MIMI_76E4_027V_MIN_B

Ortaçağ Kedisinden Trafo Kedisine

08 Nisan 2014 | Gülderen Bölük | gündelik yaşam

Tarih insan ve kedileri bir kez daha yan yana getirdi. Bakan Taner Yıldız seçim günü yaşanan elektrik kesintilerine sebep olarak, trafoya giren kedileri gösterdi. Böylece ülkenin farklı yerlerinde vuku bulan bu kesintiler karşısında kedilerin büyük bir örgüt kurduğu da ortaya çıkmış oldu. Ortaçağ’ın karanlık günlerini yaşayan Avrupa ülkelerinde özellikle İngiltere’de kedi ve cadı avı yapanlar,  cadının varlığına inanan ve onların kedi şeklinde dolaştıklarını düşünenlerdi. Bu hastalıklı düşüncenin sonucunda birçok masum kadın ve onların zavallı kedileri, özellikle siyah olanlar direklere bağlanıp canlı canlı yakıldı.

Yüzyıllar öncesinde yaşanan bu olaylardan günümüze, Avrupa’da çok şey değişti. Rönesans’ı, Reform Hareketlerini ve Sanayi Devrimini yaşadıklarında Batı toplumu pek çok şeyle yüzleşmiş, akıl süzgecinden geçirmiş ve arkalarında bırakmıştı. Bilime büyük yatırımlar yaparak geliştiler ve hala da gelişmekteler. Onlar kısa süre evvel dünyanın yörüngesinden canlı yayın yaparken; bizde de Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Başbakan Erdoğan’a ve oğluna ait olduğu ileri sürülen kayıtların montaj olduğunu çünkü bunu hissettiğini söyledi. Bilimin olmadığı yerde öne çıkan, hisler olacaktır tabii.

Bunları yazmamın sebebi aslında siyaset falan değil. Ne severim, ne de anlamak isterim. İstesem bile, özellikle bu son dönemde yaşananları, ne duygularımla, ne de beynimdeki nöron ağlarıyla açıklamam olası değil. Söyleyeceğim şu ki; asıl derdim kediler.  Ben, neden kedilerin bu tarz haksızlık ve iftiralara maruz kaldığını merak ediyorum.

Şöyle bir kurcalansa dahi, hemen her dönemde ve her toplumda insanoğlunun bu harikulade canlılara bir anlam yüklediği kolayca fark edilir. Binlerce yıl önce evcilleşen ve insan hayatına nüfuz eden bu zeki hayvanlar; çeviklikleri ve estetik bedenleri kadar derin bakışlarıyla da insanları etki altına almakta. Şükür ki cadı olduklarına dair kötü iddialar geride kaldı ve her toplumda kabul görmedi.

Geniş coğrafyada var olan ve insan yaşamına değen kediler, eski Türk topluluklarında da kabul görmüştür. Kediyi kıvrak ve neşeli bir tanrıça olarak gören Mısırlılar kadar olmasa da, Altay Türkleri de bu güzel hayvanı benimsemiştir.  Pazarık kurganlarından (mezar) çıkan eşyalar arasında, kedi figürleriyle süslenmiş at koşum takımları ve kedi heykelcikleri vardır. Çünkü o dönemde kediler, aslan ve kaplanın birer küçük sembolü gibi görülmektedir. Orta ve İç Asya Türk halklarına ait masal, efsane ve destanlarda da kedi sıkça karşımıza çıkar. Hakas, Kazan ve Altay Türklerinin inanışlarına göreyse kötü ruhlar yılan ve köpek kılığına girdiği gibi kedi kılığında da dolaşmaktadır. Özbek destanı olan Alpamış Destanında ise kedi ölüm ve kaderin simgesine dönüşür.[1]

Yine de tarih kediye hak ettiği değeri ve önemi veren büyük şahsiyetlerle doludur. En başta kedinin içtiği kaptaki suyla abdest alan Hz. Muhammed gelir. Onun kedilere olan sevgisiyle ilgili çok şey yazılmıştır. En bilineni; eteğine yatan kediyi rahatsız etmemek için elbisesini keserek kalktığına dair anlatılanlardır. Kedi besleyen Konfüçyüs da, onu tasavvufi hikmetlerin simgesi olarak gören Mevlana da dünyanın kıymetlilerinden.

Kedi, Osmanlı şenliklerinde araba çekerken karşımıza çıksa da emir altına girmeyecek, asla boyun eğip eğitilemeyecek kadar karakterli hayvanlardır. Etinden, sütünden, derisinden faydalandıkları koyunları daha iyi tanıyanlar, kedinin bu özelliklerini göz ardı etmiş olmalılar.



[1] Çoruhlu, Yaşar. Türk Mitolojisinin Ana Hatları, Kabalcı, İstanbul, 2010,  s.171

The following two tabs change content below.

Gülderen Bölük

1987 yılında İstanbul Bulvar Tiyatrosu'nda çocuk oyunları ekibinde tiyatro çalışmalarına başladı. 1995 yılına kadar bu tiyatroda birçok eserde ve çocuk oyununda rol aldı. 1998 yılında Bahçelievler Belediye Tiyatrosunda biz sezon sahne aldı. 2002 senesinde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Gösteri Sanatları Merkezi, Tiyatro Yazarlığı ve Yönetmenliği’nden mezun oldu. Aynı yıl Mimar Sinan Üniversitesi, Fotoğraf Ana Sanat Dalı’nı bitirdi.2002 yılında İğne Deliği Sanat Atölyesi’ni kurdu ve atölyede verdiği fotoğraf derslerinin yanı sıra birçok etkinlik düzenledi. Bu etkinliklerde birçok sanatçıya ev sahipliği yaptı. Aynı zamanda dia gösterileri ve sergilerde yer aldı, konferanslar verdi. Uzun yıllardır Osmanlı Dönemi ve Cumhuriyetin ilk yıllarına ait fotoğraf koleksiyonu yapan Bölük, bu konudaki araştırmalarını makaleler şeklinde kaleme aldı. Yazıları Newsweek, Aktüel, Collection, Popüler Tarih, Toplumsal Tarih, On Air, Jet Life, Fotoğraf Dergisi gibi birçok dergide yayımlandı. 2003 yılında Collection Kulübü'ne üye olan Bölük, kulüp üyeleriyle beraber; pek çok koleksiyon sergisinde yer aldı 2006 yılında Devlet Fotoğraf Yarışmasında “Başarı” ödülü aldı. Birçok eseri sergilenmeye değer bulundu.2009 yılında Kültür A.Ş. tarafından "İstanbul'un 100 Fotoğrafçısı" adlı kitabı yayımlandı. Fotoğraf Tarihi alanında birçok konferans verdi. 2010 yılında Marmara Üniversitesi, Fotoğraf Bölümü’nde yüksek lisansını tamamladı. Üç yıla yakın bir süredir Fotoğraf Dergisi'nde Foto Bellek adlı köşesinde fotoğrafa dair Osmanlı Dönemi'nden kalan belgelerin çevirisini yapmaktadır. 2014 Yılında ikinci kitabı Fotoğrafın Serüveni, Kapı Yayınları tarafından yayımlandı. 1993 yılından bu yana anaokullarında yaratıcı drama ve tiyatro eğitimi vermektedir.

Bu yazıyı beğendiniz mi? Lütfen Paylaşın!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir