Stüdyo Fotoğraflarında Oryantalizm

09 Temmuz 2013 | Gülderen Bölük | dosya, foto bellek

Gizemli Doğu

İstanbul’un fethinden kısa bir süre sonra pek çok yabancı sanatçı gerek padişahı,  gerekse İstanbul başta olmak üzere Osmanlı şehirlerini, tarihi eserlerini, sosyal yaşantılarını belgeleyip resmetmişlerdir.  Özellikle 18. Ve 19. yüzyılda Batılılar için büyük gizem kaynağı olarak keşfedilmeyi bekleyen topraklar arasında, Osmanlı imparatorluğu en başta gelmekteydi.  Bu sebeple pek çok sanatçı ve maceracı o güne kadar duydukları, okudukları ve düşledikleriyle yetinmeyerek bu gizemli topraklara doğru bizzat yola çıkarlar. Özellikle buharlı gemilerin kullanılmaya başlaması, gezi koşullarının giderek düzelmesi ve kalınacak lüks otellerin çoğalması Doğu’yu ziyaret eden Avrupalının sayısını arttırmıştır. Bu ziyaretçilerin yaptıkları çizimlerin, gözlem ve araştırmaların pek çoğu kitap olarak basılarak günümüze kadar gelmiştir.

Avrupa’nın Doğu fikri; Oryantalizm

Edward Said, Doğu’ya duyulan bu merak ve ilginin ürünlerini ele aldığı Oryantalizm adlı kitabında, yüksek eğitim kurumlarında Doğu hakkında yazı yazan, ders veren, araştırma yapan herkesin Oryantalist olduğunu belirttikten sonra, uzmanlaşmış kadrolarıyla Doğu hakkında derin bir bilgiye sahip olan bu geleneksel oryantalizmi inceleme alanına alır. Konuyla ilgili pek çok yazar, şair, filozof, siyaset kuramcısı ve imparatorluk yöneten devlet adamını da incelemelerine dâhil eder.

Said, Avrupa’nın “Doğu fikri” olarak açıkladığı Oryantalizmi, kapitalizmin bir parçası olarak görür ve üniversite anlamındaki oryantalizm ile hayali oryantalizm arasında devamlı bir alışveriş olduğunu ve bu alışverişin 19. yüzyılın sonundan itibaren oldukça disiplinli, hatta belli kurallara bağlı olarak devam ettiğini ileri sürer. Bu noktada Oryantalizmin diğer bir anlamına vurgu yapan Said;

“18. yüzyılın sonu ele alındığında söz konusu Oryantalizm, Doğu’yu konu edinen kurumların tamamı, verilen beyanatlar, takınılan tavırlar, yapılan benzetmeler, bir cins öğreti, yönetim biçimi veya hükümet şeklidir. Kısaca bu cins Oryantalizm, Batı’nın üstünlük sürdürme taktiği, Doğu üzerinde otorite kurma çabasıdır.” diye açıklar.

Semra Germaner ve Zeynep İnankur Oryantalistlerin İstanbul’u adlı kitabında Edward Said’in görüşleriyle paralellik gösteren açıklamalarda bulunurlar ve Oryantalist resimlerin özelliklerini şu şekilde ortaya koyarlar;

” Şiddet ve erotizm konularının betimlendiği, esir pazarı, harem ve hamam sahnelerinde çoğu kez Doğu hakkında abartılı, küçümseyici ve önyargılı bir bakış açısının sergilendiği izlenmektedir. Bu bakış açısı günümüzde Oryantalist resmin tanımlayıcı bir öğesi olarak değerlendirilmekte ve Doğu’nun coğrafi bir yer olmanın dışında siyasi bir anlamı olduğu da vurgulanmaktadır. Batı’nın Doğu Sorunu’na bakışıyla paralellik gösteren bu anlayışa göre resimlerde zalim, kösnül ve tembel olarak nitelenen doğulu insanlar ile yüceltilen doğal güzelliklerin çoğu İslam sanatı ve mimarlığı örneği olan nesneler dünyasının betimlenmesi arasında önemli bir ayrım dikkati çekmektedir. Bu dönemde Ortadoğu ve Kuzey Afrika ile ilgili politikaların belirlenmesinde İngiltere ve Fransa’nın oynadığı önemli rolün sanat ortamını da etkilediği açıktır.”

Fotoğraflarda Oryantalizm

Oryantalist resimlerin revaçta olduğu 19. yüzyılın ortalarına doğru sahneye fotoğraf da girer. Tıpkı ressamlar gibi bu kez de fotoğrafçılar Doğu’ya akın ederler. Bunların bir kısmı, bu yeni mesleğe adapte olan ressamlardır. Bu gezgin fotoğrafçılar çeşitli fotografik yöntemler kullanarak kentin birbirinden güzel görünümlerini, tarihi ve mimari eserlerini çekerler. Yani, şimdiye kadar resmin yaptığı görevi bu kez de fotoğraf üstlenir.

O dönemde açılan birçok stüdyonun, kurguladıkları sahnelerde, çoğunluk gerçekle ilgisi olmayan, hayali Doğu’yu betimleyen, oryantalist tarzda fotoğraflar çekip sattıkları bilinmektedir. Bu fotoğrafların pek çoğu günümüze  ulaşmış, meraklılarınca toplanmıştır.

Osmanlı tebaasından olup, stüdyo açan fotoğrafçılar içinde, düzenledikleri dekor ve aksesuarlarla bu tarzda fotoğraflar çekenler arasında Pascal Sébah ismi öne çıkar. Sébah’ın ölümünün ardından Polycarpe Joaillier’nin firmaya ortak olduğu 1887 yılından sonra da Oryantalist çalışmalar devam eder. Özellikle harem rüyalarını anlatan, hülyalı bakışlarıyla davetkâr hanım fotoğrafları turistlere bolca satılır. Örneklerde görüldüğü gibi, stüdyoların çekmiş olduğu fotoğraflarda, Doğu’ya ait aksesuarlar hemen hemen hiç değişmez. Bunlar sedef kakma sehpa, yer minderleri, paravan, rahle gibi eşyalardır. Nargile ve çubuk da uzun yıllar Doğu simgesi olarak bolca kullanılır. Büyük Alman edebiyatçısı Goethe, sigaranın zararlarını sıralarken, konuyla ilgili yazı ve çizimlerden etkilenmiş olmalı ki şu açıklamalarda bulunur;

 “Sigara içmek aptallaştırır, düşünemeyecek ve şiir yazamayacak hale getirir. O, avarelerin işidir. Can sıkıntısı çeken, hayatlarının üçte birini uyku, üçte birini yeme içmeye, başka gerekli gereksiz şeylerle çarçur eden ve hayat kısa deseler bile geri kalan üçte bir ile ne yapacaklarını bilemeyenler içindir. Böyle tembel Türkler için çubuklarla haşır neşir olmak, havaya üfledikleri duman bulutunu rahat rahat seyretmek, onlara saatler geçirttiği için esprili bir eğlencedir.”

Harem sahnelerinde genellikle hanımların elinde tef,  cura gibi çalgı aletleri görülür Çoğunda hanımlar yere sere serpe uzanmış, müzik âlemi yapar gibi fotoğraflanmışlardır. Bu karelerdeki enstrüman çalan hanımlar, Oryantalist ressamlarımızdan Osman Hamdi’nin tablolarındaki modellerden farklıdır. Musikinin Osmanlı üst sınıf kadınının yaşantısındaki önemini bilen Hamdi, tablolarında kadınları sanat icra ederken resmederek onları yüceltmiştir. Ancak gösterilen örneklerde olduğu gibi, bu tip fotoğraflarda her hangi bir yüceltme söz konusu değildir. Yaratılan bu atmosfer içinde, ön planda uzanmış yatan kadının baktığı şeyler ise,  bir sevgilinin fotoğrafları olsa gerek!

Semra Germaner’in Oryantalist resimler için yaptığı saptama, fotoğraflar için de geçerlidir. Yani, bu Oryantalist fotoğraflar ilgi görüyorsa, izleyicinin ya da alıcının hayalindeki gizemli ve hayali Doğu fikrine uyuyor olmasından kaynaklanmaktadır.

Tıpkı Sébah& Joaillier gibi, Osmanlı Dönemi’nin önemli stüdyolarından Abdullah Biraderler’in de bu tarzda fotoğraflar çektiği bilinmektedir.

Bahsedilen stüdyoların dışında isimleri daha az duyulmuş stüdyolarda da bu tip fotoğraflara rastlamaktayız. Bunlardan birisi de Der Hosrofian’ın işlettiği Roman adlı fotoğraf stüdyosudur. Hakkında henüz çok fazla bilgiye sahip olmadığımız bu stüdyo İlk olarak 1915 yılına ait ticaret yıllıklarında karşımıza çıkar.  Foto Roman da diğer pek çok stüdyonun olduğu yerde, Beyoğlu’nda 204 numaralı yerde faaliyetlerini sürdürür. Sanatçının günümüze ulaşan fotoğraflarından oldukça başarılı işler çıkardığını söyleyebiliriz. Oryantalist tarzdaki çalışmasında yerel kıyafetleri ile divana benzeri koltuklara uzanan ve bir elini arkasındaki paravana koymuş kadın modelin rahatlığı dikkat çekmektedir.

Bir diğer stüdyo da Osmanlı Dönemi’nde Babıali Caddesinde faaliyet gösteren Foto Şehbal’dir. Örnekteki Doğu giysileri içinde poz veren erkek figürü oldukça ilginçtir. Bir eli belinde olan modelin diğer eli ise kuşağına yerleştirdiği silahının kabzasını tutmaktadır.

Resimlerde de öne çıkartılan zalim Doğulu imajı bu fotoğraf karesiyle tıpkı resimde olduğu gibi izleyiciye aktarılmıştır. Saray içine benzetilen mekânda Doğu’ya özgü kilim, post, mangal gibi eşyalar vardır. Modelin önünde Oryantalist resim ve fotoğraflarda sıkça karşımıza çıkan sedef kakma sehpa, nargile ve zarfıyla birlikte bir fincan dikkat çekmektedir. Arkasındaki manzarada ise bir cami görülmektedir.

Stüdyolar, kurguladıkları sahnelerde yukarıdaki örneklerdeki harem sahnelerinin dışında falcı ya da fal bakan kadınlar, rahlenin üzerindeki Kuran’ı okuyan sarıklı hocalar gibi konuları da işlemişlerdir.

Oryantalist tarzdaki fotoğraflarda harem sahnelerindeki davetkâr modeller, ilerleyen zaman içinde daha ziyade köylü güzelleri olarak karşımıza çıkacaktır.  Nargile ve çubukların yerini ise bu sefer sigara almıştır.

Kadınların ellerinde genellikle su testisi görülür. Bazen de halı, post gibi Doğu’ya özgü eşyaların üzerine rahatça uzanmış bir şekilde fotoğraflanırlar.

Çeşme başındaymış gibi kurgulanan fotoğraflar arasında İzmitli sanatçısı Fahri Seyrek’in 1935 yılında çekmiş olduğu fotoğraf ayrıca incelenmeye değer. Sanatçının modelin önüne koyduğu aynadaki yansıma ve bu yansımanın üzerine yapılmış bir iki müdahale, suda güzelin yansıması imiş hissini verir. Testisini henüz doldurmuş model ise suyun kenarındaki taşlara ayağını ve testisini koyarak dinlenmektedir.

Bir müddet sıkça işlenen konular arasında olan köylü güzeli fotoğrafları gittikçe azalarak 1930’lu yılların sonunda yerini daha yeni modalara bırakır.

Not; Konuyla ilgilenenlere, Sakıp Sabancı Müzesinde 11 Ağustos 2013 tarihine kadar sürecek olan “Oryantalizmin 1001 Yüzü” adlı sergiyi görmelerini öneririm.

Kaynaklar

1)Edward W. Said, Oryantalizm, İrfan Yayımcılık, 1995, İstanbul

2)Semra Germaner, Zeynep İnankur, Oryantalistlerin İstanbul’u, İstanbul, İş Bankası Kültür Yayınları, 2002

3)Çeviri Prof. Dr. Gürsel Aytaç, Goethe Der ki…, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2000,

4) Annuaire Oriental, 1915

The following two tabs change content below.

Gülderen Bölük

1987 yılında İstanbul Bulvar Tiyatrosu'nda çocuk oyunları ekibinde tiyatro çalışmalarına başladı. 1995 yılına kadar bu tiyatroda birçok eserde ve çocuk oyununda rol aldı. 1998 yılında Bahçelievler Belediye Tiyatrosunda biz sezon sahne aldı. 2002 senesinde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Gösteri Sanatları Merkezi, Tiyatro Yazarlığı ve Yönetmenliği’nden mezun oldu. Aynı yıl Mimar Sinan Üniversitesi, Fotoğraf Ana Sanat Dalı’nı bitirdi.2002 yılında İğne Deliği Sanat Atölyesi’ni kurdu ve atölyede verdiği fotoğraf derslerinin yanı sıra birçok etkinlik düzenledi. Bu etkinliklerde birçok sanatçıya ev sahipliği yaptı. Aynı zamanda dia gösterileri ve sergilerde yer aldı, konferanslar verdi. Uzun yıllardır Osmanlı Dönemi ve Cumhuriyetin ilk yıllarına ait fotoğraf koleksiyonu yapan Bölük, bu konudaki araştırmalarını makaleler şeklinde kaleme aldı. Yazıları Newsweek, Aktüel, Collection, Popüler Tarih, Toplumsal Tarih, On Air, Jet Life, Fotoğraf Dergisi gibi birçok dergide yayımlandı. 2003 yılında Collection Kulübü'ne üye olan Bölük, kulüp üyeleriyle beraber; pek çok koleksiyon sergisinde yer aldı 2006 yılında Devlet Fotoğraf Yarışmasında “Başarı” ödülü aldı. Birçok eseri sergilenmeye değer bulundu.2009 yılında Kültür A.Ş. tarafından "İstanbul'un 100 Fotoğrafçısı" adlı kitabı yayımlandı. Fotoğraf Tarihi alanında birçok konferans verdi. 2010 yılında Marmara Üniversitesi, Fotoğraf Bölümü’nde yüksek lisansını tamamladı. Üç yıla yakın bir süredir Fotoğraf Dergisi'nde Foto Bellek adlı köşesinde fotoğrafa dair Osmanlı Dönemi'nden kalan belgelerin çevirisini yapmaktadır. 2014 Yılında ikinci kitabı Fotoğrafın Serüveni, Kapı Yayınları tarafından yayımlandı. 1993 yılından bu yana anaokullarında yaratıcı drama ve tiyatro eğitimi vermektedir.

Bu yazıyı beğendiniz mi? Lütfen Paylaşın!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir