yelde?irmeni

Tarih Kokan Yeldeğirmeni

28 Ocak 2014 | Rüzgar Ceyda Alpak | gündelik yaşam

Hemen hemen tüm sokakları denize ulaşan nadir semtlerden biridir Yeldeğirmeni… Özellikle gündüz o yokuşlardan denizi izleyerek inmek, insana ayrı bir haz verir. Güneşin denize yansıması, hele bir de o küçük aradan yansıyan manzaraya,  geçen bir vapurun görüntüsü eklenirse değmeyin keyfinize…

Yeldeğirmeni’nin ismini Osmanlı sarayının un ihtiyacını karşılayan değirmenlerden aldığı bilinmektedir. Kadıköy’ün en tarihi yerlerinden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Yaklaşık kırk yıl öncesi Yahudi ve Rum ailelerin göçüyle bambaşka bir çehreye büründü semt. Pazar günleri en şık kıyafetleri ve birbirinden güzel şapkalarıyla,  gördükleri her çocuğa şeker ikram eden, güler yüzlü insanlar gezerdi mahallenin sokaklarında. Kundura tamircisi Yorgo’nun dükkânı karanfil kokardı hep. Terzi Salamon’un dükkânındaki gramofonun nağmeleri hala kulaklarımda… Gramofonun sarı parlak pirinç gövdesinden gözünü alamazdı mahallenin çocukları. Zaman içinde ülkelerine dönmek zorunda kaldılar. Arkalarında taş binalarda anılarını, hayatlarını bırakarak…

Yeldeğirmeni’nin mimarisi oldukça ilgi çekici ve özeldir. İsimleri değişmiş olanlar  varsa da Kehribardji, Menase, Celal Muhtar, Demirciyan, Sünget ve Valpreda Apartmanları İstanbul’un konut olarak yapılan ilk  apartmanlarından. Yüksek tavanlı,ihtişamlı ve insanı kendine hayran bırakan binalar.İnsan sokaklarından geçerken nasıl hatıraları olduğunu düşünmeden edemiyor…

En çok simit ve ekmek fırını olan semttir aynı zamanda… Günün her saati ekmek alabilirsiniz. Günde üç kez nefis bir simit kokusu sarar her yeri, ardından da simitçilerin sesleri. Bu koku en tok insanın bile iştahını kabartmaya yeter. Çıtır çıtır simit ve taze demli bir çaya kim hayır diyebilir ki?

Yeldeğirmeni’nin her sokağında bir tarih yatıyor. En ilgi çekenlerden biri Ayrılık Çeşmesi Sokak. Çeşmenin yanından aynı adlı daracık sokağa girdiğinizde solunuzda iki yüz yıllık Osmanlı Mezarlığı. Mezarlık Çelik Gülersoy zamanında bir kez elden geçirilerek, devrilen ve kırılan mezar taşları onarıldı ama şimdi yine durumu pek iç açıcı değil.  Sağınızda ise on sekiz tanesi Marmaray kurbanı olmuş küçücük, rengârenk evler var. İşte orası Paris Mahallesi.(Aslında asıl Paris Mahallesi orası değil, aynı hizada caddenin karşı tarafında  bugün olmayan gecekondu mahallesi). Uzun bir süre, I.Dünya Savaşı sonrası Haydarpaşa Çayırı’na karargâh kuran İngiliz askerler için Galata genelevlerinden getirilen kadınların  yerleştirildiği bir sokak olmuş. Aynı zamanda İbrahim Ağa Çayırı’na çıkan ana geçişlerden biri olması dolayısıyla semt halkı hacca ve askere gidenleri bu sokaktan uğurlamış. Ayrılık Çeşmesi adını da buradan aldığı söylenir.

Yeldeğirmeni; sınırları içinde cami, kilise ve sinagog olması itibariyle tüm dinlere göz kırpıyor. 1899 yılında inşa edilmiş olan sinagogun ilginç bir hikâyesi var. O dönemde bölgeye, Yahudiler sinagog, Rumlar ise kilise yapmak üzere Sultan Abdülhamit’e başvuruda bulunurlar. Onay alınınca, arazinin bir ucunda Yahudiler, diğer ucunda da Rumlar inşaat hazırlıklarına başlarlar. Yahudi cemaati Sultan Abdülhamit’e minnetlerini belirtmek için sinagogun ismini Hemdat israel (Hemdat, hamd anlamına geliyor) koyarlar. Rumlar ise  sadece 600 metre uzağına Ayios Yeorgios Rum Ortodoks kilisesini inşa eder. Bir yandan ezan, bir yandan kilise çanlarını duymak mümkün. Cemaatinin oldukça azalmasına rağmen kilise ve sinagogun kapanmaması mutluluk verici.

Etrafta birçok zincir market olmasına rağmen, alışverişinin çoğunu yine kendi esnafından yapan semt halkı, küçük esnafı ayakta tutuyor. İstanbul’da mahalle sıfatını gerçekten taşıyan nadir semtlerden biridir Yeldeğirmeni.

Son iki yıldır semt tekrar kabuk değiştiriyor. Açılan yüze yakın resim, heykel ve seramik atölyesi; sayısı oldukça artan galeriler Yeldeğirmeni’ni başka bir noktaya taşıyor.

Sokakta oynayan çocuklarımız var bizim, mis gibi simit kokan sokaklarımız. Değişik, tarih kokan bir gün geçirmek isterseniz, alın fotoğraf makinanızı yanınıza Yeldeğirmeni’ne gelin. Uzunhafız sokakta, kahvede demli bir çay söyleyin kendinize, birazdan simitçi geçecek…

 

The following two tabs change content below.

Rüzgar Ceyda Alpak

İstanbul doğumlu. 1990 senesinde Tiyatro Baykuş’la tiyatroya merhaba dedi. Ardından İstanbul Bulvar Tiyatrosu ekibine katıldı. 1995 yılında Tiyatro Panorama’yı kurdu. Uzun yıllar film, dizi ve çizgi film dublajı yaptı. 2010 yılında Anniş kostüm atölyesini hayata geçirdi. Uzun yıllar özel okullarda drama ve tiyatro dersleri verdi. Halen çocuk oyunları yazıp yönetmekte ve insanlara hayal ettikleri kostümler dikmekte… Bir kız çocuğu annesi. Domuz objeleri koleksiyonu yapıyor.

Son Yazıları Rüzgar Ceyda Alpak (Tüm Yazıları)

Bu yazıyı beğendiniz mi? Lütfen Paylaşın!

5 Yorum Tarih Kokan Yeldeğirmeni

  1. Melih Öztürk :

    Yeldeğirmeni: Köşede gaz satan bakkal Mustafa, yine herkesin sevgilisi bakkal Kazım amca, şekerci Hakkı Amca, bisiklet kiralama, Kasap Nurettin l, at arabası ile her gün gelen sütçü Ali, Kemal Atatürk orta okulu, bu okuldaki gestapo öğretmen Agah Bey, öğrencilerin dostu Kırtasiyeci Yani Amca ,Yeşilay Sokak’ta top oynayarak büyüdüğümüz sahipsiz arsa, tren köprüsü, önden motorlu her saat başı geçen Skoda Haydarpaşa otobüsü, çitlenbik meyvesinden ve bir boş borudan yapılan vurmaca oyunları, dükkanı gaz kokan Arnavut bakkal, yanında saat tamircisi, karşılarında hepimizin fotoğraflarını çeken Foto Cem, yazları dörtyoldaki yazlık sinemaya gitmece, kışları çamurlu sokak zeminlerinde çivi oynamaca, dondurmacı Ali Usta, Yeşilay sokakta Ahmet, Süleyman, Mehmet, Melih, Hikmet Ağabey’in kahvesinde bilardo veya eşli pişti savaşı, Kayışdağı çeşmesinden eve su taşımaca Gazi Mustafa Kemal Paşa ilkokulu, çapraz sokağındaki kırtasiyeci Melek Amca, Hasan Manav, kız yetiştirme yurdu ve karşısındaki ekmek fırını, bu fırından yayılan sıcak ekmek kokuları, hava kararıncaya kadar sokakta yapılan minyatür kale futbol maçları, adını hatırlayamadığım ancak üç tekerlekli motorsikleti ile ilgi çeken bir komşu, mahallenin ağabeyi Refik, güzel kızı Perihan…
    Güzel günlerdi.

  2. M.Naci Uncu :

    Ellerinize sağlık… Derin ve özlenen hatıraları yad ettim. Keşke o eski ihtişamlı günlerini de görebilseydim..

  3. Orçun :

    Teşekkürler yazınız için. Ben bu fotoğrafı Mehmet Nuri Yardım’ın Safiye Erol kitabında gördüm, altında, 1900′lü yıllarından başında “Keşan’dan” bir görüntü, yazmaktaydı. İnternette biraz araştırma yapınca bu fotoğrafın Keşan yel değirmenleri olarak paylaşıldığını gördüm. Vikipedi’de içinde şu cümle geçen bir bölüm var: 1900’lü yılarlın sonuna kadar Grabuna’da 7 adet yel değirmeni ve bir adet su çarklı değirmen var olduğu tespit edilmiştir. http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87aml%C4%B1ca,_Ke%C5%9Fan
    Bu fotoğrafın Keşan’da çekilmiş olması yüksek bir ihtimal.
    Ayrıca şu sitedeki yazı da bu fotoğrafın Kadıköy ile bir ilgili olmadığını anlatıyor:
    http://www.mimdap.org/?p=134500#comment-32414

    • kolektomani :

      Yorumunuz ve uyarınız için çok teşekkür ediyoruz. Bu görseli Kadıköy Belediyesinin sitesinde görünce doğruluğunu sorgulama gereği duymadık. Ancak çok haklısınız çünkü bu semtte dört tane yel değirmeni yapıldığı noktasından hareket edersek , bilgi ve görselin çeliştiği bir kez daha ortaya çıkıyor. Teşekkürlerimizle…

  4. Coskun Toktamis :

    Ben 1940 dogumluyum. Nakil sokakta ki kagir evde dogmusum. Bu evde basladim ilk okula gitmege. Evvela kemal Ataturk ilk okuluna yazilamamistim kadro dolmus diye,sonra Acibademdeki simdi ismi tam aklima gelmegen tsa koprugu gecince hemen solda olan ilk okulda basladim 7 yasinda. Orada okurken babamin( deniz subayi) tayini cikti izmite. Ilk iki sinifi Izmitte Yukari Mahale ilk okulunda okudum. Izmiti sevmistim. Sonra tekrar Istanbula yani kadikoye donduk, O zaman Gazi Mustafa Kemal Ilk okulunun 3.sinifina yazilabilmistim. Hocamizin ismi simdi cotan rahmetli oldu tabii, Durrusemin Tanrikoru idi. Cok kulaklarimi cekmistir rahmetli.
    Sonra da 1954 de kadikoy Orta okula yazildim(Yeldegirmeni Orta okulu),simdiki Kemal Ataturk Lisesi. gencligim yeldegirmeninde gecmistir. Lisede ike Nedimin(fenerbahceli) kahvesine dadanirdik pisti ve tavla oynamak icin. Sinif arkadasim,simdi rahmetli olmus Yalovadan,Yilmaz Sidim cok macerali gunlerimiz olmustur. Uzun hafiz sokaginin basinda ,,,tamyahudi havrasinin karsisinda otururlardi…tahta/ahsap iki katli birevde. Birde, havranin hemen bitisigindeki evde de Kenan diye bir arkadasimiz vardi.Sonralari Adanaya tasindilar. Beyoglu Lisesine giderken Yilmaz ile bulusur sabahlari vapurla karakoye gecerdik. yaz in basladigi gunlerde de vapurun yan tarafinda otururduk hep. gerci kisinda otururdu…temiz deniz havasi alalim diye. Yazlari plaja gidemedigimiz gunlerde o eski kadikoy Inci gazinosunun arkasindaki kayalardan denize girerdik(ZARUF) denilirdi oraya. Kocaman birde granitten duvari vardi…Muhurdara kadar uzanirdi.Kadikoy parki..o zamanlar ne kadar guzeldi. Geceleri evden parka kacip oyon oynamak ne guzel olurdu. Babam cok siki disiplini sever beni disari birakmazdi kolay kolay.
    Mahallemizinihtiyar cok zayif uzun boylu sesi kisik bir ALI beyi vardi. Dondurmasi cok guzeldi ama cok cimri idi cok az vermege calisirdi. Ancak cay fincanini doldurunca ancak tadini alabilirdim.Bisikletlerimiz vardi. mahallede voleybol ve football oynardik. annemin misafir gunu olurdu.komsular gelirdi. Babam Kasimpasa kuzey saha deniz ussunde gorevliydi. O eve gelinceye kadar evin bosalmasi gerekir ve hepimizin icerde olmasi lazimdi. Bazen ogleden sonralari Sureyya sinemasina kacardim cokca…ama bazen film uzun surer…eve gec gelirdim…iceri usulca girerken de bu sefer pederin kixgin gozleri kafami oyardi…!!ne yapacaksin iste asker kafasi!! gecinemezdik. Annem ile cok iyi anlasirdim. Uc kardesiz. Simdi hepimiz bir yerlere dagildik. Ben Ingilteredeyim 45 senedir. Yerlestim buralara. Bir digeri Almanyada en gencimiz de Kadikoyde…nerde bilmiyorum. Seneler gecti…genclik bitti….sadece hatiralar kaldi. Nuzhet efendi sokak 68 numaradaki evimizde yikilmis yerine cok cirkin bir apartman dikilmis…alti da donerci olmus…!! Nakil sokaktaki 19 numarayi da yikmislar…araba parki haline getirmisler. Tarihi ev olarak hic bir tek ev birakmamis haydutlar!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir