Yeşilçam Şarkıları

26 Ağustos 2013 | Aslıhan Işın | müzikomani

Altmışlı yılların ikinci yarısını ve yetmişli yılları dolduran bir müzik akımı vardı. Klasik Türk müziği değildi, bugünkü manada fantezi değildi, damardan arabesk denemezdi, popüler müzik hiç değildi. O şarkıların büyük bir kısmı birer klasik oldu, zira yenileri gelmedi: Bir garip yolcuyum, Artık sevmeyeceğim, İntizar, Dert bende derman sende, Sevemez kimse seni, At kadehi elinden, Taht kurmuşsun kalbime, Kulakların çınlasın, Kim arar, Günün birinde, Elveda meyhaneci, Beterin beteri var, Çok üzgünsün arkadaş, Sevemedim karagözlüm, Zalimin zulmü, Kadehinde zehir olsa, Tanrım beni baştan yarat, Dost bildiklerim…

Çocukluğunu ya da gençliğini yetmişli yıllarda yaşayanlar bu şarkıları ezbere bilir; çünkü bunlar, plaklar bir yana, tek kanallı televizyon yıllarında ailelerin hep birlikte izlediği dönemin Türk filmi şarkılarıydı. Bu nedenledir ki, adları Yeşilçam şarkıları olarak kaldı. Seksenlerde Türk sinema sektörünün yaşadığı bunalımla birlikte, artık aynı tatta üretilmeyen filmler beraberinde bambaşka çareleri getirdi. Bütçelerle birlikte filmlerin konuları, oyuncuları, her şeyi değişti. Böylece sonu gelen masumiyet esaslı filmlerin, romantik şarkıları da tarihe karışmış oldu. Bu sebepledir ki şarkıların da yenileri yapılmadı; ancak var olanlar da unutulmadı. Bu akımın kaderi, modasının geçmesiydi; ki bu da klasikler hariç, önünde sonunda, çoğu müzik akımının makus kaderiydi aslında.

Yeşilçam şarkılarının melodik yapıları çok zengindi, sözleri naifti. Kim, hangi zamanda bu şarkıları dinlese dönemin aşkları gibi, içinde içtenlikli, masum bir şeyler bulurdu. Hüzün, bu şarkıların ana konusuydu. Genellikle yanlış anlamaların temelini oluşturduğu senaryoları, hasret, kavuşamama ve terk edilme üzerine yazılmış sözlerden oluşan şarkılar desteklerdi. Bir kısım film mutlu sonla biter, zaten sayıca hüzünlü olanlardan daha az olan mutlu şarkılar da o filmlerin sonlarında kendilerine yer bulurdu.

Yeşilçam şarkıları genellikle filmler için bestelenirdi. Ancak özellikle altmışlı yılların sonu ve yetmişli yılların başında kimi filmler bu defa şarkılar için yapıldı. Senede Bir Gün filmi bu akımın amacına ulaşmış en iyi örneğidir, çünkü şarkı o dönemi yaşayan istisnasız herkese filmini hatırlatır. Bestesi Şekip Ayhan Özışık, sözleri Sadık Şendil’e ait olan Senede Bir Gün şarkısıyla, filmi vizyona girdikten sonra yer yerinden oynamıştı. Bahçevan da Zeki Müren’in şarkısıyla hayat bulmuş filmlerden biridir; film şarkının en popüler olduğu dönemde çekilmiş, şarkıyla özdeşleşmişti. Şarkıyı duyunca Bahçevan filmini hatırlamayan yoktu; çok uzun yıllar şarkı filmi hatırlattı, hala da öyle.

Dönemin önemli özelliklerinden bir diğeri de, şarkıların birden çok şarkıcı tarafından 45 devir plak yapılmasıydı. Bazı şarkılar en popüler oldukları dönemde bazen aynı anda beş şarkıcı tarafından plağa okunurdu. Şarkılar aynı olsa da, yorumlar birbirinden çok farklı lezzette olurdu.

Ancak, aynı şarkıları plağa okuyarak her şarkıcı aynı başarıyı yakalayamadı. Neşe Karaböcek bu başarılardan birinin canlı örneğidir. Ondan önce “Artık Sevmeyeceğim” şarkısını onbir kişi plak yapmıştı. Şarkının bestecisi Suat Sayın bile Neşe Karaböcek’e, plağa okumak istediğinde tutmayacağını düşündüğünü söylemekten çekinmedi. Ancak Flamenko altyapısıyla yeniden düzenlenen şarkı, Neşe Karaböcek’in de duru yorumuyla 1968 yılında bomba gibi patladı. Şarkı hala onun adıyla anılır.

Neşe Karaböcek, Behiye Aksoy, Esengül, Handan Kara, Sevim Şengül, Gönül Akkor bu akımın kraliçeleriydi. Çünkü neredeyse bütün “hit”lerde onların imzaları vardı. Tarzları birbirinden çok farklı, ve hepsinin sesleri çok karakteristikti. Zaten dönemin özelliklerinden biri de kötü sese plak yapılmamasıydı. Yanlışları düzeltmek için bugünkü gibi bir ses teknolojisi yoktu, “plağa okumak” kolay iş değildi. Dolayısıyla güzel ses kıymetliydi, vasat seslerin adı bile yoktu.

Bir sesin de kendisi var, sahibinin adı yoktu. Bu istisna, bir zamanlar Yeşilçam filmlerinde kah Türkan Şoray, kah Hülya Koçyiğit’in sesi olan Belkıs Özener’e aitti. Gönül Yazar’ın kızkardeşi olan Belkıs Özener, Yeşilçam’ın en güzel aşk filmlerine hayat veren şarkıları, stüdyolarda filmlerin üzerine okuyan, kimsenin görmediği billur sesli şarkıcıydı. 2006 yılında bir zamanlar Yeşilçam filmleri için söylediği şarkıların kayıtları Sahibinin Sesinden albümüyle bir araya getirildi. Bu albümünün beklediğine değecek kadar ses getireceğini, Yeşilçam yıllarında kendisi de bilemezdi.

Şimdi yeni nesil şarkıcılar Yeşilçam şarkılarını yeniden yorumluyor, eğlence yerlerinde çalındığında herkes coşuyor; ilginç olan genç nesil de dahil, bu şarkıların hepsini çok iyi biliyor. Bunun tek nedeni son zamanlarda Yeşilçam şarkılarını bir araya getiren albümlerin çoğalması ve bu şarkıların yeniden söylenmesi değil, bu şarkıların tekrarının olmaması. Bugün bestelenen hiçbir şarkı Yeşilçam şarkılarına benzemiyor, çünkü o devir Yeşilçam filmleriyle birlikte kapandı. Yeşilçam şarkıları bir dönem klasiğiydi.

The following two tabs change content below.

Aslıhan Işın

1995 yılında Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü’nden mezun oldu. Dergicilik kariyerine Hürriyet Dergi Grubu’nda, Art+Decor Dergisi’nde muhabirlik yaparak başladı. Dekorasyon, seyahat, kadın, yaşam, yemek dergilerinde editör, yazı işleri müdürü ve yayın yönetmeni olarak çalıştı. Dergicilik kariyeri boyunca seyahat, havayolu, yemek – içki kültürü, moda ve mücevher dergilerine bağımsız yazarlık yaptı. Halen kişisel bloğu için yazıyor, halkla ilişkiler yöneticisi ve editör olarak çalışıyor. Gezip gördüğü ülkelerden aldığı kitap ayracı, gazete ve kartlarla başlangıcını oluşturduğu koleksiyonlarına, 45’lik plaklar ve dergilerden oluşan küçük çaplı yeni koleksiyonlar ekliyor.

Son Yazıları Aslıhan Işın (Tüm Yazıları)

Bu yazıyı beğendiniz mi? Lütfen Paylaşın!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir