Yabancı Topraklarda Savaşmak

30 Haziran 2015 | Cengiz Çetin | genel

1914 yılında dünya  ateşe kesilmişti. Başka coğrafyalarda  yaşayan uluslar, daha önce hiç karşılaşmadıkları   insanlarların  yaşadığı topraklara ölmek ve öldürmek için geliyor ve ne için savaştığını bilmeden ölüyor ya da öldürüyorlardı.  Anadolu bu  savaşın yaşandığı en yaman topraklardı. 1915 yılında, savaşın bir tarafını oluşturan devletlerin insanları ya da onların sömürgelerinde yaşıyan insanlardan oluşmuş bir ordu Çanakkale boğazına yığılmıştı. Her gün  yeniler geliyor ve bu ölüm boğazının  bir köşesine tutunmaya çalışıyorlardı.  Gelenlerin arasında bu topraklara çok uzak bir yerden gelenler vardı ki, iz sürücülüğümüz onlar hakkındadır.

Fransız güçleri içerisinde yer alan Senegalli askerler aslında savaşın başından beri, Avrupa’nın değişik bölgelerinde de savaşmışlar ve kendilerini hiç ilgilendirmeyen bu kavgada taraf olmuşlardı. Şimdi de onlara yeni bir görev  olarak Çanakkale gösterilmiş, bir kısmı ülkesinden bir kısmı avrupadaki başka cephelerden toplanan Senegalli askerler Fransız limanlarından toplanarak İngiliz Donanmasına ait SS River Clide gemisi ile Çanakkale’ye doğru yola çıkmışlardı. Gemi Çanakkale’den önce Ege adalarına uğramış, Senegalli askerler bu  arada karaya çıkarak yaklaşmakta oldukları ölüm boğazından önce soluklanmışlardı.

Birkaç günlük kısa  soluklanmalar  sonrası tekrar gemilerine bindirilmişler ve ardından Çanakkale’de savaşacakları ateş hattına doğru yola çıkmışlardı.

Sayıları kesin olmamakla birlikte, bazı kaynaklarda 7000, bazı kaynaklarda 27 000 olarak bildirilen ve Çanakkale’ye savaşmak için getirilen Senegalli askerler; ülkelerinin farklı bölgelerinden toplanmışlardı. Fransız Hükümeti, Senegal’in Fransız yönetimine savaşmak için erkeklere ihtiyaç olduğunu bildirmiş; Senegallilerin  çok az  bir kısmı  kendi isteği ile çoğuysa zorla asker olmuşlardı. İçlerinden çok azı derdini anlatabilecek kadar Fransızca biliyordu diğerleri kendi kabilelerinin lehçelerini konuşuyorlardı Bir kısmı Müslüman bir kısmı Hıristiyandı Çoğu için putperest oldukları kaydı vardı. Gemilerde hizmet işlerinde kullanılmakla beraber bazıları palalarıyla yakın dövüşte çok ustalardı.  Çoğu kere karşı mevziler onları palalılar diye isimlendiriyordu. Çanakkale boğazına vardıklarında, hanelerine yazılan kaderi yaşamak için karaya çıktılar.

Savaştılar, 2000 kadarı  öldü. Ölenlerin çoğunun mezarı olmadı.  Olanlarsa Fransız askeri kabul edilip dini ne olursa olsun başlarında bir haçla gömüldüler. Gerçi Fransız komutanlar savaşırlarken Türk siperlerden gelen ezan sesini duyan bir kısım Senegalli askerin, yaptıkları iş ne olursa olsun bırakıp namaza durduklarından şikayet etseler de onlar direndiler. Çanakkale boğaz savaşı bitince Fransız kuvvetleri bu Senegalli askerlerin bir kısmını Avrupa’daki cephelere geri çekti ancak Anadolu’da kalanlar bu kere de Fransız güçlerinin işgal ettiği bölgelere gönderildiler. Trenlerle, gemilerle, yolcukluk yaptılar. Adana ve Mersin’e yolları düştü.  Savaş onlar için muhabere anlamında bitmişti ancak geri hizmetlerde, kararkahda görev yapmaktaydılar.

Senegalli askerlerin içersinde bir başka grup vardı ki bunlar çok daha farklı bir alanda görev yapacaklardı. O yıllarda Zonguldak’ta taşkömürü işletmeleri Fransızlara aitti ve onlar adına üretim yapmaktaydı. Savaş boyunca buradaki üretim zaman zaman kesitiye uğrasa da hep devam etmişti. Ancak 1917 yılında   kömür ocaklarında üretim azalmış çevreden gelen ve kömür ocaklarında çalışan amelelerin tehtit edilmesine kadar iş varmıştı. Fransız yetkililer ordudan kömür ocakları etrafında tertibat almak ve güvenliği sağlayacak askeri jandarmanın gönderilmesini talep etmişti. Konu Fransız Şark orduları baş komutanı General Frans De Pere’ye kadar intikal etmiş ve onun emriyle Selanik’ten 500 kişilik bir taburun (Senegalli Fransız askerlerinden oluşan) Zonguldak’a intikali 1917 Nisan ayı başlarında gerçekleşmişti. Tamamıyla siyah derili ve kendi aralarında kendi lisanlarıyla konuşan çok az Fransızca bilen bu askerler Zonguldak halkında endişeli bir merak uyandırmıştı. İçlerinden bazılarının Zonguldak’taki camilere gelip ibadet etmeleri, orada yaşayanlar için heyecan verici idi.  Osmanlı yetkili makamları Zongultak’taki askeri yetkililerden konu hakkında bilgi istemiş ve yapılan araştırma sonucu hazırlanan resmi yazı İstanbul’a  iletilmişti. Yazıda:

“Bir tabur Senegal Fransız askerinin vürud ettiği 2 Nisan 335 tarihli ve 202 numrolu telgrafla arz edilmişti. Ma’den mevakiinin inzibat ve emniyetini muhafaza etmek üzere 500 mevcutlu taburun Fransız Şark Ordusu Başkumandanı General Frans De Pere nin Emriyle Selanikten celp ve sevk edildiği müsteban olmuştur. Efradı Afrika-yı Vusta ve Cenubi ahalisinden bulunduğu cihetle kamilen Irk-ı esveddendir. Bir kısmının müslüman ve bir kısmınında putperest bulunduğu ifadelerinden mustefad olmaktadır. Harekat-ı seferiyeden gayrı……….. bulunan efkar-ı nezkurenin pek cuzi Fransızca tekellüm ettiği ve lisan-ı maderzadeleinden gayri lisan bilmedikleri ve mamafih ibadet için cami-i şerife devam ettiği görülmektedir.mezkür taburdan dünden ihtibaren Kuzulu (KOZLU OLMASI MUHTEMEL), …….., Kilimli mevakine birer müfreze gönderilmiş olup, mevaki-I mezkurede ayrıca nizamiye alayı askerlerimizdende müfrezeler bulunmaktadır. 

İşbu taburun vezaif-I inzibatiye ile şu süretle ibtidar etmesi üzere akdemce vurüd etmiş olan bir zabit kumandasındaki 25 Fransız jandarma efradının Der Saadete avdeti için emir verildiği jandarma zabitinin ifadesinden anlaşılmıştı. Dün Fransız Jandarma Zabiti ile 15 nefer efradı Der Saadete avdet etmiş ve burada 10 nefer bırakılmıştır. 

Şimdiye kadar Fransız asker jandarmaların mucib-i şikayet bir hal ve hareketleri görülmemiş ve zabitanla hüsn-i münasebatın devamına gayret edilmekte bulunulmuş olmakla ol babta emr-ü ferman hazreti men lehül emrindir.

İşbu tahrirat sureti aslına mutabıktır(23 Nisan 335)”

Zonguldaktaki Senegalli Fransız askerlerinin hikayelerini ancak buraya kadar takip etmek mümkün. Onlardan geriye kalan ve bugün için belgelenen başkaca bir kayıt malesef yok Muhtemeldir ki orada görev yapan ya da belki savaş sonrasında da orada kalan Senegalli askerlerin olması mümkündür, ancak bugün için elde herhangi bir kayıt yok .

Onların izlerini  takip etmek enteresan olmakla beraber ; hiç bilmedikleri bir ülkede başkalarının  çıkarları  için savaşan, ölen ya da öldüren ve sonunda kaybolan  bu insanların hikayeleri hüzün dolu .

Savaşan tarafların kendi çıkarları için çaresiz  insanları nasıl kullandığını ve işi bitince onları nasıl unuttuğuna ait bir örnek sadece.

The following two tabs change content below.

Cengiz Çetin

1961 yılında doğdum. Babamım Askeri cerrah olması nedeniyle ilk orta ve lise yıllarımı 8 ayrı okulda tamamladım. Farklı şehirlerde farklı insanlar tanıdım. Tıp fakültesindeki eğitimim ardından, önce Genel Cerrahi sonra Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi İhtisaslarını yaptım ve Eskişehir Anadolu Üniversirtesi (bugün Osmangazi Üniversitesi)Tıp Fakültesinde Plastik ve Rekonstrüktif Estetik Cerrahi AD. kurdum. Halen bu birimde öğretim üyesi olarak çalışmaktayım. Çocukluğumdan beri hep birşeyler biriktirdim. Eski eşyaların, fotoğrafların ya da objelerin bir hikâyeleri olduğunu hep biliyordum. Zamanla bu hikâyeleri okumayı da başardım. Onların birbirleriyle olan bağlantılarından her zaman zevk aldım. Kısa bir dönem sanat tarihi doktora programında çalıştım. Halen cerrahi yapıp okuyorum.

Son Yazıları Cengiz Çetin (Tüm Yazıları)

Bu yazıyı beğendiniz mi? Lütfen Paylaşın!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir