Mabetağacı: Ginkgo Biloba

29 Ağustos 2016 | kolektomani | botanik

Bu Doğulu ağacın / Bahçeme bahşedilen yapraklarında /Tatlı bir sır saklı / Anlayan ruhu şenlendiren

J.W von Goethe, 1815

Mabetağacı o kadar uzun zamandır dünya üzerinde ki , dinazorlarla tanışmı olması bile mümkün. Yürek biçimindeki iki loplu yapraklarının (biloba) 200 milyon yıl öncesine tarihlenen fosilleri bulunmuştur. Üreme biçimi ve yapısı da pek çok açıdan bitkinin kadim geçmişine işaret eder ve onu bir canlı evrim laboratuvarına dönüştürür.

Mabetağacı yüzlerce yıl yaşayabilir. İngiltere’deki en yaşlı ağaç Kew Bahçeleri’ndedir ve III. George’un tahtta olduğu dönemde, 1762’de ekilmiştir. Çin, Kore ve Japonya’da çok sevilen ağacın buradaki bazı örnekleri daha da eskidir; pek gerçekçi olmasa da, bazılarının birkaç bin yaşında olduğu iddia edilir. Çin’in güneyinde, Li Jiawan’da bulunan Büyük Ginkgo Kralı’nın boyu 30 metre, gövdesinin çapı 5 metreden fazladır. Bu yaşlı devlerin çoğu tapınak ya da hac mekanlarında bulunur. Doğu kültürlerinde uzun ömürle ilişkilendirilen mabetağacının yapraklarıyla tohumları hafıza kaybı ve sistit gibi çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılır. Tohumları yenir ve çayı yapılır.

Milyonlarca yıl önce, ginkgo Kuzey Amerika’nın büyük bölümü de dahil olmak üzere bütün dünyaya yayılmıştı. Soğuk iklimlere uyum sağlayamadı ve belki de erkek ve dişi ağaçların tozlanmasını sağlayan hayvanların yok olması sonucunda popülasyonu azaldı. Çin’in iç kesimlerindeki iki uzak ormanın original popülasyonuna ait olduğu düşünülüyor. Kesin olan, ağacın yüzyıllar önce Japonya ve Kore’ye nakledilip bahçelere, tapınaklarave mabetlere ekildiği. Könfüçyüs’ün ginkgo ağaçlarının altında okuduğu, düşündüğü ve ders verdiği söylenir.

Alman doğabilimci ve hekim Engelbert Kaempfer, ginkgoa’yı 1691’de Japonya’da tanımlayıp Japonca adını Latin alfabesine çevirdi. Ağacın çoğalma yönteminin biyolojik özellikleri ve dişi ağaçların ürettiği meyvelerin kökü kokusu ilgisin çekmişti. Meyvenin ( taze kusmuğa benzetilen) kokusu öyle kuvvetlidir ki , batıda meyve vermeyen erkek ağaçlar tercih edilir. Tohumları ve fidelerinin uyarlanım mekanizması öyle güçlüdür ki, kirli şehirler de dahil olmak üzere hemen her türlü iklimde ve koşulda yaşayabilirler. New York, Beijing ve başka modern şehir manzaralarında, sokaklar ve parklarda mabetağacı sık sık karşımıza çıkar.

Yaklaşık bin yıl önce yok olmanın eşiğine gelen ginkgo artık güvende ve bunu sağlayan da, genelde türlerin yok olmasına neden olan insan. Mabetağacı bu döngüyü milyonlarca yıldır sürdürüyor, bu da onun hayatta kalma konusunda uzman olduğunu gösteriyor. Bunun en iyi kanıtı, 6 Ağustos 1945’te Hiroşima’ya atılanatom bombasından iki yıl sonra kavrulmuş gövdelerinden yeni filizler veren altı ginkgoa ağacı. Bombanın merkez üssüyle bu ağaçlardan birinin arasında bir kilometer bile yoktu.

* E. Kaempfer’in Amoenitatum Exoticarum V (1712) kitabından ginkgo yaprakları. Kaempfer bu ağacı tarif eden ilk yabancıydı ve bu resmi de büyük olasılıkla kendi çizmişti. Kaempfer’in Japonya’ya gittiği dönemde Nagazaki bölgesinde yaşayan ağaçların bir bölümü bugün de hayatta olmalı.

** 1850’lerde Çin’e yaptığı son yolculukta bir dizi resim sipariş eden Robert Fortune, o zamanki adıyla Salisbuna adiantifolia’yı da unutmamıştı. Bilinmeyen bir sanatçı tarafından yapılan resimlerin herbirine bir insan figure eşlik eder; ressamın siparişleri kabul ederken tek koşulu buydu.

*** Botanik ressamı Takiko Yamamaoto’nun 14. JABI sergisinde yer alan Ginkgo Biloba çizimi.

Kaynak:

Helen& William Bynum, Dünyamızı Biçimlendiren Olağanüstü Bitkiler, Oğlak Yayınları, İstanbul, 2014.

The following two tabs change content below.

kolektomani

Son Yazıları kolektomani (Tüm Yazıları)

Bu yazıyı beğendiniz mi? Lütfen Paylaşın!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir