halen kişisel bloğu için yazıyor, halkla ilişkiler yöneticisi ve editör olarak çalışıyor. Gezip gördüğü ülkelerden aldığı kitap ayracı, gazete ve kartlarla başlangıcını oluşturduğu koleksiyonlarına, 45’lik plaklar ve dergilerden oluşan küçük çaplı yeni koleksiyonlar ekliyor.

Son Yazıları Aslıhan Işın (Tüm Yazıları)

Bu yazıyı beğendiniz mi? Lütfen Paylaşın!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir