Sinemanın Tanrıçaları

14 Ocak 2014 | Şerif Antepli | gündelik yaşam

İlkokul yıllarım… Film şeritlerinden kestiğim kareleri, ayakkabı kutusundan yaptığım sinema-projeksiyon makinesi karışımı ilkel bir aygıtla perdeye yansıtarak arkadaşlarıma gösteriler düzenliyorum. Dergilerden kesip yaptığım film afişlerini de sinema salonu olarak düzenlediğim bodrumumuzun kapısına yapıştırıyorum. Sinema tutkum o yıllarda başlamıştı. Sinemayı çok seviyordum.

Çocukluk yıllarımda gördüğüm pek çok filmden ikisi bence çok önemliydi. “Ve Allah Kadını Yarattı” filmi sadece adıyla beni çok etkilemişti. Filmdeki Brigitte Bardot ise sarışın ve güzel bir ablaydı benim için sadece… Ve “Trapez”… Gina Lollobrigida’yı o filmde görmüş, aşık olmuştum. O benim için esmer ve güzel bir ablanın ötesindeydi.

Sinemanın 112 yıllık serüveni içinde milyonlarca seyirciyi etkileyen, kendilerine aşık eden onlarca güzel kadın oldu. Onlar, sinema tarihinin ilk günlerinden beri bizlerle birlikte oldular. Film endüstrisi tarafından bulunup rötuşlanarak sunulan bu yıldızlar tüm dünyada milyonlarca insanı etkilediler, arzularını şekillendirdiler.  Onların espri anlayışları, gülüşleri, öfkeleri ve korkuları öyle canlıdır ki sanki onları şahsen tanıyor gibiyizdir. Medyanın marifetiyle bu harika yaratıklar hep aramızda olmuşlardır aslında. Onlar yatak odalarımıza kadar girdiler ve dolaplarımızın kapak içlerine astığımız posterlerde yer aldılar. Aldığımız bir çok ürünü seçerken onların tesirinde kalmadık diyebilir miyiz? Kıyafet seçimimizi, yaşam tarzımızı, hatta hatta bazılarımızın eş seçimini etkilemediler mi?

Bazıları yetmişli seksenli yıllarda dünyamızdan ayrıldılar. Oysa hala gençler, pırıl pırıllar, ilk görüldükleri gibiler. İster onlarla aynı yıllarda yaşamış olsunlar, ister onlar hayata veda ettikten sonra dünyaya gelmiş olsunlar bugün milyonlarca kişi, sinemanın büyüsü içinde o güzel kadınları heyecanla seyrediyorlar ve yeni âşıklar türüyor binlerce…

Sinema endüstrisinin ortaya çıkarıp sunduğu bu yıldızlar çeşitli kategorilerde ortaya çıktılar. Kimileri sarışın bombaydı. Kimileri gizemli ve soğuk kadınlardı. Sık sık bir yaşamda birden fazla kategoride boy gösterdiler. Yaşamları bildiğimiz anlamda hemen hiç normal değildi. Yıldızlığın bedeli oldukça yüksekti ve birçok riski beraberinde getirmekteydi. Bir aktristin iradesi genelde stüdyo yöneticisinin iradesinden sonra geliyordu. Bizler onların bu yönlerini, yaşantılarını bilmeden, güzelliklerine tavırlarına âşık oluyorduk, partnerlerini kıskanıyorduk. İç dünyaları, yaşamları ise bambaşkaydı.

Bu yazıyı hazırlarken yararlandığım bir kitabın yazarı Michael Moellering, sunuşunun bir bölümünde şu satırlara yer vermiş:

“Film dünyasında her şey usta bir kurgudan ibarettir. Bu imajların altındaki gerçek kadınları bir an için de olsa görebilmek için kütüphaneleri ve arşivleri taramaya epeyce zaman harcadım Bulduğum ipuçlarının izlenmeleri ne kadar zahmetli olsa da bunları takip ettiğimde her leydinin büyüsüne kapıldığımı fark ettim. Onların her birinin yaydığı gizemdi beni meraklandıran ve bu karmaşık, gizemli kadınların değişik yüzlerini sevmeye başladım. Onların hataları ve zaafları, aynı zamanda pırıl pırıl yetenekleri  ve kişilikleri beni, asla kurtulmak istemeyeceğim bir bahçeye götürdü. “

Evet yüzyılı aşkın bir süredir bir çoğumuz bir bahçede dolaşıyoruz. Karşımıza sinemanın o hiç ölmeyecek olan tanrıçaları çıkıyor. Ve onlar yaşamımızın bir parçası veya bir keyfi olarak geçmişten geleceğe sürüp gidiyorlar.

Burada sizlere sinemanın tanrıçalarının, bu kez pullara yansıyan görüntülerini sunmaya çalışıyorum. Koleksiyonumdan seçtiğim bu parçaları sizlere sunarken birçok ortak zevki paylaşacağımızı düşünüyorum.

*Bu yazı ilk olarak Collection dergisinin 27. Sayısında “Sinemanın Tanrıçaları” başlığıyla yayımlanmıştır.

Kaynakça

Geofrey Nowel-Smith, Dünya Sinema Tarihi, Kabalcı

Rekin Teksoy, Sinema Tarihi, Oğlak Yayıncılık

Atilla Dorsay – Turhan Gürkan,  Sinema Ansiklopedisi

Michael Moellering, Hollywood Goddnesses

Ephraim Katz, The Film Encyclopedia

 

The following two tabs change content below.
Şerif Antepli 6 Haziran 1948’de İzmir’de doğdu. İzmir Gazetecilik Yüksek Okulu’nda okurken Ege Ekspres ve Yeni Asır Gazetelerinde çalıştı. 1983-1994 yıllarında ortağı olduğu Rönesans Şirketler Grubunda Çağdaş Büro, Karizma, Eğitimde Bilgisayar, Sezon, Trade With Turkey, Medica ve Bilgisayar Magazin dergilerini çıkardı. 1995 yılında ANT Yayıncılık’ı kurarak zaman içerisinde Bilgisayar Gazetesi, Fotoğraf Dergisi ve Photo Digital ve Riskonomi Dergilerini yayınlamaya başladı. Geçen yıllar boyunca filateliye ve koleksiyonculuğa ilgisi artarak gelişen Antepli, filatelik materyallerin yanı sıra yüksük, kadeh, kaşık ve minyatür içki şişesi gibi daha birçok konuda koleksiyon yapmaktadır. Türkiye’de koleksiyonla ilgili sürekli bir dergi çıkmamasını kendine görev kabul ederek üç aylık periyotla yayınlanan Collection Dergisi’ni 2000 yılında hayata geçirdi. İki yıl sonra da koleksiyoner dostlarıyla birlikte Collection Club’ü kurdu. 1995’de ilk ve 2010’da da ikinci kez Filateli’de Sinema ve Sinema’nın Büyüsü adlı kişisel koleksiyon sergileri açtı ve bu sergilerin kitaplarını yayınladı. İstanbul’un yüzleri dizisi içinde yer alan “İstanbul’un 100 Koleksiyoneri” adlı kitabı hazırladı. 2011 yılında Taksim’de “Filateli’de İletişim” adlı kişisel pul sergisini açtı, aynı adla kitabını yayımladı. TRT Belgesel Kanalı için Kadir İrfan Yalın ile birlikte Bitmeyen Tutku: Koleksiyon Programını hazırladı. Çalışmalarıyla ilgili olarak başta TRT olmak üzere 25 civarında TV ve Radyo programına konuk olan Antepli, halen Collection ve Fotoğraf Dergilerini yayımlıyor ve Collection Club Başkanı olarak koleksiyonla ilgili sergi ve kültürel çalışmalara devam ediyor. www.serifantepli.com

Son Yazıları Şerif Antepli (Tüm Yazıları)

Bu yazıyı beğendiniz mi? Lütfen Paylaşın!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir