Valentine: Makine Karşıtı Makine

11 Eylül 2013 | Şermin Alyanak | tasarım

1969 yılının 14 Şubat’ında Olivetti şirketi Valentine adlı kırmızı portatif yazı makinesini piyasaya sunduğunda Sevgililer Günü’nü bir pazarlama taktiği olarak kullanıyordu. Icon dergisinin Valentine’i ayın ikonu olarak seçmesinin esas nedeni ise bu sevimli ürünü “makine karşıtı makine” olarak yorumlayan 20. yüzyılın önde gelen tasarımcısı daha doğrusu kendi deyimi ile “theoretical designer” olan Ettore Sottsass’ı bir kez daha anmak.

Portatif yazı makineleri arasında 1930’ların Hermes Baby’sini ilk olarak kabul edersek günümüzün elektronik teknolojisi ile avuç içine sığabilecek kadar giderek küçülen aletlerin arasında bana göre Valentine’ in özel bir yeri var. Ettore Sottsass’ın İngiliz tasarımcı Perry A. King ile birlikte tasarlamış oldukları Valentine adlı portatif yazı makinesi 60’lı yıllarda Olivetti şirketi umduğu ticari başarıyı yakalamasa da değişik tasarım müzelerinde yer alan ürünlerinden bir tanesi olmuştur. Ettore Sottsass Jr. in adı geçtiğinde ilk akla gelen bu portatif yazı makinesinin en belirgin özelliği rengi; “Kırmızı renk, komünist bayrağının rengi, operatörün daha hızlı hareket etmesine neden olan renk ve aynı zamanda da arzunun rengi” diyor.

Her ne kadar Ettore Sotsass Jr. daha sonraları onu “Mini etekli ve aşırı makyajlı genç kız” diyerek eleştirse de bence 60’lı yılların bütün iyimserliği ve neşesinin bir göstergesi olarak genç olmanın güzelliğini vurgulayan kültürünün güzel bir örneği. Kırmızı rengi, aynı renkteki plastik kutusu, boyutları ile çalışmayı bir oyun şekline sokması ile makinelerin tasarımına ve ofis gereçlerine insancıl bir yaklaşımdı. Ayrıca sapı ile bütün olan gövde, muhafaza kutusunun içine rahatlıkla sürülmesi de teknik ayrıntı olarak iyi bir çözümdü. Büro ortamında kullanılabileceği gibi yaşam mekanlarının da rahatlıkla bir parçası olabiliyordu. Ürünü tanıtan ilanlarda genç çiftler yazı makineleri ile birlikte çayırlara uzanmış olarak veya devasa boyutlarda resmedilerek Pop sanatı sergilerinin bir parçası gibi gösterilirken Valentine adeta dönemin ruhunun (Zeitgeist) da bir ikonu idi.

1957 yılından itibaren Olivetti şirketinin tasarım danışmanı olarak çalışan Ettore Sottsass Jr. ergonomi ve malzeme kullanımı araştırmalarının ağır bastığı tasarımlarıyla şirketin büro makinelerinden mobilyalarına kadar bir bütün olarak yenilikçi tarzını da ürünlere yansıtıyordu. Geçtiğimiz yüz yılın başarılı kurumsal kimlik oluşturmada örnek kuruluşları arasında yer alan Olivetti şirketi; ”Endüstri tasarımı sadece görsel imgeler yaratmaktan çok bir bütün olarak proje geliştirmeye katkıda bulunan eylemler dizisidir. Diğer bir deyişle tasarımcı artık, sadece estetik veya stil yaratıcısı değil insan ve makine arasındaki ilişkinin uzmanıdır” ilkesi ile örtüşen büro makinesi tasarımlarıyla çalışma ortamını insancıllaştıran kurumlardan biriydi.

Ettore Sottsass Jr. daha sonraları Radikal Tasarım kavramı içinde yer alan hareketlerin öncülerinden biri olarak endüstriyel yöntemlerle üretilen nesnelerin akılcı olma zorunluluğuna karşı çözümler ararken tasarım dilini değiştirerek bizleri farklı düşünmeye zorladı. Studio Alchimia ve Memphis gruplarının kurucuları arasında yer aldığında post-modern yaklaşımıyla canımı zaman zaman sıksa da bütün o duygusallığa yönelik yaratıcılığı arkasında akılcı kurguyu görebiliyordum. Tasarımcı olmak için üretim, malzeme, ergonomi gibi öğrenilebilen ve ölçülebilen bilgilerin yeterli olmadığını söylemek onun için kolaydı, çünkü o zaten onları biliyordu. Valentine bu bilgilerin ötesinde bir şeyler olduğunun habercisiydi. Gerçek bir iconoclast olan bir tasarımcının ürününü ikon olarak seçtiğimiz için belki de kendisinden özür dilememiz gerekir.

2007 yılı birçok güzel insanı alıp götürürken, bu kayıplara yılın son gününde son dakika golü olarak Ettore Sottsass Jr. da katıldı. 90 yaşının kutlamaları içinde değişik dönemlerini içeren sergiler peş peşe açılırken yapmış olduğu söyleşilerle hala biz tasarımcılara mesajlar vererek bir taraftan eğitmekte bir taraftan da gülümsetmekteydi, aynen Valentine ile yapmış olduğu gibi. “Retrospektif sergi fikri biraz ürpertici. Çok fazla sayıda akrabanızın geldiği bir doğum günü partisi gibi. Bu da ne kadar çok zamanın geçtiğinin işareti.”

The following two tabs change content below.

Şermin Alyanak

Son Yazıları Şermin Alyanak (Tüm Yazıları)

Bu yazıyı beğendiniz mi? Lütfen Paylaşın!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir