Zenginlik Objesi ve Aşkın Simgesi Mendiller

28 Haziran 2016 | Gülderen Bölük | gündelik yaşam

Türklerde mendil çok eskiden beri kullanılmaktadır. Orta Asya Türklerinde ‘Ulatu’ adıyla kullanılan mendiller, Selçuklu ve Osmanlılarda ihtiyaçtan olduğu kadar,  bir sembol ve süs eşyası olarak  da hayatın içinde yer almıştır. Şimdilerde yerini tüketilip atılan kağıt mendillere bıraksa da, eskiden genelde cepte taşınan, el kurulamaya, ter silmeye yarayan bu işlemeli bezlerin envai çeşidi müzelerde yerini aldı bile. Şehzade ve sultanlara ait olan bu örnekler bize, XVI. yüzyıldan itibaren mendillerin kumaşları ve işleme teknikleriyle ilgili sağlam bilgiler veriyor.  Bu yüzyıllarda kullanılan mendillerin kumaşları çoğunluk, el tezgahında dokunmuş ketendir. Mendilin işlemesinde ince veya kalın olarak bükülmüş, ipek ve keten iplikler kullanılmıştır. Genelliklle ‘Hesap İşi’ tekniği denilen ve kumaşın yüzü ile tersinden aynı şekilde görülen işleme tercih edilmiştir. Balıksırtı, sarma, telkırma gibi işleme teknikleri de sıkça görülür.

Topkapı Sarayında yer alan ve XVII. yüzyıla ait mendiller ise kullanışlarına göre; burun ve ter mendili, matem mendili, enfiye mendili ve merasim mendili olarak gruplanmıştır. Merasim mendillerinde  diğerlerine göre daha gösterişi işlenmeler göze çarpar. Daha geniş bordürler işlenen bu mendillerde ‘muşabbak’ denilen işleme tekniği de mendilin büyük kısmını kaplayarak, bu gündelik kullanım objesini bir sanat eserine dönüştürmüştür.

1800’lerde Avrupa’da başlayıp bizde de rağbet gören hatıra mendileri ise bu eski kullanım eşyasını başka bir boyuta taşıyor. İpek kumaştan yapılmış bu mendillerin üzerine; girilen savaşlar, yapılan anlaşmalar, 2. Meşrutiyet, Tanzimat Fermanı gibi önemli gün ve olaylarla ilgili görseller basılır ki bu görselleri okumak ve yorumlamak pek çok bilimin konusudur aslında. Türkiye’de 1950’lere kadar  üretilen hatıra mendillerinin her biri, koleksiyon meraklıları için oldukça kıymetli olup yüksek rakamlara satın alınmaktadırlar.

Mendillerle ilgili Abdülaziz Bey ise 1900’lerin başında kaleme aldığı kitabında, kibar erkeklerin ve halk tabakasının kullandığı mendillerin detaylarını verir. Kibar beylerin mendilleri, genellikle beyaz veya uygun renkte bir zemin üzerine çiçek işlenmiş olur. Diğer mendiller ise; serkizkâri adıyla ünlenmiş yazma mendiller, çeşitli renklerde çiçek işlenmiş yumuşak ipekten yapılan Hint mendili ve genelde halkın kullandığı kırmızı pazar mendilidir. Beyaz renk olup uçları ipek, kılabdan veya sırma işlemeli yağlıklar, diğer söylemiyle çevreler de halkın kullandığı mendil çeşitleridir.

Dünyada da mendil kullanımı eskiye dayanır. Fransız denizciler Çinlilerin tarlada çalışırken başlarına bağladıkları bez parçalarını yanlarına alarak geri dönerler. Hafif ve yumuşak ketenden yapılmış bu mendiller hızla moda olur ve oradan da İngiltereye yayılır. Çindeki kullanımından farklı olarak adete bir süs eşyası gibi kullanılır ve bizdeki Katibim örneği gibi mendillerin yere düşürüldüğü, daha doğrusu bırakıldığı illüstrasyon ve resimlerde karşımıza çıkar. Altın ve gümüşle işlenmiş olanları ise 1500’lerde o  kadar pahalı bir fiyata çıkar ki, vasiyetnamelerde değerli eşyalar olarak anılır.

İngiltere’de, I. Elizabet döneminden itibaren kullanılan dantel mendillere sevgilinin ismi işlemek çok yaygın bir adet haline gelir ve bir köşesinden püskül sallanan  bu mendillere bir müddet sonra ‘gerçek sevgi düğümü’ denilir. Centilmen erkekler bu sevgi düğümlerini şapkalarının içinde, kadınlar da göğüslerinin arasında saklayarak onları bir aşk objesine dönüştürürler.

Benzer bir durumu, eski İstanbul yaşantısını anlattığı kitabında Musahipzade Celal de aktarır. Sevgililerin rahat rahat konuşup görüşemediği o dönemde; çevre, mendil, çiçek gibi şeylerle, el ve göz işaretleriyle ve renkler yoluyla  adeta bir mektuplaşma kadar detaylı bir duygu aktarımının  ve haberleşmenin mümkün olabildiğini söyler. Mesela yırtılmış ve ortası yakılmış sarı bir mendilin manası “Derdinden harap oldum, yandım, sarardım, soldum” anlamına gelmektedir.

Bizde de kullanım amaçlarının ötesine taşan mendiller, batılılaşmanın etkisiyle beldeki kuşaktan çıkarak, göğüsteki küçük cebe yerleşerek şıklığın ve Avrupailiğin sembolleri arasına girmiştir.

Üstteki stüdyo fotoğrafında kameralara poz vermiş beyefendinin, elindeki mendili ve üzerine işlenmiş harfi özellikle sergilediğini farzetmek hiç de zor değil. Acaba mendilde işli olan harf, sevgilinin isminin baş harfi mi?

Kaynakça

Mehmet Önder, Antika ve Eski Eserler Kılavuzu, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Abdülaziz Bey, Osmanlı Adet, Merasim ve Tabirleri, Tarih Vakfı Yurt Yayınları

Özcan Sapan, Şeylerin Tarih, Chiviyazıları Yayınevi

Musahipzade Celal, Eski İstanbul Yaşayışı, Devlet Tiyatroları İç Eğitim Dizisi, Cilt 2

The following two tabs change content below.

Gülderen Bölük

1987 yılında İstanbul Bulvar Tiyatrosu'nda çocuk oyunları ekibinde tiyatro çalışmalarına başladı. 1995 yılına kadar bu tiyatroda birçok eserde ve çocuk oyununda rol aldı. 1998 yılında Bahçelievler Belediye Tiyatrosunda biz sezon sahne aldı. 2002 senesinde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Gösteri Sanatları Merkezi, Tiyatro Yazarlığı ve Yönetmenliği’nden mezun oldu. Aynı yıl Mimar Sinan Üniversitesi, Fotoğraf Ana Sanat Dalı’nı bitirdi.2002 yılında İğne Deliği Sanat Atölyesi’ni kurdu ve atölyede verdiği fotoğraf derslerinin yanı sıra birçok etkinlik düzenledi. Bu etkinliklerde birçok sanatçıya ev sahipliği yaptı. Aynı zamanda dia gösterileri ve sergilerde yer aldı, konferanslar verdi. Uzun yıllardır Osmanlı Dönemi ve Cumhuriyetin ilk yıllarına ait fotoğraf koleksiyonu yapan Bölük, bu konudaki araştırmalarını makaleler şeklinde kaleme aldı. Yazıları Newsweek, Aktüel, Collection, Popüler Tarih, Toplumsal Tarih, On Air, Jet Life, Fotoğraf Dergisi gibi birçok dergide yayımlandı. 2003 yılında Collection Kulübü'ne üye olan Bölük, kulüp üyeleriyle beraber; pek çok koleksiyon sergisinde yer aldı 2006 yılında Devlet Fotoğraf Yarışmasında “Başarı” ödülü aldı. Birçok eseri sergilenmeye değer bulundu.2009 yılında Kültür A.Ş. tarafından "İstanbul'un 100 Fotoğrafçısı" adlı kitabı yayımlandı. Fotoğraf Tarihi alanında birçok konferans verdi. 2010 yılında Marmara Üniversitesi, Fotoğraf Bölümü’nde yüksek lisansını tamamladı. Üç yıla yakın bir süredir Fotoğraf Dergisi'nde Foto Bellek adlı köşesinde fotoğrafa dair Osmanlı Dönemi'nden kalan belgelerin çevirisini yapmaktadır. 2014 Yılında ikinci kitabı Fotoğrafın Serüveni, Kapı Yayınları tarafından yayımlandı. 1993 yılından bu yana anaokullarında yaratıcı drama ve tiyatro eğitimi vermektedir.

Bu yazıyı beğendiniz mi? Lütfen Paylaşın!

2 Yorum Zenginlik Objesi ve Aşkın Simgesi Mendiller

  1. R. Sertaç KAYSERİLİOĞLU :

    Her zamanki harika ve gerekli bilgiler içeren bir çalışma. Bu anlamda, saygıdeğer Gülderen BÖLÜK’ün yönetiminde tutkunu olduğumuz “KOLEKTOMANİ” sayfasına bir kez daha teşekkürü bir borç biliriz.

    • Gülderen Bölük :

      Canım Sertaç Abiciğim, sizin gibi bir duayenden bunları duymak onur verici. Bu arada tüm koleksiyoner dostları olduğu gibi beni de yazmaya teşvik eden ilk kişi yine siz oldunuz. Teşekkür ve saygılarımla…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir