Işık, Gölge ve Stil: Horst P. Horst

19 Ağustos 2014 | Benan Kapucu | foto bellek

“Moda, ait olduğu zamanı ifade eder. Zarafet ise bunun çok daha ötesine geçer…”

Horst Paul Albert Bohrmann, ya da moda dünyasında bilinen adıyla Horst P. Horst (1906-1999) gerçeküstü, etkileyici ve zamansız fotoğraf karelerinin yaratıcısı… Vogue’un artık birer ikonu dönüşmüş kapakları dahil,  moda fotoğrafçılığında dönüm noktası sayılabilecek işlerini kapsayan retrospektif sergi, 6 Eylül’den itibaren beş ay boyunca Victoria &Albert Müzesi’nde sergilenecek.Vogue dergisinin yayımcısı Condé Nast’ın arşivlerinden çıkan binlerce baskının yanı sıra Horst’un yaşamı boyunca özenle sakladığı baskılar, çizimler, not defterleri,  gazete kupürleri ve mektuplar bir araya getirilmiş. Onun olağanüstü yeteneğini gözler önüne seren işleri, 60 yıllık kariyeri boyunca görselliğe dair bitmek bilmeyen merakını ve tutkusunu ortaya koyuyor.

Irving Penn ve Richard Avedon ile birlikte moda ve portre fotoğrafçılığında, 20. yüzyılın öncü isimleri arasında sayılan  Horst,  ışığın, kompozisyonun ve atmosferik ilüzyonun ustası olarak anılıyor. 60 yıl boyunca, Vogue ve House&Garden gibi birçok derginin fotoğraflarının altında tek kelimelik ‘Horst’ imzası yer aldı.  Çalışmalarını daha çok Paris ve New York’ta sürdüren fotoğrafçı, Almanya doğumlu.  1943 yılında Amerikan vatandaşlığına geçerek,  Bohrmann soyadını Horst olarak değiştirmiş.

Horst 1931 yılında Vogue dergisinde çalışmaya başladığında, Paris hala tartışmasız olarak dünyanın moda merkezi sayılıyordu.  Moda dergilerini görselleştiren grafik ilüstrasyonların yerini artık fotoğraf almaya başlamıştı.  Condé Montrose Nast, bütçesinin önemli bir kısmını görüntü çoğaltım kalitesini geliştirmeye adıyor; Vogue fotoğrafçılarının, yüksek görüntü kalitesi ve detay zenginliği sunan 10’e 8 inç boyutunda, büyük format çekim yapmalarında ısrar ediyordu.

Horst ‘un yaratımları aslında,  fotoğrafçı ve model, sanat yönetmeni, moda editorü, stüdyo asistanları ve set teknisyenlerinin içinde olduğu ortaklaşa yürütülen bir sürecin sonucudur. Modellik mesleği 1930’larda hala emekleme aşamasındadır: Sıcak stüdyo ışıkları karşısında poz veren modellerin çoğu,  aktris ya da aristokrat olan, dergi ekibinin stil sahibi arkadaşlarından oluşuyordu. Horst 1930’ların başında ustası, Paris Vogue’un baş fotoğrafçısı George Hoyningen-Huene yerine geçer ve  kısa sürede fotoğrafları Fransız, İngiliz ve Amerikan baskılarında yayımlanmaya başlar.

Sürrealizm esinleri

Aynı dönemde, 1930’larda ortaya çıkan Sürrealizm sanat akımı, rüyalar ve bilinç altı yoluyla  dünyayı yorumlamanın yeni yollarını keşfediyor; sadece sanat dünyasını değil tasarım, moda, reklam,  tiyatro ve film alanlarını da etkiliyor ve dönüştürüyordu.

Horst’un fotoğrafları, dönemi ifade eden gizemli, tuhaf ve gerçek üstü unsurları,  klasik bir estetik içinde sunuyordu. Trompe l’oeil tekniğiyle, still life kareler çekiyor; arkadaşı Elsa Schiaparelli’nin gerçeküstü giysi tasarımlarını görüntülüyor ya da  kimi işlerinde Salvador Dalí ile çalışıyordu. Kadın bedenini gerçeküstücüler gibi yorumluyor; bedenini fragmanlara ayırıp baştan çıkarıcılığını öne çıkarıyordu.

Döneminin en ünlü fotoğrafı  Mainbocher Corset (1939) gerçeküstücü tavrını en iyi örnekleyen işleri arasındadır. Fotoğraf çekildikten yıllarca sonra bile Main Bocher, Horst’un virtüözlüğüne hayranlığını belirtmek için ona,

“Sizin fotoğraflarınız düpedüz deha ürünü. Ruhumu okşuyor ve her biri kendi içinde mükemmel.”

diye yazmıştır.

Sahneden ve perdeden portreler

Horst, 1930’larda moda fotoğraflarının dışında aktrislerden yazarlara, devlet başkanlarından kraliyet ailesine dek birçok ünlünün portresini de çeker. “Salute to the Thirties” (1971) kitabında yazdığı gibi, artık Avrupa aristokrat sınıfı yerini Hollywood sinemasının ışıltılı yıldızlarına bırakmaya başlamıştır. İkinci Dünya Savaşı’nın ayak sesleri duyulurken, tiyatro ve sinema da popüler olmaya başlar. Horst bu dönemde, yıldızı yükselen “sınıfsız” şöhretleri, hem köstümleriyle hem de doğal halleriyle görüntülüyordu. Theatre Royal sanatçılarından İngiliz şarkıcı Gertrude Lawrence, ilk portreler arasındadır. Horst’un fotoğrafladığı ilk Hollywood yıldızı ise  1932’de, Vogue’un kardeş dergisi Vanity Fair’de yer alan portresiyle Bette Davis olmuştur.

Horst’un Victoria&Albert Müzesi’nde sergilenen işleri arasında, onun Patterns from Nature  (1946) kitabında yayımladığı, New York’un Botanik Bahçesi’nde, New England, Meksika, Atlantik ve Pasifik kıyılarında yakın çekim ve siyah-beyaz  olarak çektiği, çiçek, deniz kabuğu ve doğal taş fotoğrafları da yer alıyor. Bu kişisel projesinde, dönemin bitki fotoğrafçısı Karl Blossfeldt (1865–1932)’in fotoğraflarından ilham alan Horst, basit bitki formlarının Gotik mimarisini anımsatan ve çelik kaplıymış gibi görünen sanatsal  formlara dönüşmesinden çok etkilenmiştir. Bu yaklaşım, 1920’leri ve 30’leri etkilemiş Otto Dix öncülüğünde başlayan Yeni Nesnellik akımının da bir uzantısıdır. Bu akımın uygulayıcıları, seçtikleri nesneye o kadar yakından bakar ki sonunda kendi gerçekliğinden kopuk, tümüyle yeni bir görüntü ortaya çıkar.

1930’lerde renkli fotoğraf tekniğinin gelişmesiyle birlikte Horst da hemen bu yeniliği görsel dağarcığına dahil eder ve Vogue’un en çarpıcı renkli fotoğraflarına imzasını atar. 1935 yılında, Vogue için çektiği sayısız kapağın ilkinde, Rus Prensesi Nadejda Sherbatow, kırmızı kadifeden ceketiyle görüntülenmiştir.

Horst’un orijinal renkli baskılarından bugüne kalan  çok az sayıda örnek bulunuyor. Renkli fotoğraf dergi sayfalarında yayımlanmak için dia olarak çekiliyor, fotoğrafın kağıda basılmasına gerek duyulmuyordu. Sergide yer alan renkli baskıların çoğu, Horst’un 1938 yılında Condé Nast için çektiği fotoğrafların yeni basımlarından oluşuyor.

Nü’lerdeki heykelsi estetik 

1950’lerin başında Horst, o güne dek ürettiği işlerin dışında, fotoğraflar da üretti.  İlk kez 1953 yılında  Paris’te sergilenen, erkek bedenini görüntülediği çalışmalar, 1980’lerde  platin palladium baskı tekniğiyle yeniden üretildi. Bu çalışmalar, Horst’un form anlayışını gösteriyor,  ışık ve gölgenin ifade gücünü, idealize edilmiş insan bedenini öne çıkarıyordu. Anıtsal görünümlü nü’ler, klasik heykelleri anımsatmaktadır.  Amerikan Vogue dergisinin sanat yönetmeni Mehemed Fehmy Agha (1929-78)’nın da söylediği gibi:

“Horst, insan bedenini kilden yontarmış gibi modelliyor ve kendi araçlarıyla dekoratif biçimlere dönüştürüyor. Modelin her duruşu önceden planlanmış, her çizgi kontrol altında ve resmin bütünlüğünün birer parçası… Önceden defalarca tekrarlandığı için, kimi duruşlar doğal ve kendiliğindenmiş gibi görünüyor. Voltaire’in tanrı için söylediği gibi…  Sanatçı tarafından keşfedilmiştir, belki de daha önce hiç var olmadığı için…”

*Yazı  ve görseller için Victoria & Albert Müzesi’nin arşivinden yararlanılmıştır.

The following two tabs change content below.

Benan Kapucu

1988’de ODTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü’nden mezun oldu. 1994’te MSÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümünden yüksek lisans derecesini aldı. 1994–2003 tarihleri arasında Doğan Burda Yayın Grubu bünyesinde Brava Casa, Elle ve AD dergilerinde editör, yazı işleri müdürü ve yayın yönetmeni olarak çalıştı. 2003-2007 yılları arasında multimedya proje danışmanlığı, kitap ve dergi editörlüğü işlerini sürdürdü, birçok sektörel derginin yaratım sürecinde rol aldı; XXI, Skylife, Turkish Time, Natura dergilerinde tasarım konulu araştırma ve söyleşileri yayımlandı. 2007-2009 yılları arasında Ommedya bünyesinde, icon dergisinin yayın yönetmenliğini ve Natura dergisinin yayın danışmanlığını yaptı. Design Turkey dahil, birçok ulusal tasarım yarışmasında jüri üyeliği yaptı. İTÜ Tasarım Kongreleri kapsamında tasarım yayıncılığı üzerine iki akademik bildirisi yayımlandı. İTÜ ve Anadolu Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarımı bölümlerinde Medya ve Tasarım dersiyle yarı-zamanlı olarak tasarım eğitimine katkıda bulunuyor. Son olarak İKSV 1. Tasarım Bienali’nin katalog editörlüğünü ve bienal kapsamında yayımlanmakta olan New City Reader mimarlık, kamusal alan ve kent gazetesinin yayın yönetmenliğini üstlendi. 2009- 2014 yılları arasında Häfele’de proje koordinatörlüğü kapsamında, Gateway dergisinin editörlüğünü yürüttü. Halen üniversitede misafir öğretim üyeliği, editörlük ve metin yazarlığı işlerini sürdürüyor.

Son Yazıları Benan Kapucu (Tüm Yazıları)

Bu yazıyı beğendiniz mi? Lütfen Paylaşın!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir