Akşam sefası -mirabilis jalapa - kolektomani

Yeldeğirmeni’nin Serseri Çiçeği: Akşamsefası

21 Nisan 2015 | Rüzgar Ceyda Alpak | gündelik yaşam

Yeldeğirmeni  bir Moda kadar olmasa da  oldukça fazla yeşilliğe sahip nadir semtlerden biridir. Özellikle bazı sokaklarında bitişik nizamlı apartmanlar vardır. Tabi eski zamanı hatırlayacak olursa, bu çirkin ama havalı ve konforlu beton yığınlar yoktu ve bize daha çok toprak parçası düşüyordu. Ve akşamsefaları… Gözünüzün alabildiği her yerde, her toprak parçasında. Ekilmeden çıkıveren özgürce. O simsiyah tohumların rüzgârla ulaşamadığı hiçbir yer yoktu ama hiçbir yer. Hemen hemen her sokakta, duvar kenarlarında,  balkonlardaki Vita kutularında hatta duvar çatlaklarında bile görmek mümkündür akşamsefalarını. Bazen çizgili ve benekli de olabilen çiçekleri akşamüstü açıp, sabahları kapandığı için bitkiye akşamsefası denmiştir. İnanılmaz canlı ve güzel renklere sahiptirler aynı zamanda. Sarı, pembe, narçiçeği ve beyaz. Ama tohumların aynı köke savrulmasından muhtemelen, karışık renkleri de olurdu. Ama mahallelinin bu çiçekle ilgili farklı bir ton hurafesi vardı. Mahallenin sofuları bu çiçeğe iman çiçeği adını takmış, namaz vakti açıp kapattığını söyleyip dururlardı. Solcu ağabeylerse çiçeğin devrimi selamladığını söyleyip eğlenirlerdi.

Sokakta oynamayı çok seven bir çocuk oldum hep. Evden sokağa ilk çıkan, en son giren.

Sokaktakiler annemin tiz sesiyle günde en az iki kez irkilirlerdi sırf bu yüzden.

Mahallenin kız çocukları içinde, ayrı bir önemi vardı akşamsefalarının. Yazın bahçeye kurulan evcilik oyunlarının baş ham maddesi olurdu. Yemeği, salatası ve hatta tohumlarından yapılan dolması pek meşhurdu. Anlayacağınız pek bereketli bir çiçekti akşamsefası.

Yazın ilk günleriydi, ılık esen bahar rüzgârları yerini rehavet veren sıcaklara bırakmaya başlamıştı. Sabah 6.30 da kalkmış olmanın verdiği can sıkıntısı, sokağa çıkar çıkmaz yerini sonsuz bir mutluluğa bırakıvermişti işte. Sabah çok erken kalktığımda, yanıma ekmek peynir ve domates mutlak alırdım. Kahvaltımı ettiğim seçilmiş yerlerim o zaman da vardı. Hmm nerde etsen acaba kahvaltımı? Ayrılık Çeşmedeki koca dutun altında mı yoksa okulun bahçesinde mi? Hayır ikisi de değil, tabi ki favori mekanım olan havranın hemen yanında olan kagir evin deniz gören minik avlusu… Yayılmışım denize karşı, elimde yarım ekmek sandviçim, oh değmeyin keyfime! Saat çok erken henüz, en erken Ati çıkar. O da en az bir saat sonra.

Çok sıkıldım, sokaklarda atılan birkaç tur bile yenemedi can sıkıntımı. Yokuştan aşağı inerken akşamsefası kokusu vuruverdi burnuma. Pembe olanlardan koparıverdim işte.

Ellerim pespembe oluverdi. Aklıma anneannemin yaptığı kızılcık şerbeti geldi, sonrasında hınzır bir fikir. Hızlıca topladım akşamsefalarını sadece pembe olanları ama. Evden aldığım sürahiye doldurdum rengini verene dek çalkaladım. Süzdüm ustaca limonata tülbendi ile.

Şeker doldurdum üstüne, işte sana şerbet! Fırladım elimde şerbetle. Epeyce oyalanmış olmalıyım, sokak çocuk dolu. Dağıtıyorum bizim çocuklara sahte şerbeti, annem size yaptı diyerek. İçiyorlar iştahla. Anlamadılar anlamadılar işte! Yüzümde hınzırca bir gülümseme.

Beş dakika geçti geçmedi, çocuklar sancı içinde kıvranmaya başladı. İçimizde en güçsüz olan didem yığılıverdi yere acıdan. Ne yapacağımı bilemeden, kalıverdim orda öylece.

Kime gitmeliyim diye hızlıca düşünürken birden hatırladım Vitran Amca doktor. Vitran amca… Yokuşu bir nefeste koşuverdim, sola Karakolhane Caddesinin sonuna doğru. Karakoldan sola, işte geldim. Deli gibi yumrukluyorum kapısını.

Her zaman çok sevimsiz bulduğum yardımcısı açıyor kapıyı, gözüme melek gibi geliyor o anda. Vitran Amca diyorum, koşmaktan artık neredeyse çıkmayan sesimle, Vitran Amca yok mu? Vitran Amca, uzatıyor kafasını, göz kırpıyor. Bir solukta anlatıveriyorum olup biteni, hadi diyorum bir yandan, hızlı olmalısın. Hızlıca çıkıveriyoruz, en az benim kadar hızlı koşuyor. Çocuklar cidden kıvranıyor acıdan, zehirlenmiş hepsi, çok üzülüyorum. Numune Hastanesine götürüyorlar hepsini.

Ne zaman kötü bir şey yapsam, doğruca dedemlere giderim. Saat sekizde bağdaş kurarak ajansı dinlediği divanın altı en iyi saklanma yeridir. Gittim, dedem açtı kapıyı gülümsedi, küçük boylu dev adam. Koşturarak divanın altına sıvıştım.

Yine ne yaptın diye sordu?

Ses çıkarmadım, bu sefer her sefer gibi değil, çok üzgünüm… Bekledim sessizce… Gözümden yaşlar akarak bekledim. Gelen giden yok, oysa babam ya da annem yüz kez gelmeliydi şimdiye kadar. Uyumuşum, üşüdüm, uyandım, karnım buz gibi.

Usulca başımı çıkardım, dedem uzatıverdi burnumun dibine soyulmuş bir dilim elma, Rüzgar yer misin? Yerim tabi, yemem mi?

Vitran Amca söylememiş olmalı, yoksa bilirlerdi… Yoksa gelirlerdi…

Vitran Amcaya gidiyorum, zile basıyorum, mahcup. Yine o sevimsiz yardımcısı açıyor kapıyı.

Vitran amca yok mu diye fısıldıyorum. Burada diyor o en nemrut sesiyle.

Bir şey söylemem gerek.

Bekle…

Vitran Amca uzatıyor başını, gel bakalım diyor, şerbetçi.

Yapma diye geçiriyorum içimden, yapma zaten çok utanıyorum… Teşekkür ederim.

Neden?

Yardım ettiğin için.

Önemli değil.

Bir de beni söylemedin kimseye, onun için.

Bir insan, bir diğerine güvendiyse, saklamalı onu içinde. Seni nasıl söylerim, bu adam satmak olmaz mıydı, dostum!

Olur muydu? Bilemedim o an verdiği bu cevabın, ne denli muhteşem bir cevap olduğunu.

Vitran Amca, bana öğrettiği şeyin önemini elbet biliyordu..

Bense yıllar sonra öğrendim. O zaman aklımda sadece sen vardın Vitran amca…

The following two tabs change content below.

Rüzgar Ceyda Alpak

İstanbul doğumlu. 1990 senesinde Tiyatro Baykuş’la tiyatroya merhaba dedi. Ardından İstanbul Bulvar Tiyatrosu ekibine katıldı. 1995 yılında Tiyatro Panorama’yı kurdu. Uzun yıllar film, dizi ve çizgi film dublajı yaptı. 2010 yılında Anniş kostüm atölyesini hayata geçirdi. Uzun yıllar özel okullarda drama ve tiyatro dersleri verdi. Halen çocuk oyunları yazıp yönetmekte ve insanlara hayal ettikleri kostümler dikmekte… Bir kız çocuğu annesi. Domuz objeleri koleksiyonu yapıyor.

Son Yazıları Rüzgar Ceyda Alpak (Tüm Yazıları)

Bu yazıyı beğendiniz mi? Lütfen Paylaşın!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir