Paul Strand Retrospektifi V&A Müzesi’nde

22 Mart 2016 | kolektomani | özel dosya

Londra’daki Victoria & Albert Müzesi , 19 Mart-3 Temmuz 2016 tarihleri arasında 20. yüzyıl Amerikan fotoğrafçılığının öncülerinden Paul Strand’in (1890-1976) retrospektif sergisine kapılarını açıyor. Strand’in 1976 yılında ölümünden sonra düzenlenen en kapsamlı retrospektif olan Paul Strand: 20. Century Photography and Film sergisi, onun güzel sanatlarda ve belgesel fotoğrafçılığının bugünkü biçimine ve pratiğine ulaşmasında ne kadar derin etkileri olduğunu gösteriyor.

Alfred Stieglitz ve Edward Weston’den sonra modern Amerikan fotoğrafçılığının öncüleri arasında sayılan fotoğraf sanatçısı ve film yapımcısı Paul Strand, adını 20. yüzyılın önemli isimleri arasına yazdırdı.

Victoria & Albert Müzesi’nin ev sahipliğini yaptığı sergide, Strand’in soyut fotoğrafta öncü sayılan deneyleri, ilk avantgard filmlerden sayılan işleri ve New York’ta 1910 yılında başlayarak Fransa’da 1976 yılına dek süren dünya seyahatlerinde çektiği fotoğrafları yer alıyor. Paul Strand: Photography and Film for the 20th Century sergisinde, eski fotoğraf baskılarından filmlere, kitaplardan, not defterlerine ve eskizlere, Strand’in kendi kamerasıyla kaydettiği 60 yıllık kariyerinin izleri sürülüyor. Hem kronolojik hem de tematik olarak kurgulanan sergi, Strand’in aynı zamanda uluslararası bir fotoğrafçı ve film yapımcısı olarak farklı coğrafyalarda bir parçası olduğu, gözlemlediği sosyal ve politik konuları da tartışma fırsatı veriyor.

“Paul Strand’in yaşamı boyunca ürettiği tüm işlerini alan V&A Müzesi, İngiltere’deki en büyük koleksiyona sahip” diyor serginin küratörü Martin Barnes ve ekliyor: “Bugün Müze’nin ev sahipliğinde, eklenen önemli katkılarla birlikte İngiltere’de düzenlenen en geniş kapsamlı sergide izleyiciler Strand’in yaşamını ve kariyerini keşfederken, onun yenilikçi kamerasından, 20. yüzyıl Amerikasının mekanlarına ve insanlarına dair kesitler de izleyebilecek.”

Paul Strand: Photography and Film for the 20th Century sergisi, Strand’in doğduğu New York’un 1910’larından başlıyor, finans bölgesi, demiryolları, rıhtımlar, fabrikaları belgelediği ilk işlerini gözler önüne seriyor. New York’ta doğan Strand 17 yaşında fotoğrafçılığa başlamış ve belgesel fotoğrafçısı Lewis Hine’nın öğrencisi olmuştu. Bu arada da Photo-Secession Grubu’nun Küçük Galeri’deki sergilerini takip eden Strand, grubun kurucusu ve öncü fotoğrafçı Alfred Stieglitz ve Edward Steichen’la tanışma fırsatı bulur. Stieglitz, Strand’ın fotoğraflarını o yılların en önemli fotoğraf dergisi olan Camera Work‘ta yayımlar. Bu yıllar boyunca izlenimci “pictorialist” stilde fotoğraf makinesi ile kamerasıyla ilk soyut fotoğraflarını üreten Strand’in işlerinde, Alfred Stieglitz ve Alvin Langdon Coburn gibi fotoğraf çağdaşlarının yanı sıra Braque ve Picasso gibi Avrupalı modern sanatçıların etkisi açıkça görülebiliyor.

Strand, Photo-Secession Grubu’nun fotoğrafçısı Steichen gibi fotoğraflarla, negatif veya kart üstünde resim gibi oynamaktan çok, doğal ve fotoğrafçılığa özgü yöntemleri kullanmayı benimsedi. Doğa, manzara ve mimari fotoğraflarla birlikte insan fotoğrafları da çekti. Fotoğraflarında soyut vurguları dolaysız ve net anlattı; fotoğrafçılık haricinde kameramanlık yaptı ve belgeseller çekti.

Sergi kendi çalışma alanlarında ve modern kentlerin finansal güçlerini simgeleyen gökdelenlerin mimari geometrileri içinde konumlanan çalışma alanlarının anonimliğini anlatan Wallstreet gibi ilk başyapıtları; Blind Woman (Kör Kadın) gibi doğal ve anonim sokak portrelerinin yanısıra Strand’in decoy lenslele gizli kamerasıyla gerçekleştirdiği ilk soyutlama deneyleri Abstraction (Soyutlama), Porch Shadows ve White Fence (Beyaz Kafes) de sergileniyor.

Strand’in Manhatta (1920 – 21) filminde hareketli görüntü deneyleri de sergide yer alanlar arasında. Ressam ve fotoğrafçı Charles Sheeler ile ortaklaşa yaptığı Manhatta ilk avangart film olarak kabul ediliyor New York’ta gündoğumundan günbatımına Walt Whitman’ın dizeleriyle vurgulanan bir günün izlerini sürüyor. Strand’ın makine ve insan biçimlerine olan yakınlığı, serginin odak noktasını oluşturuyor. Daha sonra 1933 yılında Meksika hükümetiyle işbirliği içinde gerçekleştirdiği Redes (Dalga) , Amerika işçi kesiminin hak ihlallerini konu alan Native Land gibi daha politik filmleri ortaya çıkar. 1936 yılında Amerika’ya dönüşünde de The Plow That Broke the Plains (Ovaları Yaran Saban) isimli belgeseli çekti. 1937 yılında belgeseller yapmak için kar amacı gütmeyen “Frontier Film” adlı şirketi kurdu. Kameramanlık ve belgeselcilik dışında fotoğrafçılığı da bırakmayan Strand, 1945’ten sonra fotoğraf çalışmalarına yeniden ağırlık verdi ve öncü yazarlarla işbirliği yaparak 1930’lardan 1960’lara arasına odaklanan fotoğraf kitapları çıkarmaya başladı.

Sergide yer alan Strand’in ilk fotoğraf kitabı Time in New England (1950) ile Fransız şair Claude Roy ile birlikte yaptığı ikinci evi Fransa ve fotoğrafik kahramanı Eugène Atget, La France de profil gibi kitapları Strand’in kariyeri boyunca işlerinin giderek daha politize ve insanlığın ortak sorunlarına odaklanan sosyal belgeselciliğe evrildiğini gösteriyor. Strand’in en çok bilinen karelerinden The Family, Luzzara, (Luzetti Ailesi) İtalya’da Po nehri kıyısındaki küçük kasabalarından birinde Yeni gerçekçi oyun yazarı Cesare Zavattini ile birlikte gerçekleştirdiği Un Paese (Bir Köy) de yer alıyor.

1950’lerin sonundan 1960’ların ortalarına kadar Strand etkileyici portreler, sokaklardan ve pazaryerlerinden insan manzaralarıyla Mısır, Fas ve Gana’yı, görüntüler. Sergi, Strand’in 1976 yılında ölümüne dek üçüncü karısı Hazel ile birlikte yaşadığı Orgeval Fransa’daki evi ve bahçesinden fotoğraf serisi ile sonlanıyor.

The following two tabs change content below.

kolektomani

Son Yazıları kolektomani (Tüm Yazıları)

Bu yazıyı beğendiniz mi? Lütfen Paylaşın!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir